Bir Sokak Orospusuna

İşkillenme sakın, gocunma benden!…Ben tabiat kadar ateşli,
     tabiat kadar hovarda, ben Whitman dedikleri herifim.
Güneş senin üstünden el çekmedikçe, bil ki el çekmem senden,
Nehirler vazgeçmedikçe senin için çağlamaktan, bırakmadıkça
            ağaçlar senin için uğuldamayı, bil ki senin için çağlayacak,
            senin için uğuldayacak sözlerim.
Kadınım,söz kesilmiş say aramızda!…Diyeceğim, beni gönlünce
            karşılamak için hazırlığa koyul şimdiden!…
Ben gelinceye dek sabırlı ol, uslu otur emi!…
Ayrılmadan şöyle iyice bi bakayım da gözlerine, beni akıldan
            çıkarmayasın, unutmayasın beni…

Walt Whitman
Çeviri: Can Yücel

Sessiz Sabırlı Bir ÖrümceK

Sessiz sabırlı bir örümceği,
İzledim küçük bir çıkıntının üzerinde duruyordu bir başına,
İzledim çevreleyen sonsuz boşluğu keşfederken,
İplikçikler fırlattı dışarıya, iplikçikler, iplikçikler, kendinin dışına,
Hiç dolaştırmadan onları, hiç usanmadan hızlanarak.

Ve sen ey ruhum duruyordun,
Çevrilmiş, çözülmüş, uzayın sonsuz okyanuslarında,
Durmadan düşünerek, tehlikeye atılarak, fırlayarak, çabalıyorsun
dünyaları birleştirmeye,
Gereksindiğin köprü kurulsun, tutsun saldığın yumuşak demir,
Attığın ağın lifleri sarılsın bir yere, ey benim ruhum.

Walt Whitman

Herkimsen şimdi ellerinde tutuyorsun beni

Herkimsen şimdi ellerinde tutuyorsun beni,
Biri dışında faydalı olmayacak hiçbir şey,
Dürüstçe uyarıyorum seni bende daha fazla ilerlemeden önce,
Her ne sanıyorsan onun çok uzağındayım.
Kim o takipçim olmaya gelen?
Kim o kendini muhabbetime soyunduran?
Yol belirsiz, sonuç kesin değil, hatta yok edici,
Bunların hepsini bir kenara koysan bile, yalnızca ben senin biricik ve seçilmiş miyarın olmayı
umarım,
Çıraklığın çok daha uzun ve yorucu olabilir,
Hayatının bütün geçmiş kuramları ve etrafında yaşanan tüm biteviyelikler yasaklanabilir,
Bu yüzden daha fazla zarar vermeden kendine terk et beni, çek ellerini omuzlarımdan,
Bırak beni ve yürü git yoluna.
Ya da ne bileyim gizlice bir ormanda,
Ya da açık havada bir kayanın arkasında,
(herhangi bir evin raflı odasında asla ortaya çıkmam, ya da bir toplulukta
Ve kütüphanelerde tıpkı bir ahraz, bir ahmak, bir doğmamış veya bir ölü gibi yalan söylerim,)
Fakat seninle sadece, etraftan ilk bakışta kimsenin görüp fark edemeyeceği yüksek bir tepenin
üstünde mümkün,
Ya da denizde açılırken veya bir deniz kıyısında veya ıssız bir adada,
Razıyım, buraya, üzerime kapat dudaklarını,
Refikin uzun süre akılda kalan öpücüğü ya da yeni evlenmiş bir kocanınkiyle,
Çünkü yeni koca da benim, refik de.
Ya da eğer istersen, bana güvenip çıkar elbiselerini
Kalp atışlarını ve kalçalarının üzerinde kalan her şeyi hissedebilirim belki,
Uzak topraklara ya da deniz aşırı yerlere giderken yanında götür beni;
Bu yolla sana dokunmam yeterli, en iyisi,
Böylece, sana dokunarak sessizce uyuyabilirim ve bitimsiz gidebilirim.
Fakat bu üçkâğıtçı yapraklar seni tehlikeye atar,
Bu yapraklar ve benim yüzümden anlayamazsın,
Bunlar en başta sana unutturur ve sonrasında daha fazla, kesinlikle aklını başından alırım,
Açıkça beni tuttuğunu düşünüyorsan bile, seyret!
Zaten göreceksin senden kaçtığımı.
İçine bir şeyler kattığım için bu kitabı yazmış değilim,
Sen de okudun diye ona sahip olacak değilsin,
Ne insanların beni tanıyıp hayran olmaları ve beni takdir etmeleri için,
Ne de benim sevgimi isteyenleri (az da olsalar) utkulu ispat için,
Şiirlerim bir işe yaradığı için de değil, onlar zaten daha berbat eder, belki de fazlası,
Örtülü dokundurmalarımı birçok kere belki tahmin etmen ve fakat tutturamaman dışında hepsi
faydasız;
Bu yüzden bırak beni ve yürü git yoluna.

