Yirmi Bir Yaşında

Tam yirmi bir yaşımda işittim
Akıllı bir adamın dediğini:
“Tacını, tahtını, malını mülkünü ver de
Fakat sakla beynini kendine
İncilerini dağıt, elmaslarını
Fakat düşlerinden vazgeçme.”

Ne yazık ki yirmi bir yaşında
Kavak yelleri eser insanın başında.
Tam yirmi bir yaşımda
Bilgenin yine dediğini işittim
Göğsünün altında çarpan kalp
Boşuna verilmemeli
Niceleri iç çekerek bunu ödedi
Pişmanlıkla satarak yüreklerini.’
Bugün tam yirmi iki yaşındayım
Ah, bu sözlerin doğruluğunun şimdi farkındayım.

A. E. Housman
Çeviren:Erdal Ceyhan

Gülcemal

Gülcemal geçiyor gözümün önünden
Geçip gidip Boğaz’a dalıyor
Arkasından bir sürü martılar
Bir ilkyaz sisi
Ve bir sürü gözyaşları…

Nereye böyle nazlı gemi…

Toplayarak geçmişin bütün izlerini
Bordasına yığarak anıları ve acıları
Daldın yine Boğaz’ın karanlık sularına
Nereye böyle yine
Yine Beykoz’daki evine mi?

Görüyorum gidiyorsun bütün güzelliğinle

Ey Gülcemal!
Adınla yaşa emi… Geçmişin bülbülleri
Çamlıca tepesinden seni gözlüyor
Türküler söylüyorlar, seni seviyorlar
Ey nazlı gemi.. Ey hayalet gemi
Geçmişte bıraktık bütün gidenleri..

Gülcemal…

Adınla çok yaşa emi!

Erdal Ceyhan

Yedi Fincan Çay

İlk yudum dudaklarımın ve ağzımın pasını alır
İkincisi yalnızlık üzüntüsünü alır götürür
Üçüncüsü ruhumun kuru kaynaklarını harekete geçirip
…..nice hikayeler anlattırır
Dördüncüsüyle hayatın acıları tenimden ter olur uçar
Beşincisiyle kaslarım dinlenir, kemiklerim yumuşar
Altıncısıyla ölümsüz atalarıma giden yolu bulurum
Yedinci yudum; Almayayım kalsın! Alsaydım
Taze rüzgarın kanatlarımı okşadığını duyacaktım
Penglai‘ye doğru gidecek daha çok yolum var.

Lu Tong
Çeviren: Erdal Ceyhan

    

Uzaklardaki Birine

Seni unutmak istiyorum, fakat boşuna
Bırakıp gitmek istiyorum, fakat yollar kapalı
Omuzlarımda da bir çift kanat yok
Saçlarım zaten beyazlarla kaplı
Öyle durup düşen yaprakları seyrediyorum,
Bazen de kulenin en tepesine çıkıyorum
Akşam karanlığında gölgeler iniyor öylece
Sonsuz bir hüzün gelip oturuyor gözlerime.

Po Chu
Çeviri: Erdal Ceyhan

Eşime

Beyaz saçlarımın arasından bazen söylenirim
Kadınım sorunlarımı benimle paylaşır
Lambanın altında elbiselerimi yamar
Küçük kızımız yatağında oynar
Perdelerimiz ve sivrisinek tüllerimiz eskidi, soldu
Güz soğukları iyice yorganımızdan içimize işliyor
Fakat O’nun yoksulluğu daha da kötü olabilirdi
O, Qianlou ile evlenmediğine dua etsin.

Po Chu
Çeviren: Erdal Ceyhan