Bana biraz hüzün ver usta, sek olsun!

bana biraz huzur,
bir duble de rakı getir usta
bir de değiştir şu plağı
canım bugün içli şarkılar dinlemek istiyor
hani şu damar dediklerinden
ortaya da birkaç meze koy,
kafi…
hiç yiyesim yok aslında
masa zengin görünsün…

ağlarsam eğer sakın endişe etme
bir sevdiğim vardır,
ondandır..
çok tanık olmuşsundur böyle şeylere elbet
ben de olmuştum bir vakitler
teselli ettiğim bile oldu
anlamak için yaşamak gerekiyormuş
teselliye ihtiyacım yok,
sakın deneme
sen bardağı boş bırakma yeter
bu gece sarhoş olasım var,
bu gece içesim var be usta..!

sakın ha,
o resme dokunma!
o adam işte hala sevdiğim
onsuz rakı içememde
bilir misin,
resimde gördüğünden daha güzeldir
biz ne rakılar içtik onunla,
bana mısın demedi
soframızı görsen
sen de kıskanırdın elbet
ama sofra değildi önemli olan
sohbet be usta,
sohbet..!
bizi hep o sohbetler sarhoş ederdi,
sen bilmezsin..

içim yanıyor usta içim
hala bilmem neden gittiğini
oysa kimsenin sevmediği kadar sevmiştim onu
ve kimsenin beklemediği kadar,
bekliyorum onu….
gelmeyecek biliyorum
bunu bilmek daha da acı

pardon,
gurur mu dedin..?
yok be abicim,
o ben de kalmadı
başkasından sor istersen
bende olan her şeyi ona vermiştim,
bir daha geri gelmedi
ya, sen beni dinlerken ihmal ediyorsun
doldursana be usta,
koysana rakı…
hesaplar peşin,
sakın endişe etme
içip içip de naralar atan,
ortalığı dağıtan tiplerden değilim ben
alt tarafı biraz sendelerim
ama düşmem..
ha, bir de şarkılar mırıldanırım
şarkıların içinde çağıl çağıl akarım
istersen kapat şu pilağı,
ben senin sevdiğin namelerde de dolaşırım…

yanlış görmedin ağlıyorum işte
sorun yok,
rahat ol…
ağlayabilmek her yiğidin harcı değil
hem sen bilir misin,
asildir gözyaşları,
hiç yere düşmedikleri için
benimkiler de asil,
sevdiğim adamın gönlüne bile düşmediği için..

bakıyorum,
seni de efkar bastı
eeee, gönül kadınıyım ben
ukalaca bir itiraf gibi gelmesin sana
konuşurken ve severken,
yüreğimi koyarım ortaya
cebimdeki bozukluk sevişmelerin hepsini koyarım,
bütünlensin diye…
o bunları görmek istemedi
isteseydi kendimi de verirdim ona
nedense hepsi birden,
fazla geldi…

yapma be usta
bu şarkı söylenir mi şimdi…?
“beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın”
eh yani,
tam da damarıma bastın
ben şimdi sitem etmez miyim aşka..?
bu şarkı için dibini görürüm bardağın ama,
bana daha fazla efkar yapma..!

vakit doldu
biz biliriz nerde durmamız gerektiğini
demek sen de farkettin
gözüm hep telefondaydı, doğru
ama çalmadı
üzülme,
çalmaz..
süs eşyası olarak kullanıyorum zaten artık onu
bir hatırlayanım bile yok gördüğün gibi
eğer o arasaydı,
dudaklarım kilitlenirdi
belki de hiç konuşamazdım…

yok be usta,
hesaba niye itiraz edeyim
zaten şarkılarda ve sohbette indirim yapmışsın
senden daha başka ne isteyeyim..?
gönlünü ferah tut,
evin yolunu bulurum elbet
tamam anlaştık
bir gün yanlışla dönerse bana,
beraber geliriz…

seni unutur muyum hiç
beni dinleyen kaç kişi var ki çevremde
yine gel demen hoşuma gitti,
şımarttın gönlümü
gelirim elbet,
hiç kafanı yorma..
sen sadece şarkılara iyi bak
rakıyı soğuk tut
gönlünü ferah…

kendine iyi bak kafi
usta dedik bağrımıza bastık
aşk bizi terketse bile,
sohbetimiz baki…

pel/2001

Pelin Onay

17 yaşım çıldırmışdı

sessiz bir gecenin
ve sönmek üzere olan bir ateşin,
küllerinin içinden sesleniyorum sana
sonbahar’ın esintisini omuzuma aldım
dudaklarımda eski bir şarkı,
sen bilirsin..

