Etiket arşivi Giacomo Leopardi

ileŞiir Antolojim

Fragmanlar

Fragmanlar II
(Ayrılık)

Gidip geliyorum evimin kapısına,
boşuna diliyorum yağmur ve firtına,
geçmesin istiyorum o kadın eşiği, çıkmasın dışarıya.

Oysa rüzgâr uğulduyor ormanda,
şimşek dolaşıyor çakarak bulutlar arasında,
şafak sökmeden önce.

Ey sevgili bulutlar, gök, yer ve ağaçlar
gidiyor sevgilim: Acıyın bana, âşıklar
için merhamet varsa bu dünyada.

Ey fırtına uyan; yarışın ey bulutlar;
gömün beni altüst olmuş Doğa’ya; güneş
başka toprakları gün ışığına boğuncaya kadar.

Gök yeniden masmavi; sustu rüzgârın sesi;
kesildi her kesimde yaprak, dal hışırtısı; yakıyor
gözyaşına boğulmuş gözlerimi acımasız güneş.

Fragmanlar IlII
(Taş Kesilmiş Kadın)

Söndü gün ışığı batıda,
ateş altında değil evlerin bacaları,
havlamıyor artık köpekler, insanlar suskun.

Döndü yüzünü genç kadın aşk çağrılarına,
buldu kendisini bir çölün ortasında;
daha mutluydu, daha alımlıydı başkalarından da.

Yayıyordu ışıklarını güneşin kız kardeşi
her tarafa; gümüşe boyamıştı, o yeri
çepeçevre saran ağaçları.

Dalların hışırtısı rüzgârda, sürekli;
ağlayan bülbülün sesinin yanı sıra;
ağaçların arasından akan suyun tatlı şırıltısı.

Pırıl pırıl deniz, kırlar.
Ormanlar ve dağların tüm tepeleri
birer birer kendilerini gösterirler uzaktan.

Kararmış vadiler dingin gölgesinde gecenin;
çiy yağdıran Ay, giydirmişti
aklığını sırtına çevredeki tepeciklerin.

Kadın tek başına ıssız yollarda,
duyuyordu yüzünü okşadığını tatlı tatlı,
etrafa kokular yayan rüzgârın.

Eğer keyif veriyorsa izlemek o manzarayı,
boşuna bir soru aslında; daha büyüktü o
keyiften o esenlik, yüreğinin söz verdiği.

Nasıl da kaçtınız elimden ey mutlu saatler!
Durmaz, kalıcı değil, hiçbir şey yeryüzünde
zevk veren umuttan başka.

Bakın, gece bulandı, karardı gökyüzü;
oysa ne kadar güzeldi, güzelliğinden
aldığımız zevk korkuya dönüştü.

Göründü bir kara bulut dağların ardından
fırtınanın habercisi, büyüdü büyüdü;
o kadar ki kapadı ayın ve yıldızların önünü.

Görüyordu onun yayıldığını her köşeye,
yükseldiğini havada yavaş yavaş,
kapladığını gökyüzünü başının üstünde.

Azalıyordu giderek gün ışığı
ve ormanda rüzgârın uğultusu,
keyif alınacak o yerde.

Gümbür gümbür yankılanıyordu
orman; öyle ki uyanıyordu ve uçuşuyordu
dallar arasında kuşlar korkudan.

Ve bulut büyüyordu, iniyordu
limana doğru, etekleri bir yandan denizi,
öte yandan dağları süpürüyordu.

Düşmüştü her şey zifirî karanlığın içine,
duyuluyordu yağmurun şakırtısı;
yaklaştıkça bulut, giderek artan gürültüsü.

Çakıyordu şimşekler ürkütücü bir biçimde
bulutlar arasında, kamaştırıyordu gözleri;
sapsarı toprak, kıpkızıl bir hava etrafta.

Dizlerinin bağı çözülüyordu insanın korkudan;
bir tempo tutturmuştu gürleyen gök;
tıpkı yükseklerden aşağıya inen çağlayan gibi.

