Sevgilisi Dahil

sevgilisinden başka her şeyi kırabilir insan
bir taşı, güz güneşini, bir sözün uğultusunu, ceylan sekişlerini
uğruna hayat harcadığımız inanışları
kıvrıla kıvrıla gelen o elemcil bakışları
dumana kesmiş dağlardaki sessizliğin gizini
koklamaya doyamadığımız çiçek demetlerini
duyguları: sürüncemede bıraktığımız çoğu kez
sarsaklığımızın bordasına vuran darmadağınık utkuları
karalanmış kâğıtları ve çöp bidonlarını
pop şarkılarını, caz müziği’ni, blues’i
taşra kasabalarının durukluğunu
uzatmayayım daha her şeyi kırabilir insan
sevgilisi hariç, ikindi vaktinin sonsuzluğunu

sevgilisinden başka herkesi kırabilir insan
bulgur tokaçlayan köylü kadınlarını
karayağız delikanlılarını onların
kahvelerde pinekleyen burma bıyıklı adamları
kültür-sanat insanlarını ve demagogları
uluorta sevişenleri yol ortasında
psikanaliz’i sevenleri ve sevmeyenleri
denetmenleri, danışmanları, kıytırık romanlar yazanları
keskin kokulu parfüm kullananları
meselâ şairleri: diyeceğinden geri durmayan
kuş sütüyle beslenenleri ve açlıktan ölenleri
dürüstlükten başka sermayesi olmayanları
tamamlayayım: herkesi kırabilir insan
sevgilisi hariç, canına can katmayanı

sevgilisi dahil: en fazla onu kırar geçirir insan

Bünyamin Durali

Bir Günün Dökümü

1.saat

otur dizimin dibine ıssızlık tanrısı
ben sana yarım kalmış aşklardan bahsedeyim
sen bana yaratamadığın güzelliklerden bahset

otur dizimin dibine ıssızlık tanrısı
gözyaşın var mı senin, varsa dök de git

*

2.saat

severim yarıgeceleri
yarıgeceler suskundur, konuşkandır yerinde
hüzünler yağdırır hüzünler yağdırır hüzünler yağdırır
derinlerden hissetmesini bilenlerin üstüne

*

3.saat

bünyamin, nerde senin belâ çiçeğin
sen onsuz yaşayamazsın, düşük kalır sol omzun
içine yağan karın haddi hesabı olmaz
giremezsin bir şiire ferahfeza giremezsin
kurtlar basar ormanını, boynundan devrilirsin

bünyamin, nerde senin belâ çiçeğin

*

4.saat

taş yerinde ağırdır
onu bilirim

her yerde ağırdır aşk
onu da

*

5.saat

bir damlasısın sen yaşamak ırmağının
yaşamak ırmağının diyorum anlıyor musun?

*

6.saat

tek yıldız yok gecenin sonsuzluğunda
dışarda çıt yok
kalbim dayanamaz bunlara
üstelik uykum kaçmış
can çekişen aşklara kaçmış
ağır bir yenilginin dumanı üstünde sıcaklığına
allah yorulmaz demeyin, allahın yorgunluğuna kaçmış

ben senin sözcüklerden arınmış aykırılığına kaçmışım

*

7.saat

ağlayacağım
başka çarem yok
dostlarımın beni birer ikişer terk etmesi var
ağlayacağım

ağladığımı sonbahar ağaçlarına anlatacağım

*

8.saat

kimi güzellikleri savsaklasam da
iyi kötü yaşadım işte yaşıyorum
kazık atmadım kimseye
harama uçkur çözmedim
didiştim dövüştüm seviştim

en çok kendi karanlığımla öpüştüm

*

9.saat

gece
fokur fokur kaynayan bir cehennemdi
gözlerimi kapatsam gövdemin üstünde binlerce zebani

*

10.saat

ey acı, beni bekle
sana yaz yağmurlarından selâm getireceğim
çocukluğumun akide şekerlerinin ayartıcı kokusunu
leblebi tozlarını ve panayır şenliklerini
sana guguk kuşlarının ötüşlerini

ey acı, beni bekle
beklemezsen söker atarım kalbimi

*

11.saat

senin ömrün:
yağsa bir türlü yağmasa bir türlü bir uzun yağmur
devlet ricâli tarafından soldurulmuştur

*

12.saat

gidersin, giderken dağları da sürüklersin ardından
kelimelerin gücünü de götürürsün, güçsüzlüğünü de eli böğründe kalmaların)
ben anlarım ya, başka kimseler anlamasa olmaz mı

ben anlarım ya, başka kimseler anlamasa olmaz mı
senin ayrılıklardan ziyade kavuşmalarda yandığını