ne hala var olan bir aşktır anımsatan gidişini
ne de yılların verdiği bir suskunluk
bu gece özlemlerim had safhada
bir saat için bile olsa gel,
yeter bana

düşünüyorum da
hala kırgınım,
beni öksüz bir sevdalı gibi ortada bırakışına
söz vermiştin
yüreğim yüreğindir demiştin
gitmemeliydin
hayatımın en deli zamanlarıydı
gülüşlerin bedenimden akardı
17 yaşım çıldırmıştı..

kelimeler kısalırdı gözlerinde,
sen virgüllerle uzatırdın
nasıl bir mucizeydi seni karşıma çıkaran
hangi akla hizmet gitmiştim istanbul’a
ve nerdeyse eziyordun beni,
taksim’in tam ortasında
fırlatılan kızgın bir bakıştı
özürlerin ağzında tıkandı
17 yaşım çıldırmıştı..

o gün anlamalıydım oysa
öldürmek için değil,
diriltmek için çıkmıştın karşıma
çocuktum
kızdım
kadın oldum kollarında
utandım
utandırmamıştın oysa
bir nehir gibi akmıştım yüreğine
yüreğini teslim eder gibi,
bırakmıştın beni şehrime
hiç ayrılamayacağımızı o gün anlamıştık
o gün bilmiyorduk ayrılacağımızı
sarılmıştım
sarılmıştık
bu sarılmalar hani hep kalacaktı
şimdi en çok kollarına ihtiyacım var
bir haber gönder ne olur,
bir ışık yak
mekanın hala yıldızlar mı..?

buruk
ve yarım kalmış bir gülümseyiş oturuyor şimdi dudaklarıma
ikimiz için ne güzel bir andı
gecelerin en güzeliydi hatta
çıka gelmiştin istanbul’dan,
ellerinde en sevdiğim papatyalar
gelmiştin işte
sarılmıştın kocaman
sevinmiştim derinden
kollarımdan tutup götürmüştün,
ben, nereye bile diyemeden
ellerin direksiyondaydı
başım omuzunda
yüreğim sanki çıkacaktı
seninle olmak hayattı
17 yaşım çıldırmıştı..

seni her şeyinle seviyorum dedin
sahip olduğun her şeyle
kelimeler hep kaleminin ucunda olmalı
şarkılar dans etmeli dudaklarında
çılgınlığın
asiliğin
inadına yürekli
inadına umutlu gülüşlerin sende kalmalı dedin
seni her şeyinle seviyorum dedin
sahip olduğun her şeyle
ne değiştirmek istiyorum
ne eksiltmek
ne de yitirmek
sen hep böyle kal
ama yanımda kal dedin
beni benden alan bir filmi izler gibiydim yüzünde
kelimelerin yüreğimde atıyordu
inanılmaz bir akşamdı
bütün yıldızlar tanıktı
17 yaşım çıldırmıştı..

usulca yerleştirdin parmağıma tek taşı
istanbul artık senin
ben seninim
artık hep benimle kal
kalksın aramızdaki kilometreler,
benimle evlenir misin, dedin
gözlerime yağmur yağdı
yan masadaki kadın duygulandı
ilk imzayı dudaklarına attım,
garson çocuk baka kaldı
sanki bir rüyaydı
saat 12’yi geçmişti ama
kül kedisi balodaydı
17 yaşım çıldırmıştı..

nasıl da kızgınım sana
dönmeyecektin o gece,
lanet olası istanbul’a
işler kimin umrundaydı
işleri kim takardı
………
……
…..
sabahın en kör saatiydi
bir telefonla geldi varış haberin
geleceğimiz ve sevdamız,
bir kamyonun altında yatıyordu
sen,
bir kamyonun altında yatıyordun
telefon elimden düştü
dizlerim yere çöktü
kaç saat tutarında öyle kaldım da,
bana bir asır gibi geldi
hangi keşke’yi söylersem,
uyanırdım rüyadan
hangi dualar geri getirirdi seni
daha parmağımdaki alyans,
suya değmemişti
hani yok edecektik kilometreleri
kilometreler kaldı,
biz yok olduk
gözyaşlarım ağzımdaydı
her yer karanlıktı
17 yaşım çıldırmıştı..