Kimi zaman duruyordu ve bakıyordu
kasvetli havaya şaşkın ve koşuyordu sonra,
öyle ki giysileri ve saçları uçuşuyordu arkasından.

Bıçak gibi kesiyordu göğsünü rüzgâr;
soğuk damlalar çarpıyordu yüzüne,
karanlık havanın içinde.

Yabanıl bir hayvan gibi geliyordu üstüne
gök gürültüsü, gürleyerek
ve aman vermeden, artıyordu yağmur ve fırtına.

Her sey altüst olmuştu; dünya toz
duman içinde; dal, yaprak, taş, toprak;
öyle bir gürültü ki hayal etmek bile zor.

Kaçırır yorgun ve bezgin gözlerini
şimşeklerden, bürünmüştür paltosuna;
hızlandırır adımlarını yürürken fırtınada.

Ne ki çakar gözünün içinde şimşekler,
yakar gözlerini ve kırılır gücü
korkudan; cayar yürümekten.

Ve geri döner. Şimşek çakmıyordur artık;
gök gürlemiyor; hava karanlık;
ve durulmuştur rüzgâr.

Her şey susmuştu, taş kesilmişti kadın.

Giacomo Leopardi

ileŞiir Antolojim

Aşk Savaşı

Aklıma geliyor aşk savaşını ilk kez
Yaşadığım gün,ve şöyle demiştim:
Zavallı ben,eğer aşk dedikleri buysa,ne çok zorlanacağım

Oh,karanlıkların ortasında nasıl da canlı
Belirirdi o tatlı hayal,ve gözlerim izlerdi onu
Göz kapaklarım kapalı…

Daha yüreğimin doğru dürüst yandığını hissetmeden
Aşkın aleviyle,onu coşturan
Rüzgar uçup gitti buralardan.

Artık çok acı anısı onun
Yüreğime yerleşen,ve kilitliyordu kapılarını
Kalbimin,başka her sese,her çehreye.

O ateş hala yanıyor içimde,hala canlı o sevgi,
Esinliyor düşünceme o güzel hayali,
Alamam o hayalden başka zevki eğer değilse ilahi,
Ve bir tek odur tatmin eden beni.

Giacomo Leopardi

ileŞiir Antolojim

Rüya

Sabah olmuştu, ve penceremin kepenkleri arasından
Gönderiyordu ilk ışıklarını güneş
Kör karanlık odama;
Uykum daha hafiflemişken
Ve daha da tatlılıkla gözlerimi gölgelerken,
Beliriverdi yanıbaşımda ve baktı yüzüme
         o kadının hayâli
Bana aşkı ilk öğretip, gözyaşlarına boğup giden.
Ölü gibi gelmedi bana, ama hüzünlüydü,
Ve yüzündeki ifade mutsuz insanlarınki gibiydi.
Elini uzattı başıma,

ve bir iç çekişle, sordu,
Yaşıyorsun ama anılarımızda yaşıyor mu hâlâ?
Nereden, nasıl geliyorsun ey sevgili güzellik, diye sordum ona.
Bilir misin ne çok acı verdin
Ve veriyorsun hâlâ bana?

Giacomo Leopardi
Çeviren: Zuhâl Yılmaz

ileŞiir Antolojim

Consalvo

Ağır geliyor bana, doğru,
Seni ebediyen kaybedecek olmam. Zavallı ben,
Ebediyen uzaklaşıyorum senden. Parçalanıyor yüreğim
Bu sözleri söylerken. Artık görmeyeceğim o gözlerini,
Duymayacağım sesini! Söyle bana: Ama bırakmadan önce beni
Sonsuzluklara, Elvira, vermez misin
Bir öpücük bana? Tek bir öpücük
Tüm yaşamım boyunca?


