Etiket arşivi Hint Edebiyatı

ileŞiir Antolojim

Aşka Çağrı

Beni bırakıyorsun kendi yoluna gidiyorsun
Ardından yas tutuyorum, kara yazı yazıyorum
Bir türkü gibi gelip yüreğime yerleşiyorsun
Ardın sıra yıllar geçiyor, dört nala baharlar
El değmedik çiçekler yavaştan bir bir soluyorlar
Bir yerlerden çıkıp çıkıp yağmur geceleri geliyor
Altın sarısı yaprakların ucundan güz
Ölümsüz nisan ayları yeryüzünü öpüyor.

Durmaya vaktimiz yok. Hepinizi çağırıyorum
Ancak bugün varız bunu bilesiniz
Yüreklerimiz yarılmadan, burkulmamışken daha
Hepinize gelin diyorum. Hepinizi çağırıyorum.

Rabindranath Tagore

ileŞiir Antolojim

Aşk İçin Büyü

Sarmaşık nasıl kucaklarsa ağacı
Sen de öyle sarıl bana.
Uzaklaşma benden, uzaklaşma
Canamım ol…

Nasıl kanat çırparsa toprakta,
Göklere süzülmeden önce kartal,
Ben de öyle kanat çırpıyorum kalbinde.
Uzaklaşma benden, uzaklaşma!
Yanımda kal!

Güneş nasıl kucaklarsa ufukları
Kalbini öyle kuşattı varlığım.
Uzaklaşma benden, uzaklaşma!
Cananım ol.

Atharva-Veda

ileŞiir Antolojim

Şu anda yine tek düşüncem o.

Şu anda yine tek düşüncem o.

Şarkılar vardır unutulan
Birden hatırlarsınız
Sesi kulaklarımda böyle bir şarkı

Bilhana

ileŞiir Antolojim

Eller bakar geçer kayıtsız

Eller bakar geçer kayıtsız
Benim kalbim çarpar görünce
Çiçekler gözlerine benzer de.

Trivalluvar

ileŞiir Antolojim

Ölüye İlahi

Bir daha görmeyeceksin gökteki güneşi
Yavrusunu kucaklayan bir anne gibi,
Bağrına bas onu toprak.
Bir kadın nasıl örterse kocasını
Sende onu öyle ört

Vedâlardan

ileŞiir Antolojim

Avcı dişi bir karaca gördü ormanda,

Avcı dişi bir karaca gördü ormanda,
Gözleri arzudan alev alevdi,
Birden hatırına cananı geldi,
Avcının oku düştü elinden.

Kalpleri birlikte çarpan yıllarca
Yıllarca birlikte ağlayıp gülen,
İki sevgiliden biri can verse,
Hayatta kalandır gerçekte ölen.

Hâlâ

ileŞiir Antolojim

Yiğit kocamaya görsün

Yüzü akken kara olur
Yiğit kocamaya görsün
Ellere maskara olur
Eli titrer, gözü akar
Güzeller yanından kaçar
Karısı “ah, ölse” diye
Dua eder biteviye.

Tukaram

ileŞiir Antolojim

Yağmurcuk ile Yasemin

Yağan yağmurcuktu
Varıp kulağına dedi yaseminin :
“N’olursun hep yüreğinde tut beni!…”
“Ama ben…” dedi yasemin
İç çekti yavaştan, ağırdan
Sonra toprağa düştü.

Rabindranath Tagore

ileŞiir Antolojim

Hint Edebiyatından Dizeler

kader kısa kesse bile iyi insanın sevgisini
o sevginin izleri sürer gider insanlarda
bir canın titreşimleri gibi

(Ravigupta)

kötülere hiçbir iş için başvurmamak
borç istememek kıt kanaat geçinen dosttan
tatlı dilli, dürüst, iyi huylu olmak
ölüm döşeğinde bile elden bırakmamak mertliği
yılmamak en büyük talihsizlikler karşısında
büyük adamların izinden yürümek
bu kurallar keskin kılıç gibi yamandır ama
iyilere bunların hiçbirini öğretmek gerekmez

(Darmakirti)

görevini yerine getirmeyen öğretmen
cahilliğine rağmen konuşup duran softa
ahalisi boşuna yardım uman hükümdar
kocasının başının etini yiyen kadın
kent eğlentilerini kurup duran sığırtmaç
dağların koruların düşüne dalan berber
bunların altısı da fırtınalı denizde
batan cılız bir tekne gibi öldürücüdür