ne cenazene gidebildim
ne de öğrendim nerede yattığını
çok uzun süre nişanlı kaldık seninle,
alyans parmağımda kaldı
çok kereler gelmek istedim yanına
bir şeyler dürttü sanki
izin vermedin,
hayatta kaldım
şimdi ne vakit bir kamyon görsem,
buğulu camlarında bıraktığım 17 yaşımı arıyorum
şimdi ne vakit bir kamyon görsem,
17 yaşım geri geliyor,
sana susuyorum

değişen ne dersen
hiçbir şey bebeğim
belki biraz ben
yıllar su gibi akıp geçti
ama korkmadım sevdadan
hala çılgınım
hala inatçı
hala yazıyorum
ama mısralarım kanlı
saçlarımı sıkıştırmıyorum bir lastiğin içine
insanları güldürebiliyorum
şarkılar ise hep dudaklarımda
sevdiğimi söylerken utanmıyorum
yürekli kadını oynuyorum yani
seni bazen
bazen çok fazla arıyorum
kimse senin kadar cesur değil sevdasında
artık seni seviyorum diyenlere,
inanmıyorum..!

biraz kırgınım hayata karşı
ama inatla direniyorum
bu gece gözüm yıldızlarda
hangisindesin el salla,
seninle sabahlıyorum
sana söylemek istediğim çok şey vardı,
belki de bu gece bunları kusuyorum
artık söylemek istediklerimi ertelemiyorum..

sessiz bir gecenin
ve sönmek üzere olan bir ateşin,
küllerinin içinden sesleniyorum sana
anılarımın fesleğen kokulu fısıltısını,
içime çektim
dudaklarımda eski bir şarkı,
sen bilirsin..

ama yine de merakımı bağışla
ben değil,
17 yaşım soruyor sana
daha mı rahat geldi,
yıldızlar yeryüzünde…?

Pelin Onay

Beni kucakla izmir

beni kucakla izmir
bugün çocukluğum balonlar kadar renkli değil
kurşunu olmayan silahlarla,
intihar provaları yapıyorum
ve sancılarını çekiyorum,
ertelenen sevgilerin..

bir babanın kızım tadında kokan,
iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardan
saçlarımın dağınıklığını rüzgardan biliyorum,
inkar ediyor
sebebi olmadığım acıların,
katili de değilim
boşuna arıyorsunuz hüznümün sahibini
kendimden başka kimseye,
borçlu değilim..

beni kucakla izmir
bugün ellerim beş yaş yumukluğunda değil
türkülerin saflığından utanıyor gözlerim
türküler susturuyor beni bugün
küçük bir çocuğun yardım çığlıklarını işitiyorum
dua eden ellerine hüzünden başka bir şey bırakamamak,
acıtıyor içimi
hüzün bir çocuğun acısını dindirebilir mi..?

beni kucakla izmir
bugün kahkahalarım bildiğin yerde değil
gitmez dediğin kaptan da terk etti gemiyi
korunaklı seyir defterleri sular altında
kızlığından sıyrılmış bir kadının,
gölgesi vuruyor sulara
kadının gözleri su yeşili
kadının gözleri ıslak
kadının gözleri uzaklarda..

beni kucakla izmir
bugün sabır taşım iyi yontulmuş değil
ağızdan çıkan her söz yaralıyor küçüklüğümü
buruk gülümsemelere ev sahipliği uzun sürdü
hasretle çalan telefonun sesi bir anlık
sevdam,
kilometrelere zincirlenmiş bir isyan
kalbim,
bu isyanda sıkışan küçük bir kuş
nerdesin diyebilmek bile zorlaşıyor gecelerde
seni seviyorum’lu bütün şarkılar eksik yazılmış
eksik yazılmış özlemin adresi rehberlerde
yolunu kaybeden yolcular,
kuytu köşelerde sızma endişesinde
sarhoşluğu hiç bu kadar sevmemiştim
hiç bu kadar korkmamıştım yalnız uyumaktan..

