Seni Seviyorum

Tanımadığım bütün kadınlar adına seviyorum seni
Yaşamadığım bütün çağlar adına seviyorum seni
Enginlerin kokusu sıcak ekmeğin kokusu adına
İlk çiçekler adına eriyen kar adına
İnsanın ürkmediği temiz kalpli hayvanlar adına
Sevmek adına seviyorum seni
Sevmediğim bütün kadınlar adına seviyorum seni

Kim yansıyor bana sen değilsen ben kendimi pek az görüyorum
Sensiz uzayıp giden bir çöl görürüm yalnız
Geçmiş ile bugün arasında
Bütün bu ölüler vardı atlayıp geçtiğim samanın üzerinde
Delemedim aynamın duvarını
Yaşamı sözcük sözcük öğrenmem gerekti bana
Unutur gibi

Benimki olmayan bilgeliğin adına seviyorum seni
Sağlık adına
Yalnız kuruntu olan her şeye karşı seviyorum seni
Zorla tutmadığım bu ölümsüz yürek adına
Sen kuşku sanıyorsun kendini oysa akılsın
Sen başımda yükselen güneşsin
Güvendiğim zaman kendime.

Paul Eluard

Aydınlık

Hiçbir vakit tam karanlık değil gece.
Kendimde denemişim ben,
kulak ver, dinle.
Her acının sonunda açık bir pencere vardır,
aydınlık bir pencere.
Hayal edilecek bir şey vardır,
yerine getirilecek istek,
doyurulacak açlık,
cömert bir yürek,
uzanmış açık bir el,
canlı canlı bakan gözler vardır.
Bir hayat vardır, hayat,
bölüşülmeye hazır.

Paul Eluard
Türkçesi: A. Kadir

Aşk Şiir

senin portakal saçın dünyanın boşluğunda
ellerimin senden yansılar arayıp durduğu karanlıkla
ve sessizlikle ağır camların boşluğunda

yüreğinin biçimi düşsel
ve yitmiş isteğime benziyor sevgin
ey amber iç çekişler, düşler, bakışlar

ama hep yanımda olmadın sen. belleğim
hala karanlıktır gidip gelişlerini görmekten
senin. zaman aşk gibi kullanıyor sözcükleri

bir kartal, bir kayanın üstünden, seyrediyor dingin ufku. bir kartal savunuyor kürelerin devinimini. iyilikseverliğin tatlı renkleri, üzüntü, kuru ağaçların tepesindeki ölgün ışıklar, örümcek yıldızı biçiminde lir, bütün gökler altında benzeşen insanlar yerde de kafasız göktekileyin. ve bir bıçak sürükleyen kimse yüksek otların içinden, gözlerimin otlarından, saçlarımın ve düşlerimin, kollarında gölgenin bütün simgelerini taşıyan kimse, gök rengiyle benek benek, düştü üzerine dört renkli çiçeklerin.

aşk bitmemiş insandır

anlamayı, bilmeyi istemiyor hiçbir zaman
gülüyor saklamak için kendinden duyduğu korkuyu
yürüdü her zaman gecenin kemerleri altında
ve bıraktı
geçtiği her yerde
damgasını kırık şeylerin

uygun düşen bir yüz olsaydı
bütün adlarına dünyanın

Görmek anlamaktır; yargılamak, bozup değiştirmek, unutmak ya da unutulmaktır, var olmak ya da yok olmak.

omuzlarının üstünde başı olandan sakın
yürüyüşünü fırtınalarınkine bakarak düzenle
hiçbir gece kuşunu öldürme
sağduyuya zarar vermeyen şeyi üstünde saklama
cehenneme yolla saf olanı, saflık sende cehennemliktir

iğrenmesine iğrenirim ya kentsoyluların egemenliğinden
polislerin papazların egemenliğinden
daha bir öğrenti verir bana iğrenmeyen adam
benim gibi
kendi güçlerinden

Büyük yayılmalar gösterir gece. Usavurmanın bir “değeri” yoktur bundan yararlanmıyorsa. İyi anlarında bu yayılmalardan kurtulur. Şiir bunları eritir. Aydınlıkların sanatıdır o.

