Dün Gece

Dün gece senin kayıp hatıran kalbime uğradı

Hani bahar usulca beyabanı* ziyaret eder ya
Hani frişka** çölde ayak seslerinin sessizliğini aksisedalar,
Hani huzur birilerinin hastalığı üzerine yavaşça, yumuşakça çöker ya.

*Çöl, sahra
**Meltem, hafif ve tatlı rüzgâr

Faiz Ahmed Faiz
Çeviri: Mustafa Burak Sezer

Rubai

Senin yitik anılarındı önceki gece yüreğimi ürperten

İlkbaharın çorak bahçelere gizlice girmesi gibi 
Çölü usulca yalaması gibi sabahın serin esintisinin 
Kendini iyi hissetmesi gibi bir hastanın, yok başka bir nedeni

Faiz Ahmed Faiz
Çeviri : Tuğrul Asi Balkar

İki Cihanda da Yitiriyor Aşkını

İki cihanda da yitiriyor aşkını, işte böyle
Terk ediyor gecenin hüznü ardından, işte böyle

Meyhanedeki kadehler can sıkıntısıyla dolu şimdi
Baharın her günü yüzü asık, ayrıldığından beri

Yok yere günah işledi. Yazık! yalnızca dört günde
Öğrendi biraz cesaretin anlamını, işte budur yıkılmazlık

Sevdiğinden daha ayartıcıydı anılar, dünya durdu
Anılarının yatağında, şimdi canlı bir elemdir çektiği

Farkında olmadan sevdiceği bugün gülümsedi ya, Faiz der ki
Söz etme sakın bu karışıklıktan, çünkü dingindir şimdi yüreği.

Faiz Ahmed Faiz
Çeviri : Tuğrul Asi Balkar

Bu Zincire Vuruluş, Bu Darağacı Ânı

Bu bekleyiş saati sarmış tüm patikaları,
Hiçbir saat vurmuyor özlenen bahar anını,
Ve gündelik tasalar çökmüş üstüne ruhlarımızın.
İşte mihenk anıdır bu, aşkımızın nöbetini devretmek için.

Bu kutsal andır, sevgili bir yüzü gözümüzün önüne getiren,
Bu kutsal saattir, dinmek bilmez yüreği dindiren!
Şarap kadehi de saki de geri çevrilir, boşuna!
Serin bulutlar geçtiği zaman üstünden dağın,
Bir selvi ya da çınar yaprağının,
Paylaşamayacaksak artık hiçbir dostla
Oynaşan gölgelerini, yeşil saatlerini onların.

Sızladı durdu bu yaralar çoktan beri, ama böylesi-
Bu zincire vuruluş, bu darağacı ve bu sevinç
Bu kaçınılmaz seçme vaktindeki
Bu tüm dostlardan ayrılış vaktindeki gibi sızlamadı hiç!

Sözünüz geçse de hücreye, hükmedemezsiniz bahçeye
Kırmızı gül goncaları açtığında, o taze an geldiğinde,
Hiçbir ilmik yakalayamaz şafak rüzgârının ayaklanışını,
Hiçbir ağa tutsak düşmez baharın uyanışı.

Görecekler başkaları, ben görmesem de o ânı
Bülbülün şakıdığı ve çiçeğin açtığını.

Faiz Ahmed Faiz
Çeviri : Halil Köksal