beni kucakla izmir
bugün gitmeler bana göre değil
bu gitmeler kadınlığımın harcı değil
ellerimde küçülüyor kavuşmalar
kavgaların en kanlısı gözlerde yaşanıyor
intihar mektuplarına rastlıyorum karanlık sokaklarda
en berbat ayrılıklar gece
en berbat yalanlar geceleri söyleniyor
seviştiğim ve sevdiğim adam,
geceleri bensiz uyuyor..

beni kucakla izmir
bugün sarhoşluğum çekilir gibi değil
dibini gördüğüm şişelerde başlıyor yalnızlığım
yirmi dört ayar değerinde değil sevinçlerim
kime satsan almaz
zenginliğim yüreğimden öte değil..

beni kucakla izmir
bugün düşlerim ulaşılır cinsten değil
bozukluk sevişmelerimin hepsini,
tek kollu dilenciye verdim
dilenci şaşkın
ben şaşkın
gece şaşkın
nasıl oluyor da anlatamıyorum garipliğimi
kustuğum şiirlerde,
konuştuğum ama duyamadığım bütün insanlarda aynı nakarat
aynı melodi tekrarlanan
şarkılarımın öksüzlüğüne isim koyamıyorum..

beni kucakla izmir
bugün şiirlerim sahibine yakın değil
özlediğim adam,
gecenin öteki yüzünde
özlediğim adam,
yatağında uykusuz
özlediğim adam,
ne çok sevildiğinden habersiz

beni kucakla izmir
beni kucakla izmir..!

bugün özlemim
bugün suskunluğum
bugün çaresizliğim
bildiğin gibi değil…

Pelin Onay

Anlamak…ve..susmak

bir boşlukta sallandırıyorsun yüreğimi
kime baksam biraz sensizlik
biraz yalnızlık
biraz korku
sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim
acı çekmek ne demek bilir misin özlemler içinde..?
derdini anlatamayan bir dilsiz gibiyim

kırgınlıklarımı emanetçiye bıraktım
geri dönüp alır mıyım../..bilmiyorum
her gece ince uzun bir bardak dolaşıyor parmaklarımda
her gece istek parçalar alıyorum sevdaya dair
her gece biraz daha ölüyorum

bizim buralarda hem sıkı içip hem de şarkılar söylemek,
her yiğidin harcı değil
pardon../..yanlış söyledim
her kadının harcı değil diyecektim

şimdi desem ki gün geceye döndü
susuz bıraktın dudaklarımı köpek öldüren gecelerde
sancılarım sıklaştı../..ebesiz şiirler doğurdum kan ter içinde
çocuklarının yüzünü görmeye gelmedin bile,
kahrolmayacak mısın..?
küçük bir kızın gül kokan dualarında kaybettim umutlarımı
nehirler boyu uzanan yüreğim işgal altında kaldı
kurtulan var mı dersen,
belki bir kaç düş
ve sakat kalan sözler
sevdam ise komada kan kaybediyor,
biliyor musun..?

belki de artık hiçbir şeyi bilmeni istemiyorum
istemek beklemek demek
beklemek ise kanamalı bir isyandır göğsüme yapışan
göğsümün bilinmezlere değil,
sevda RH + düşlere ihtiyacı var

artık rolleri değişiyoruz sevgili
sana şimdi anlamak
bana da susmak düşüyor
yaşattığın için biliyorum,
yüreğin biraz titreyecek
hazır mısın..?

Pelin Onay

Gidişlerin Güneşi Olmaz

bu nasıl bir gidiş böyle..?
hastalık bulaşmış bir köyü terk eder gibi
suya sabuna karışmadan akıp gider gibi
suç işlemişcesine vatanından kaçar gibi
bu nasıl bir gidiş böyle..?

imge toplamak için mi istila ettin yüreğimi,
batırdın bayrağını göğsüme..?
isteseydin…sana el değmemiş ilhamlar verirdim
gerek yoktu uygarlığımı ateşe vermene

şimdi…küllerinde duman tüten
ve içinde ekmek pişen kerpiç fırınların yıkıldığı,
harabe bir bedende soluk alıyor sevdan
bu muydu istediğin..?
yakışmadı
yakışmadı bu galibiyet erliğine../..sırıttı

can özüm../..yaşlı kurdum../..serserim..
bir zamanlar hasretle bekleyenim
söylesene,
bu nasıl bir gidiş böyle..?

cinayet mahalinden uzaklaşır gibi
kan davalını görüp saklanır gibi
bir evi soymuşcasına pencereden atlar gibi
bu nasıl bir gidiş böyle..?