Sen şimdi mutlu yaşa, ve güzelleştir dünyayı,
Elvira’m benim, o güzel hayâlinle! Hiç kimse
Sevmeyecek o hayâli sevdiğim gibi benim. Doğmayacak
Bir daha böyle bir aşk, böylesi büyük. Ne çok, ah ne çok
Özlendin, istendin bu kadar uzun zaman,
Ne kadar çok ağlandı sana zavallı Consalvo tarafından!
Nasıl da Elvira adını duyduğumda buz kesilir yüreğim,
Solar yüzüm; nasıl da titrerim
Acıyla girerken eşiğinden,
O meleksi sesi duyduğum,seni karşımda
Bulduğumda, ölümden bile korkmayan ben!
Ama bitiyor soluğum, bitiyor yaşamım
Aşk sözcükleri karşısında. Zaman geçti,
Bu günden de bir anı bırakmadı bana.
Elveda, Elvira. Yaşam kıvılcımıyla birlikte
Tatlı hayâlin de gidiyor
Yüreğimden sonunda. Elveda.. Eğer çok sıkmadıysa
Seni benim bu sevgim, eşlik et yarın tabutuma
Bir iç çekişle göndereceğin.

Sustu: Çok da uzun sürmedi çıkıp gitmesi ruhunun
O susan sesle birlikte; ve akşam öncesiydi henüz
O ilk ve son mutlu günü gözden kaybolduğunda.

Giacomo Leopardi
Çeviri: Zuhâl Yılmaz

ileŞiir Antolojim

Kendi Kendine

Dinleneceksin artık ebediyen,
Yorgun yüreğim benim. Öldü artık o son hayâl,
Benim ölümsüz sandığım. Öldü o. Hissediyorum,
Yüreğim, içimizde o tatlı hayâllerden,
Arzu da söndü, yalnız umut değil.
Dinlen sonsuza dek. Fazla
Yoruldun. Yok hiçbir şey heyecanlarını
Hak eden senin, hiçbir şey lâyık değil dünyada
Acılarına senin. Acı ve sıkıntı,
Başka bir şey değil yaşam; ve çamur yalnızca dünya.
Sus artık. İzle son kez
Yıkılışını umutlarının. Vermemiş bize kader
Bir armağan ölümden başka. Küçümseme kendini artık,
Doğayı, her kötülüğün ardında gizli o acımasız gücü,
Ve bir de her şeyin sonsuz bomboşluğunu.

Giacomo Leopardi
Çeviri: Zuhâl Yılmaz

ileŞiir Antolojim

Aspasia

Dönüp gelir gözlerimin önüne arada bir
Senin hayâlin, Aspasia. Ya kamaştırırsın aniden
Gözlerimi yollarda, toplantılarda
Ama hep başka suratlarda; ya da ıssız çayırlarda,
Güneşli günlerde, suskun yıldızlı gecelerde,
Tatlı bir melodiyle neredeyse doğar yeniden,
Belirir yeniden o yüce görüntü,
Sana tutulmaya hâlâ yatkın gönlümde.
Nasıl da seviliyordu o, ey bulutlar, ve
Nasıl da mutluluğumdu, bir zamanlar, acılarımdı hem de!
(….)
Sen bile düşünemezsin Aspasia,
O büyük sevgiyi,
Uyandırdığın bir zaman ruhumda. Bilemezsin
Ne ölçüsüz aşk, ne yoğun sıkıntılar,
Ne açıklanamaz tavırlar, ne bunalımlar
Yarattın bende; asla da gelmeyecek
Bunu anlayabileceğin bir zaman.
(….)
Öldü şimdi artık o Aspasia
Öylesi sevdiğim. Sonsuza dek yatmakta,
Tek düşüncemdi benim bir zamanlar oysa
(….)
Övün sen şimdi, elinden gelir. Anlat ki yalnız sensin
Kendi türünden, eğmeye dayandığım
Eğilmez başımı karşısında, yönetilmez yüreğimi sunduğum
Büyük bir doğallıkla. Anlat ki ilk kez,
Ve umarım son kez, yalvarırken gördün gözlerimi,
Karşında ben ürkek, titriyorken
(yanıyorum utançtan, kızgınlıktan
bunları anlatırken), ben kendimden geçmiş,
Her isteğini, sözünü, hareketini
Sadakatle gözlerken,
(….) Bozuldu büyü,
Kırıldı onunla birlikte aşk boyunduruğu,
Dağıldı yerlere: Ama mutluyum bu yüzden ben.
(….)