insan oldum taş oldum
insanda taş oldum taşta insan
havada kuş oldum kuşta gök boşluğu
ayazda çiçek oldum güneşte ırmak
çiy tanesinde yakut
kardeşçe yalnız kardeşçe özgür

umut bir tarlayı süren bir öküzdür
ve bakışı süren bir meşale

kırabildiğimi sandım derinliği sonsuzluğu
değinimsiz yankısız çırçıplak acımla
kapıları insan eli bilmemiş zindanıma uzandım
öleceğini bilmiş akıllı bir ölü gibi
yokluğundan başka taç giymemiş bir ölü
anlamsız dalgalarına uzandım
kül tutkusuyla emilmiş zehirin
kandan daha canlı göründü yalnızlık bana

Özü dile getirmek için az sözcük gerekir bize;
bunu gerçekleştirmek içinse bütün sözcükler gerekir.

bozup dağıtmak isterdim yaşamı
bölüştürmek isterdim ölümü ölümle
vermek yüreğimi boşluğa ve boşluğu yaşama
silmek her şeyi ne cam ne buğu kalıncaya dek
ne önde ne arkada bütün hiçbir şey
çıkarıp attım birleşmiş ellerdeki buzu
çıkarıp attım kemikleşmiş kışını
yürürlükten kalkan yaşama dileğinin

ama aşkın her zaman pek duyarlı kenarları vardır
umudun güçlerinin sığındığı kenarlar
kurtulmak için yükten

Yanlışlarla, güzel kokularla yaşayın.

Paul Eluard
Çevirmen: Sait Maden

Sessizlik Yerine

Kapattım kendimi sevdama, düş görüyorum.

Hangimiz yarattık öbürümüzü?

Beni unutmak için seviyordu beni o, ölmek için yaşıyordu.

Sevgilim, sevgilim, yitirmeyi diledim seni.

Yaşamayı öğretmiyor bana gözlerinin biçimi.

Ağla, taçyapraklarıdır yüreğin yaşlar.

Nerdesin, unutuş güneşini mi çeviriyorsun yüreğimde?

Paul Eluard

Acının Başkenti

gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğime
bir dans, bir dinginlik çemberi
zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli
ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan
gözlerinin her zaman görmediğindendir beni

yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü
rüzgarın sazları, kokulu gülücükler
işık dünyasını saran kanatlar
gökyüzü ve deniz yüklü gemiler
gürültü avcıları ve renk kaynakları

tanların kuluçkaya yattığında doğan kokular
yıldızların samanı üzerinde yatan
saflığa bağımlı gün gibi tıpkı
dünya da bağımlıdır senin tertemiz gözlerine
ve akar bütün kanım bakışlarında senin.

Paul Eluard

Sevgili

Diz çökmüş göz kapaklarım üstüne;
Saçlarım içindedir saçları;
Hali var, ellerimin halinden;
Rengi var, gözlerimin renginden;
Kapılmış, koyulmuş gölgeme,
Göğe karşı bir taş gibi.

Gözleri var, açıktır, herdaim,
Uykuyu haram ettiren bana;
Ya güneşleri önüne katan,
Ya o ışık delisi rüyaları,
Güldürür ağlatır da güldürür beni,
Söyletir bilmeden ne söylediğimi.

Paul Eluard

Hiç Kimse Bilemez Beni

Hiç kimse bilemez beni
Senin bildiğin kadar

Gözlerin, içinde uyuyup
Koyun koyuna uyandığımız gözlerin,
Ağarttı dünyanın tüm gecelerini
İnsan parıltılarınla senin

Gözlerinden başladı yolculuğum
Dünyalar ötesine anlamlı bir güzellik
İçinde binbir hevesle uçtuğum gözlerin

Gözlerinde yansıtırdı bizi
Bitip tükenmeyen yalnızlığımız
O bakışlar değil ki şimdi gözlerindeki

Hiç kimse bilemez seni
Benim bildiğim kadar

Paul Eluard
Çeviri : Sacide Üçer