Hangi şiir kalpte gizlenir?

Şiir seviyorsanız… Hakiki şiir ve şairlerle tanışma bahtiyarlığına erişmişseniz…

Bilirsiniz; bazı şiirler hafızada değil, kalpte saklanır!
Sadece edebiyat algımızı değil, hayatla ve kendimizle ilişkimizi de anlatır o dizeler.
Lafı getireceğim yer şu…
Cezmi Ersöz hoş bir şey yapmış; edebiyat, sanat, medya dünyasında tanınmış kimi isimlere en sevdikleri şiiri sormuş.
Ve bu şiirlerden bir kitap oluşturmuş. Adı da şöyle: “Sevdiklerinizin Seçtiği Şiirler: Kalbimde Bir Şiir Gizli.”

***

Ali Kırca’dan Fatma Girik’e; Ayşe Kulin’den Ata Demirer’e uzanan bir listeye dayanıyor kitap. Tam 115 ünlü.
Geniş bir yelpaze mi peki?
Hayır! Görüyoruz ki, büyük bölümü sadece “dönüp dönüp okuduğu bina”yı edebiyat sayan kesimden! Cezmi Ersöz’ün kitabını karıştırırken çok sevdiğim kimi şiirlerle tekrar karşılaşmanın hazzını yaşarken bir yandan da hüzünlendim. Çünküİsmet Özel’in o müthiş dizeleriyle söyleyecek olursam…
Belli ki hâlâ “insanlar, hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır.”
Belli ki, ne Sezai Karakoç’la, ne Cahit Koytak’la bir bağ kurmuşlar. Belki adlarını bile bilmiyorlar.
Düşünüyorum da…
Bir İbrahim Tenekeci şiirinin, bir Ah Muhsin Ünlü dizesinin ruhuna dokunmadığı şiir severlerin olması ne fena!

***

Kitaba şöyle bir göz attığımızda çıkan sonuca göre, şiirleri en çok seçilen şair Can Yücel.
Ardından Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan geliyor. Orhan Veli’nin şiirlerini kalbinde gizleyenler de çok! (Veli’nin sevilmesini anlıyorum da, “kalpte gizlenmesi”, ne yalan söyleyeyim, tuhafıma gidiyor!
Yazdığı o tür bir şiir değil çünkü!)
Şiir seçimlerindeki “üniform” havayı bir Kürt şairi olan Melaye Ciziri’yi seçen Aynur Doğan ve Necip Fazıl’ı seçen Zeki Demirkubuz bozmuş.
Beni şaşırtan…
İnsanın çok derinlerine temas eden şiirler yazan Turgut Uyar’ın şiirlerini sadece üç kişinin seçmiş olması!

***

Edebiyatımızın yıllar boyu birbirine kapalı çevrelerde tıkanıp kalması, kalp kapılarını da kapatıyor.
Mesela bu kişiler…
İsmet Özel’in “Ben ne büyük dalgınlıkla bakmışım ki hayata/ görmedim orada çinko damların ve plastik sürahilerin tanrısını/ yerimi yadırgadım/ yerim olmadı zaten mezarımdan başka” dizeleriyle tanışsalardı, bir daha unutabilirler miydi acaba!
Ya da…
Tanıyıp okuma talihine erişselerdi… Cahit Koytak’ın şu dizelerini kalplerinde gizlemezler miydi: “yalnızlık, kayzerden daha güçlüdür/ ve romadan daha uğultulu/ yastığa gömebilir misin onu?”

Haşmet Babaoğlu