Giacomo Leopardi

Çeviri: Zuhâl Yılmaz

ileŞiir Antolojim

Giacimo Leopardi / Zibaldone

İnsan aşkı hissettiğinde içinde, gözlerinin önünden tüm dünya silinir, sevilenden başka her şey görünmez olur, kalabalıklar, sohbetler, vs. ortasında, sanki yalnız başınaymışcasına soyutlanmış bir şekilde kalırsınız ve kafanızdaki o güçlü ve her zaman sabit düşüncenin esinlediği hareketleri yaparsınız, başkalarının şaşkınlığına ya da küçümsemesine aldırmaksızın, her şey unutulur ve sıkıcı vs. gelir, o düşünceden, o görüntüden başka. Aşk gibi, insanı çevreden böylesine güçlü bir  şekilde soyutlayan başka bir duygu hissetmedim hiç ben, (…)

Dünyanın tüm geri kalan kısmı bana ölü görünse de, hiçbir zaman kendimi, sevdiğim zamanki kadar yaşıyor hissetmedim. Aşk yaşam demek, nasıl nefret doğanın yıkıcı ve öldürücü ilkesiyse, aşk da yaşatıcı ilkesi onun. (…)

(…) Aşkın en güzel anları, bir huzur ve tatlı bir hüzün hissettiğin, nedenini bilmeksizin ağladığın ve hangisi olduğunu bilmediğin bir yenilginin karşısında boyun eğdiğin anlardır. O dinginlikte, biraz rahatlamış olan ruhun, neredeyse dopdoludur, ve neredeyse mutluluğu tadar. Ruhun zevk ve hayâllerle en zengin durumu olan aşkın da en güzel yanı, zevke ve bir mutluluk gölgesine giden en dolaysız yol olan acıdır. (….)

Giacimo Leopardi / Zibaldone
Çeviri: Zuhâl yılmaz / Doğu Batı Sayı 27

ileŞiir Antolojim

Yalnız Serçe

Kadim kulenin tepesinden,
Münzevi serçe, köye
Gidersin cıvıldayarak gün ölünceye dek;
Ve gezinir ahenk vadide.
Çevreyi sarmış bahar
Havada ışıldar ve kırlarda sevinçle coşar.
Göz gördü mü, yüreği bir hoşluk sarar.
Duyarsın kuzuların melediğini, seslerini ineklerin;
Diğer kuşlar şen şakrak, yarış peşinde,
Açık gökte dönüp durur yüz kere,
Kutlarlar altın çağlarını;
Sen bir kenarda, düşünceli, seyre dalarsın hepsini;
Eşlik etmez, uçmazsın,
Neşeyle dolmaz için, sakınırsın eğlenceden;
Cıvıldarsın ve böylelikle geçer
senenin ve ömrünün en güzel çiçeği.

Ah, ne de benzer
Halim haline! Eğlence ve kahkaha,
Taze yaşların tatlı yuvası,
Ve gençliğin kardeşi,
İlerlemiş günlerin acılı iç çekişi, aşk
Bilmem nasıl, hiç ilgilendirmez beni; hatta onlardan
Kaçarım neredeyse uzaklara;
Neredeyse ırak ve yaban kalırım ben
Doğduğum bu yere,
Geçerim kendimce baharımı yaşamaktan.
Akşama teslim bu günde,
Kutlama âdettendir köyümde.
Duyarsın berrak gökte çınladığını çanın,
Duyarsın sık sık tok sesini gürleyen namluların.
Yankılanır uzaklarda evden eve.
Şenlik için kuşanmış
Köyün gençleri
Evlerinden çıkıp koyulurlar yollara;
Bakışıp dururlar ve neşelenir yürekleri.
Ben münzevi
Ve uzak kalırım, çıkarım köyün bu yakasından,
Her eğlence ve oyunu
Ertelerim başka bir zamana ve bakışım
Asılıyken günlük güneşlik havaya
Yara alır güneşten, o dağların arasından,
Dingin günün ardından,
Batıp giderken söyler gibidir,
Mesut bahtiyar gençliğin neredeyse yitip gittiğini.

