Kategori: Çeviri Şiirler

Francesco Petrarca: Kalan kısa ömrümde
ve ölümümde lütfet hazır olsun elin

Der ki sık sık bana sadık aynam,
yorgun ruhum ve değişen tenim
ve azalan çevikligim ve gücüm:
“Gizleme kendinden artık, yaşlısın sen;

“Doğa’ya uymak her şeyde en iyisi,
çünkü ona direnecek gücü zaman alır bizden.”
Sonra hemen, suyun söndürmesi gibi ateşi,
uyanıp uzun ve kaygılı uykudan,

Francesco Petrarca: Uzakta olsa da, uykuda avuturdu beni

Kaygılanıp halime, kah ağlar, kah şarkı söylerim,
korkar ve umutlanırım ve iç çekişler ve dizelerle
boşaltırım yükümü. 

Francesco Petrarca: Barış bulamam ve savaşacak değilim

Nasıl çocuk zar zor
döndürüp çözerse dilini,
konuşamayan, ama artık susmaktan sıkılan,
öyle arzum söz söylemeye
götürür beni ve tatlı düşmanım
beni duysun isterim, ben ölmeden.

Francesco Petrarca: “Aşk hükmediyor burada”

Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden,
beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün,
ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun.

İstemem Eksik Olsun

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Dök içindeki öfkeyi dostum.
Ama saklama benden, seni sevmediğini!

Sus!

Egemen Düşünce

Nasıl da tenhalaştı aklım
sen ona yerleşince!
Tum diğer düşünceler hemen ardından,
tıpkı şimşekler gibi sağa sola
dağılmaya başladılar. Bomboş bir alanda
tek başına duran bir kule nasılsa, sen de
öylesin, dev gibi, aklımın tam ortasında.

Canımı yaş edip
Dökesim geliyor gözlerimden!

Cassius bezdi çünkü dünyasından:
Sevdiği sevmez, kardeşi üstüne yürür oldu;
Bir köle gibi azarlanır oldu Cassius.
Bütün kusurları göze batıyor,
Defterlere yazılıp ezberleniyor
Suratına çalınmak için. Canımı yaş edip
Dökesim geliyor gözlerimden!

Haydi Gül

Cimriden de cömertlik bekleme
Zira susayana su yoktur ateşte

İşleri ağırdan alsan da rızkın azalmaz
Kendini zorlasan dahi rızkın artmaz

Ne üzüntü daimdir ne sevinç
Ne sefalet kalıcı sende ne de selamet.

Kederli Aşık

Görüyorum ki aramızdaki bağı koparmaktır niyeti
Ondandır veda bakışlarını kınından çekti, ah nasıl da keskindi

Abdurrahman ed-Dahil’e Gazeli

Ayrılık acısı bülbüle şakımayı öğretince
acıların tuzağına takılmış kalmış
Geceleyin gökyüzünde yolunu kaybetmiş
Yeryüzü de ona bir hayli dar gelmiş
Ağacının ıssız dallarında silkindikçe
Aşka gelip ağlamaktan güler
Bürünüp abasına yüzü kapalı
İhtiyârâne yola koyulur yorgun adımlarla
Tüneyince sırtı kamburlaşır
Dikilince de göğsü kamburlaşır