(Rajasekhara)

dünya benim olsa da, sırf ben hüküm sürsem de
koskoca yeryüzünde tek bir kentim var benim
bir tanecik kentimde benim tek bir evim var
şu evimin içinde bir taneciktir odam
odamın içinde de topu topu bir yatak
ve yatağın üstünde biricik karım uyur
saltanatımın nuru, neşesi, güzelliği

(Daksa)

sabır, zırhtan güçlüdür, korur varlığımızı
düşman arama sakın yüreğin öfkeliyse
dostun varsa gerekmez tehlikeye panzehir
eşin ısıtır seni ocağın yanmasa da
yılan bile ısırmaz iftira kadar kötü
aklın ve bilgin varsa zenginlik nene gerek
alçakgönüllülerin gözünde bir hiçtir süs
şiir, ilham perimiz, olmaz olsun saltanat

(Bavabuti)

Çevirmen: Talat S. Halman
Sanskrit

ileŞiir Antolojim

Boşuna Tutku

Boşuna, bu gözyaşları.
Boşuna, bu doymak bilmeyen ateşli tutku.

Güneş batmak üzere.
Orman karanlık, gökyüzü aydınlık.
Gündüzün yerini alıyor akşam,
yavaş adımlar ve kederli gözlerle.
Ayrılmakta olan güne ağıt yakıyor
çok hafif bir esinti.

Elleri ellerimde, istekle
gözlerinin içine bakıp
onu arıyorum,
nerede olduğunu merak ediyorum,
nerede bulacağımı,
içinde gizli olan ruhu.

Karanlık gökyüzünde,
yalnız yıldızlarda titreyen
göklerin o sonsuz ve aydınlık gizemi gibi,
ruhunun ışıldayan gizemi,
titriyor,
gözlerinin koyu karanlığında.
Ben de onlara bakıyorum dikkatle,
tüm aklım ve yüreğimle,
tutkunun mantıksız denizine dalıyorum.
Öğrenmeye çalışıyorum,
onu nerede bulabileceğimi:
gözlerinin içinde,
gülümseyişinde,
tatlı tatlı akan sözlerinde,
ya da yüzündeki dinginliğin
gerisinde.

Yazık, gözyaşlarım,
yazık, yükseklerdeki umutlarım,-
o neşeli gizem benim için değil.
Ne kadar atılgan bir tutku,
ona bütünüyle sahip olmak.
elimdekilerle mutlu olmalıyım:
bir gülücük, bir sözcük,
bir bakış,
bir aşk anıştırması.

Böylesine yoksul olan ben,
ne verebilirim ona karşılığında?
Sonsuz bir aşk var mı içimde,
sonsuz gereksinimlerini karşılayacak,
yaşamın?
Başarabilecek miyim,
kendim olmayı?
Alıp hayat arkadaşımı yanıma,
bulabilecek miyim yolumu,
sonu gelmeyen günler ve geceler boyunca,
sayısız dünyaları bir arada tutan,
sonsuz gökyüzünün içinden,
onlarca samanyolunun ve ışık hatlarının
derin aydınlığı ve karanlığından
ve güneşin doğup battığı
aşılmaz dağların üzerinden?
Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?

Kimse bize ait değil.
İnsan açlığı doymuyor insanlarla.
Dikkatle
ve gizlilik içinde,
dünya ve onun tanrısı için açan,
birer nilüfer onlar.

Günler ve geceler boyunca,
sevinçte ve üzüntüde,
zenginlik ve yoksullukta,
yaşamda ve ölümde
ve mevsimlerin sayısız döngüsünde,
çiçek açıyorlar kokuları duyulsun diye,
güzellikleri ve tatlılıkları görülsün diye.
Kesimemeli hiçbiri,
tutkunun bıçağı ile.

Sevmek için varız,
ve güçlü bir aşk beslemek için.
Sevdiğimizi sahiplenmek için değil:
İnsan tutkusundan üstündür insan ruhu.

Derinlere gömülmüş tüm sesler bu dingin gecede,
Ateşli tutkunu bir kenara at gözyaşları içinde.
Evine dön yavaş adımlarla.

Kasım, 1887

Rabindranath Tagore