Giacomo Leopardi
Kaynak: Ruhun Yalnızlığı / YKY

ileŞiir Antolojim

Düş

Sabahtı, günün ilk ışıkları süzülüyordu
penceremin kapalı kepenkleri arasından
karanlık odama; uykumun
gözbebeklerimi kapadığı en tatlı, en hafif anda
belirdi başucumda gölgesi o kadının;
baktı uzun uzun yüzüme; bana önceleri
aşkı öğretmişti; ne ki, sonraları bıraktı
beni gözyaşlarımla. Sanki ölmemişti;
ama hüzünlüydü, tıpkı mutsuz insanların
ifadesi vardı yüzünde; koydu sağ elini
başımın üstüne; “Yaşıyorsun sen,” dedi içini
çekerek; “kaldı mı bizden birkaç anı aklında?”
“Nereden geliyorsun?” -dedim-“Ey sevgili
kadın ve nasıl geldin buralara?” “Ne denli
acı çektim bir bilsen ve çekiyorum senden
ötürü. Nereden bilecektim acımı bildiğini;
acım katmerleniyordu bu yüzden.”
“Ne o, beni bırakacak mısın sen gene?
Çok korkuyorum; söyle lütfen, nedir seni
yiyip bitiren? Sen o kadın mısın?
İçini kemiren ne?” Ne dedi o buna
karşılık bilir misiniz? “Köreltiyor aklını
unutkanlık; uyku sarıp sarmalıyor:
Ben öldüm; çok oldu sen beni görmeyeli;
son kezden bu yana.” Yüreğim sıkıştı,
duracak gibi oldu bu sesler karşısında;
ne ki, o sürdürdü konuşmasını:
“Ömrümün baharında göçüp gittim bu
dünyadan; yaşam, tatlı günlerini sunduğu
zaman; umutların işe yaramadığını o yaşta
anlamaz insan. Gideceği yol kısadır önünde
mutsuz ölümlünün, dilemek için ölümü;
acılardan onu kurtaracak olan. Coşkusu
yoktur ölümün alırken canını genç insanın;
ne kötü bir yazgıdır yazgısı gömütte son
bulan umudun. Bilmesi boşunadır, doğanın,
kendisinden sakladığı gerçeği, yaşam
deneyimi olmayan insanın ve oturmamış
bilgileri üstüne bir ıstırap çöker kapkaranlık.”
“Sus, sus lütfen,” dedim, “benim bahtsız
sevgilim, yaktın yüreğimi bu sözlerinle.
Sen öldün; ben yaşıyorum. Buyruğudur
tanrıların: Sana ölmek, bana yaşamak
düştü. Sana o güzel, ince yapılı bedeninle
can çekişmek, bana da bu sefil gövdemle
katlanmak yaşama. Kaç kez aklıma
geldi yaşamadığın ve asla bir daha seninle
yeryüzünde karşılaşamayacağım;
inanamıyorum tüm bu olanlara. Nedir bu,
nedir, ölüm diye adlandırılan? Anlayabilsem
keşke yaşayarak ne olduğunu
ve yazgının kızgın öfkesinden kurtarabilsem
çaresiz başımı. Gencim, ne ki, eriyor
tükeniyor gençliğim, tıpkı yaşlılığım gibi.
Korkuyorum yaşlılığımdan daha uzaklarda
olmasına karşın. Yok bir farkı
ömrümün baharının ondan.”
“Ağlamak için doğduk,”-dedi-“biz ikimiz;
gülmedi yüzümüze kaderimiz; zevk aldı tanrılar
acılarımızdan.” Doğruysa kirpiklerimin ıslak
olduğu gözyaşlarımdan; yüzümün
sapsarı ölümünden duyduğum acıyla
ve kalbimin sıkıştığı sıkıntıdan,
söyle,” dedim: “Hiç yaktı mı yüreğini aşk ateşi,
sardı mı seni acıma duygusu benim için,
yaşadığın sürece?
Bense umut ve umutsuzlukla geçiriyordum
gecemi, gündüzümü; bugün artık aklım boş
kuşkular içinde yorgun.
N’olur acı çektiysen bir kerecik eğer
bu kara yaşamımdan ötürü, gizleme benden;
gizleme ki anılar avuntum olsun şimdi
gelecekten umudumu kestiğime göre.”
“Avuntun olsun, ey bahtsız insan,”
dedi bana; “esirgemedim acıma duygumu
senden yaşadığım sürece ve esirgemiyorum
şimdi de. Ben de acınacak durumdayım.
Yakınma bu mutsuz kızcağızdan.”
Haykırdım o zaman: “Acılarımız adına,
içimi kemiren aşkımız, bu güzelim
gençliğimiz, yaşam umudumuz adına,
yalvarıyorum, ey sevgili, izin ver, bir kerecik
olsun dokunayım sana.” Hüzünlü bir incelikle
uzatıyordu bana elini. Öpücüklere boğuyor
ve sıkıntılı bir tatlılıkla çarpan ihtiraslı
göğsüme bastırıyordum onu. Kan ter içinde
yüzüm; yanıyordu içim; sesim boğazıma
düğümlenmiş ve günün ışıkları bakışlarımda titriyordu.
Tam o sırada gözlerini gözlerime dikmiş
sevecenlikle “Unutmuş gibisin, ey sevgili,
soyutlandım ben güzellikten ve sen boşuna,
ey talihsiz adam, aşk için yanıp tutuşuyorsun.
Artık elveda. Ruhlarımız ve bedenlerimiz
ayrılıyorlar sonsuza dek birbirlerinden. Benim
için sen yoksun ve artık olmayacaksın;
bozdu aramızdaki bağlılık yeminini yazgı.”
Hicranla bağırmak istedim o zaman kıvranarak acıdan;
gözlerim kan çanağına dönmüştü ağlamaktan;
uyandım uykumdan. Duruyordu gözlerimin önünde;
gördüğümü sanıyordum onu kararsız gün ışığında.