*

13.saat

ben bu kadar üşümezdim
ölümden ve şiirden düşmeseydim hayat’a
hayat beni mukayese etmeseydi yolların
yolların telâşıyla
ben bu kadar üşümezdim

*

14.saat

saklandığın yerden sen kolay kolay çıkmazsın
kelebekleri sıkmazsın parmaklarının arasında
terörle mücadele şubesi’nin önünde ağlak ağlak oturmazsın
aman sevgilim, yaman sevgilim, zaman sevgilim
-takla attırıyorum bak kelimelere-
armut dersem çık, elma dersem çıkma!

*

15.saat

ne vakit havalandırmaya kalksam odamı
bir serçe sürüsü içeri hurraaa
bir söyleşiye koyuluyoruz ki canıma minnet:
karl marks’ın öğretisini konuşuyoruz
muhammed ali cinnah’ı, deniz gezmiş’i
sevişmesi bir cehennem kadınları da
elitist erkekler cumhuriyeti’ni unutmuyoruz
kralları ve dalkavukları, dolayısıyla

dolup dolup taşıyoruz, gülten akın’ın mısralarıyla

*

16.saat

aşk:
o ne mümkünsüz diyar!
içi de, dışı da, yaz’ı da, kış’ı da
kapanına kıstırdığını yakar

*

17.saat

jean paul sartre ne demiş:
“çiçek çiçekliğini kendi oluşturmaz
insan insanlığını kendi oluşturur”

jean paul sartre, demiş de ahmaklar dünyasında
iyi halt etmiş

*

18.saat

her eşitlik bir özdeşliktir ama
her özdeşlik bir eşitlik değildir
ben sana özdeş olayım
razıyım buna da

*

19.saat

internetten hazzetmez de, ne etsin ahmet erhan
tutmuş bir e-posta göndermiş geçende
şöyle yazmış irikıyım bir incelikle:
(başka bir şeycik de yazmamış zaten)
“bünyamin, doğru kardeşim benim”

gözlerine perde inmiş: ben imalât hatasıyım
ah ahmet erhan, yanlış kardeşim benim!

*

20.saat

hep söylerim de kim dinler beni:
bu dünya, aşk mekânı değildir dostlar

çenemi tutsam biraz iyi olacak:
-babam, doğum günümde ölmüştü benim-
ibret-i âlem için göreceksiniz
beni doğum günümde vuracaklar

*

21.saat

bir bok gelirmiş gibi sanki elimden
dert küpü kesildim başkalarının
kendi söküğümü dikemem oysa

iki kadeh rakıyı bir kenara bırakın
sevdaya tutulmuşsam bir damla su içemem

*

22.saat

muhayyilem bitpazarı örneği
üçüncü cihan harbi saçım-sakalım
tırnaklarım uzadıkça uzuyor

benden adam olmayacak, anladım
can bu tenden çıkmadıkça

*

23.saat

çiçekçi bir çingene kızının söylediği türküden
düzelecektir dünya

düzelecektir düzelmesine
ben göremem ya!

*

24.saat

sevgilim, ölmek istiyorum, ört beni
söylencesel “otuz kuş”un kanat çırpışlarıyla.

bünyamin durali

Öyle Bir Gitmek

a/
gitmeliyim buralardan
bana özgülenmiş soylu bir ata binerek
ardımda bir virgül dahi bırakmaksızın
karışa karışa gitmeliyim toza-dumana
varsınlar kuşatsınlar yollarımı

mataramda dağlarımın ağır gölgesi
ezber ettiğim hatıralar olmalı çıkınımda
babamdan kalan şapkadaki terin kokusu
sonra her yıkılışımda açan o çiçek
varsınlar budasınlar dallarımı

açısız açılımsız bakışlarla çevriliyim
duygusuz omurgasız duruşlar ortasında
dostum stefan zweig, zehirlediler beni
-mış gibi hayatlarla
varsınlar harcasınlar yıllarımı

gördüğüm her yaraya sarılmakla hükümlü
ellerim bedenimden soyutlandıkça
ısındığım soğuduğum ne varsa artık
akmalıyım akarsuların hafızasıyla
varsınlar savursunlar küllerimi
b/
kurtarmazmış öğrendim insanı şiir
bunu sindirerek gitmeliyim aşk’a ve kavgaya

Bünyamin Durali