Kategori: Türk Şiiri

Kurtulamayan

sen kader ağacı değilsin – nedeni bututkularına bırak kendinibir soluk var yaşıyor uzak uzakbu daha ölmemişsin demektir önce bitir bu şarkıyıbir bardak doldur mavi–hiçbiri açmıyor mu seni-ve git bu gelmediğin yerekurtulamayan–nedeni bu Ece Ayhan

Rasgele Değil, Kar Ödülü

rasgele değil yemin ederimdünya içindeyaşayamayacağım kadar büyük buve ölüm yerleşti dudaklarıma-ağzıma mı deseydim-akşamlarsa işte öyleherkesin bildiği gibibir otelden bir otele taşınanbavullar gibi hüznümü titretiyorumyani hüznüm beni titretiyorbir hüznü titriyorum yaniferacesinden içi görünençok müslüman bir kadın gibikanım akıyor içimdeçok müslüman bir kadın gibikanım içimdebir gökdelenin yetmişbirinci katındayer yatağında uyur gibi şükür ey sonlu şölenbüyük hayataldığın verdiğinden …

Devamını oku

Ölümün Arifesinde

benim parmaklarım, yüzümün devamıdırellerimse Tanrı’nın varlığına delilhiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürüzbize ihanet edenlerden, ölerek intikam alırızben ki her saniyemi, son anım gibi yaşıyorumyani muamma değil artık benim için ölümeğer buraya sığamıyorsamya göğe çekilir, ya toprağa gömülürüm ben öldüğümdesana verdiğim kolye parlayacakbir fotoğraf alev alacak, bir kuş havalanacakyere düşürdüğün kitaptan etrafa sözcükler saçılacakbozkırda …

Devamını oku

Fotoğraftaki Yağmur

‘ceviz gölgesinde uyuma’ diyor annemsesi mısır püskülü / tenhakendimi fotoğraftan öğreniyorumbakır kapları kalaylayan çingeneninaltın dişi gülümsüyorteline kuşlar konmuş saz çalıyorumben yokum sesim var çiçekleri yolarken tanrının eliıslık gibi kesiliyor aniden rüzgaryağmur başlıyor fotoğraftakurak bir ağaç bir giz her yüzyelkovanı sıkıntıya ayarlısaatin tik takları / bu yüzdennabzımda taşımıyorum zamanı sokakta başlıyor yağmur çatılara taşıyor damlalarkediler kaçıyor …

Devamını oku

Gül Yaprağı Gibisin Yastığımda

nerede başlıyor bu ayrılıknerede bitiyorsınırı nerede bilmiyorumöyle bir günde geliyorsun kigittiğini unutuyorum o anvar mısın yok musun gül yaprağı gibisin yastığımdasaçlarında yosun kokusuhangi limanlardan geldinhangi mavilerde yıkandın her gelişinbir tükenişe başlatıyor yaşamıbu yazgının kör ruhuna inatdenizlerinde yitirip yeniden buluyorum kendimisende benim gibidoyumsuz musun güvercinim/ ürkek ve sıcak/sokulmuş koynuma uyuyorsundalgalar kıyıları dövedursunrüzgarlar pencereme vuradursunüşümez sen varken …

Devamını oku

Yalnızlık Şiirleri

I.Bozkırın ortasındatam ortasında, alıç ağacı yaşarbir başınasusarak dal uçlarında bir kamaşma eski sevinç, kırgın heves, ince hasret yaşar içten içetutuşarak aklında orman sesi gönlünde saka kuşu çoktan kururdu, eğeryaşamaktan vazgeçseydi yaşarsenelercedayanarak dalında üç yemişi biri toprağabiri rüzgârabiri sakaya yaşar bile isteyealdanarak II. yeraltı nehrigün yüzüne çıkardurmadan şaşırarakyaşadığınave öldüğünebir pınara dönüşüpgüneşe kavuştuğu yerde III. denizden aldım …

Devamını oku

Sınavda Çıkmayacak Sorular

teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlarçeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarınıortadoğu’yu ihtiyaç halinde seviyorlar, gökdelenleri her haliyleeve geç gelmeyi borsaya bağlıyorlar, geriye kalanları astrolojiye“konuşan tartı”lardan korkmuyorlar bir de, -ben bazen korkuyorum- artis diyorlar erken ölenlere bir akşamüstü her yer kalabalıkher yer kalabalık, üzgünüz yeteri kadar ve rimbaud mahkemelerde sanıksırayla ölüyor kumbarası kırılmış …

Devamını oku

Kutsal Kalabalık

İnkâr ve kabul, gece ve gökyüzü, imkân ve acıBüyük cezaymışsın özgürlük, öğrendim sonunda. Beni bir gölge doğurdu sudan ağaçtan rüzgârdan eksikGittim ki benden yapılmış boşluktu her yer. Geniş zamanlı sözler söyledim inanıp güzelliğeEyvah ki kalbin minesi akşamla soldu. Bir eksikmiş suların gittiği, ne kadar akarsaHerkes ne çok severmiş seni mutsuzluk. Oturdum kirpiklerden ayetler indirdim aşkaEy …

Devamını oku

Ders Sonu

Ben en çok kendimde öldüm, kendimeNecatigil’in öğrettiği mahcubiyetle kendime gömüldüm, hep güz, hep gazel ben en çok diyemediğim ukdeyle; kim’e sır kilimine bastım dünyamı, acı iklime bir baykuşun çığlığıyla, ders eksiği geceye asıp korkumu, aşıp aşıp kimliğimden taştım, sırılsıklam ter arkı tutsun diye atlasımdaki hayal izi, yar izi sözcüklerin aşkıyla, “ben” yükümü -değil bildik yalanların …

Devamını oku

İstiridye ve İnci

ölmekten yeni geldimkimse görmedi doğduğumu aldatıcıydı akıntısı sularınkayaların dibindeki midye kocaman duruyordu bir kum tanesinin soluğu yeter mi denizlereömrüm kendisine yaldızlı bir kabuk arıyordu saklandım bir istiridyenin pembe gizemlerinesürüklenip geri geldim sedeflerle örttüm kumu yakalandım ağlara, zaman ele verdi benihüznümün beyazı satılıyordu söz dilde gizli, inci konuşmazacemi sarraf kör bıçakla sedefi tenimden kaldırıyordu küçük diyor, …

Devamını oku