Giacomo Leopardi
Çeviren : Necdet Adabağ
Şarkılar / T. İş Bankası Yayınları 2016

ileŞiir Antolojim

Anılar


Daha gençlik çağımın başında, mutluluk,
tasa ve sevdalarımın henüz yeşerdiği yıllardı;
çok kez ölümü çağırdım ve uzun uzun
oturdum o havuzun başına; düşündüm son
vermeyi umutlarıma, acıma. Ne ki, nedeni
bilinmeyen, hastalığımdan ötürü nasıl olsa
yaşayamayacaktım zaten; ağladım gençliğime
ve zavallı günlerimin çiçeğine; zamanından
önce solup dökülen. Ve geç saatlerde sık sık,
derdimin ortağı yatağımda oturmuş, sıkıntılı,
dizeler yakıyordum lambanın sönük ışığına.
Yakınıyordum gecenin karanlığına,
sessizliklere, elimden kaçıp giden yaşamımdan
ötürü. Ve kendimden geçerken
ölüm marşımı mırıldanıyordum kulağıma.
     Ey gençliğimizin ilk yılları; sevimli ve
anlatılamaz güzellikteki günlerimiz,
kim anımsayabilir sizi özlem duymadan;
genç kızlara hayran hayran bakarken
ilk gülücükleri kopardığımız karşılığında;
etrafındaki her şey sanki
yarışırcasına gülümser insana; henüz
yoktur kıskançlık; dokunmaz kötülüğü,
eğer varsa da hayrettir! Neredeyse
elini uzatır, yardımına koşar tüm dünya.
Bağışlar yanlışlarını.
Kutlar yeniden gelişini yaşama.
Efendisi gibi karşılar onu; efendim der ona.
Tıpkı bir şimşek gibi, elimden kaçan günler!
Kim tatmamıştır bu acıyı,
görmüşse eğer sona erdiğini
tatlı yılların, güzel zamanların ve gençliğin?

Giacomo Leopardi
Çeviren: Necdet Adabağ