Pelin Onay

Düşünürken Sizi

sizi düşündüm biraz
sizi ve ellerinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
geceyi giyinip,
cüzdanıma birkaç şiir sıkıştırdım
her an size acıkabilirim diye..

sahil boyu yürüdüm sanki
dudaklarıma takıldı bütün eski şarkılar
fasıl muhabbetlerinde sabahlayan çocukluğumu hatırladım
rakı kokan kahkahaları
uykusuz coşkuları
dilimin ucuna gelip de bir türlü söyleyemediğim seviyorum’ları
çok sonraları öğrendim
asıl sarhoşluğun,
sevdada olduğunu..

siz bilmezsiniz
ilk defa hüzzamla seviştim ben
inkar etmeyeceğim,
rast’la da kırıştırdım
eh biraz da hicaz’la
ama ne olur kıskanmayınız
onlar hala var hayatımda,
siz başkasınız..

gözleriniz mesela
hani o soyarcasına bakan
hüzün bile gülümsüyor gözlerinizde
hüzün dahi sevdalı

sonra sesiniz
duyduğumda yüreğimi alıp da yanınıza kaçıran
haberim olmadan dünyaya geliyor bütün şiirler
büyütmekte zorluk çekmiyorum lakin
kelimelerimin babası olur musunuz..?

sizi düşündüm biraz
sizi ve sözcüklerinizi
üşümemek için kendime sarıldım
ve silkinip attım üzerime yapışan yufka yürekli vedaları

bir deniz vakti sizin için doğdum sanki
adımı haykırdı bütün deniz kabukları
adımı haykırdınız sanki
size ulaştığımda rüzgar saçlarımdaydı
rüzgarım saçlarınıza bulaştı

siz bilmezsiniz
biraz da mahcuptum beklettiğim için
çağırdığınızı duysam,
hemen gelmez miydim..?

sizi düşündüm biraz
sizi ve yüreğinizi
vakit gece yarısından az ötedeydi
yolların sizinle kısaldığını öğreniyordum
acemiydim
şaşkındım
yorulmuştum
avuçlarımda titreyen sevgimi dudaklarınıza götürdünüz,
size vuruldum..

sizi düşündüm biraz
sizi ve yine sizi
sakıncası yoksa yanıtlayın ne olur
birkaç sene önce
neredeydiniz..?

Pelin ONAY

Aşk beklemektir

satırların ulaştı sevgilim

yanlışlıkla dudaklarını da eklemişsin,
konuşuyorlardı
iyi olduğunu söylediler bana
güldüğünü
gülümseyen hüznünü
bir tek sorunun varmış,
o da özlem..

sen üzülme sevgilim
yolların paçasını kısaltıyorum
söküklerini dikiyorum
ütüsünü de sürünce üstüne,
tez elden yüreğindeyim

sende biliyorsun ki
aşk sabır
aşk umut
aşk beklemek
beklemeye değdiğini bilerek..

Pelin Onay

Tuvaldeki Öpüş

yokluğun,
bir iç savaştır yüreğimde
sevgilim,geri çekildim
seni beklemeye gidiyorum

ayrılık değil ki bu
bir uzun hava
çalınacak,son bulacak
hicran makamında kadehler vurulacak
özlem geceleri kapımıza dayanacak
sevgilim,susturma bizi
sürç-ü lisan olmasın bu aşk

‘..avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim…ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri…itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam..sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar…korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var…’

uğurladım eski sevdalarımı,gözlerine ilk baktığım an
çarmıha gerdiğim özlemlerimi azat ettim
huzur kazandım müzayededen ikimiz için
bol köpüklü bir kahve taşıdım bakışlarımla sana
yüreğimi istedin,verdim

şimdi desem ki bahar
şimdi desen ki yol var
beklemek bir köpek gibi yapışsa da paçalarıma,
sevgilim,ikimize yetecek kadar sabrım var

‘..şarkıların resmini çizebilir misin..? ..bana yüreğindeki ritimleri gönder..nasıl? …hayır, izlemedim bu filmi, sahne tanıdık ama…biz mi oynuyoruz..? ..bu yüzden bitsin istemiyorum demek ki..daha önce seslendirdiğimiz aşklar nerede peki..? ..suflörü sen miydin yüreğimdeki sesin..? …sevgilim, hadi gel mısır patlattım, bizi izleyelim….’