Walt Whitman
Çeviri: Kadir Yılmaz

Sana

Her kimsen korkuyorum sen rüyaların adımlarıyla yürürken
Korkuyorum bu sözde gerçekler ellerinin ve ayaklarının altında erirken,
Hatta şimdi yüzündeki parçalar, sevinçlerin, sesin, evin, işin, tavırların, sıkıntıların,
budalalıkların, giysilerin, suçların senden dağılıp harman olurken,
Gerçek ruhun ve bedenin önce bana görünüyor,
Onlar korkulardan, ticaretten, dükkânlardan, çalışmadan, çiftlik elbiselerinden, evden, alıştan,
satıştan, yemeden, içmeden, acı çekmeden, ölümden ileriye fırlıyor.

Her kimsen ellerimi üzerine kapatıyorum, böylece benim şiirim oluyorsun,
Kulağını dudağıma alıp fısıldıyorum,
Tek bir kadın ve erkeği bile daha çok sevmedim senden.

Ah ben üşengeç ve dilsizdim,
Çok daha önceden yolumu doğrudan sana çevirmeliydim,
Hiçbir şeyi değil seni ifşa etmeliydim, hiçbir şeyin değil senin şarkını söylemeliydim.

Ne varsa terkedip geleceğim ve senin şarkılarını söyleyeceğim,
Kimse seni anlamadı, yalnız ben anlarım,
Kimse sana adil davranmadı, sen bile kendine adil davranmadın,
Herkes seni kusurlu buldu, oysa yalnız ben sende bir kusur aramam,
Herkes seni tabi kılmaya çalıştı, fakat yalnız benim, seni kendime tabi kılmaya rıza
göstermeyecek,
Yalnız benim, senin üstüne efendi, sahip, iyi, tanrı, senin yaradılışının ötesinde bekleyen ne
varsa işte onları yerleştirmeyen.

Ressamlar kendi arı kovanlarını çizdiler ve hepsinin ortasında ana kraliçe,
Başından altın renkli bir hale demeti yayılırken,
Fakat ben sayısız baş çizerim ve hepsinin başında altın renkli hale demetleri,
Ellerimden, her erkeğin ve kadının beyninden sonsuza dek parıldayıp dalgalanırken.

Ah ben, hakkındaki güzellikleri ve övgüleri dillendirmeliydim!
Henüz kim olduğunu bile bilmiyorsun, bir ömür kendi üstüne uyukladın,
Göz kapaklarını bile hep aynı şekilde kapattın,
Şimdiye kadar ne yaptıysan anlamsızlaştı zaten,
(İraden, bilgin, duaların anlamsızlaşmadıysa, peki ne oldu?)

Anlamsızlaşan sen değilsin,
Onların altında ve içinde seni pusuda beklerken gördüm,
Seni daha kimsenin aramadığı yerlerde arayan benim,
Sessizlik, masa, aptalca sözler, gece, alışılmış işler, eğer bunlar diğerlerinden gizliyorsa seni
ya da kendinden, benden gizleyemezler,
Tıraşlı yüz, oynak göz, murdar ten, eğer bunlar diğerlerini duraksatıyorsa, beni
engelleyemezler,
Arsız elbise, çirkin tavır, sarhoşluk, aç gözlülük, zamansız ölüm, bunların hepsini bir kenara bıraktım.

Hiçbir erkek ve kadında bulunmaz, sana bağışlananlar
Ne erdem ne güzellik, sende durduğu gibi tek bir erkek ve kadında durmaz,
Ne cesaret ne de sabır sende olduğu kadar diğerlerinin hiçbirinde olamaz,
Diğerlerini hiçbir mutluluk beklemezken benim mutluluğum bekliyor seni.

Bana kalsa kimseye bir şey vermeden sevgimi yalnız sana veririm,
Hiç kimsenin hatta Tanrı’nın bile övgülerini dillendirmeden hemen senin övgülerini
seslendiririm.

Her kimsen! kendi bahtına düşecek olanı talep et!
Doğunun ve batının bu görünüşleri seni taklitten ibaret,
Bu yoğun çimenler, bu tükenmez nehirler, sensin onlar kadar yoğun ve tükenmez olan,
Bu taşkınlıklar, unsurlar, fırtınalar, doğanın hareketleri, apaçık yokoluşun şiddetli sancıları,
işte onların üzerinde bey ya da hanım olan her kimsen sensin,
Doğanın, unsurların, acının, tutkunun, ölümün üzerine bey ya da hanım olmak senin kendi
hakkın.

Bileklerindeki zincirler düştüğünde tükenmeyen bir yeterlilik bulacaksın,
Yaşlı ya da genç, erkek ya da kadın, kaba, aşağı ya da diğerlerince reddedilmiş, her kimsen
bunu herkese duyuracaksın,
Anlamları açıklanmış doğumla, yaşamla, ölümle, cenazeyle, sınırlanmamış bir şeylerle,
Öfkeyle, kayıplarla, hırsla, cehaletle, usançla, bu yolda neyi seçme hakkın varsa işte onla.

Walt Whitman
Çeviri: Kadir Yılmaz
Mağaradakiler Dergisi, Sayı 7