çığlığımı tut,yere düşmesin
dar gelirli zamanların açlığını doyurmamız lazım
bu hayat bildiğin gibi değil,diyemem
biliyorsun,bana da öğret aşkım

korkularımı bir caminin avlusuna bıraktım
acılarım ahşap bir bina,bir kibrit çakılsa tutuşacak
sevgilim,sesimi sesinle uyut
bu yekpare gülüşler o zaman can bulacak

‘..denizi hiç böyle mavi görmemiştim..pardon, baktığım gözlerin mi…? ..gülme, boğulmayacağım, dalgalarında yüzebilirim..bu ekmek kavgasında durduk bir de sevdalandık…tabi ki pişman değilim, olamam..sevgi bir eylemse, ben eyleme geçtim…elimde pankartım, sana yürüyorum..’

düşler…yalnızlığın tangosu
sen gelene kadar sahnede dansım kalsın
sevgilim,geceyi düşlere boya
ama tuvalde bir öpüş kalsın…

Pelin Onay

Aşk-ı Lal

I

ateşe koşan kelebekler gibi koştum sana
tüm şehir gördü beni,
bir tek sen görmedin

II

şiir kokan ellerimi tuttun
bedenimdeki arzuyla seviştin
törpüledin korkularımı
gözlerimin kahvesinden içtin
hatırlıyor musun..?
sevdiğin o kadın bendim

III

Rabih dinlemiyorum artık../..heyecanlarını anımsatıyor
Ezginin Günlüğü../..beni sevdiğin günleri
Düş Sokağı../..sevişmelerimizi
benim için sen dinle,
temizlensin kırgınlıklarımın acıyan gülüşleri

IV

ah more!../..bilmiyorum
ben minnacık Giritli bir kadınım
şimdi söyle bana,
ben bu sevdayı hangi denize atayım..?
kahretmesin..!../..bütün denizler mavi,
gözlerine mi atayım..?

V

şairim../..sevgilim!
bu ayrılık yazdığın en muhteşem şiirin..

Pelin Onay

Ses (İm) Duvardan Düştü… /… Kaldırın

(ses düşerse, kelimeler yara alır)

– pardon,’seni seviyorum’ diyen bir ses buradan geçti
mi acaba?
– hayır bayan, görmedik

bir adam çıplak sesle şarkı söylüyor,
sesi üşeyecek diye çok korkuyorum
bir kadın limanda günah çıkartıyor,
günahları denizi kirletecek diye tedirgin oluyorum

tut(ma) beni gece
karanlığında şarkılara gebe kalıyorum

– pardon, ‘seni özledim’ diyen bir ses uğradı mı acaba
buraya?
– hayır bayan, uğramadı

tutkularım çiçek verdi, kokusunu saldı
satamadım biriktirdiğim dağ özlemlerini
İsmet Teyze yaşasaydı söylerdi, anılarla nasıl başa çıkılacağını
herkes ölüyor, sevdaların öldüğü gibi

kandır(ma) sın beni şiirler,
yokluğumu isimlendirmeye gidiyorum

– pardon, ‘kadınım’ diyen bir ses bir not bıraktı mı
acaba?
– hayır bayan, bırakmadı

cinayeti ellerim gördü
bir de yüreğim
gözlerim inanmaz yüze değmeyen bakışlara

beni rahmine al ve yeniden doğur anne
yanılgılarımın kapısını tekrar çalmayacağım
kuş tüyü vaatlerde kaybettim gerçeğimi
kandır(ıl) dığımı bırak unutayım

– pardon, ‘sen benim elma şekerimsin’ diyen bir ses
sizde kaldı mı acaba?
– hayır bayan, kalmadı

yorgun turuncu açtı gözlerini,
geceye tutundu
kıskanmasın canım mavi, onu da unutmadı
sır küpüdür şehvet bedenimde,
kapıma dayan(ma) dı

bacaklarım mecalsiz artık aşk
sana kapıları açamayacağım diye korkuyorum

– pardon, ‘artık bensiz bir yaşamın olsun’ diyen bir
ses ağladı mı acaba?
– hayır bayan, duymadık

kanım çekiliyor dostlar
ayrılıkların en dokunulmaz şahidiyim

Pelin Onay