Önce Göz Ölür

severken seni sürükleniyor hayat
sızıyor çatlak bir duvardan, gizleniyor
kemikleşmiş bir soğuk
kırma yakalı
büyük adamlarla kuş kovalayan
oğlanlar arasında

ölmüş bir kralın cinayetlerini
unutacak kadar bağlıyım sana, ipek kordonla
arap bir uşağın önünde
hint topu kadar sert, hint topu kadar
suratsız ihtiyarların sesi değmiyor ağaçlara

düşmüyor hiçbir dağa, ovaya
altı metrelik çukurlar kazıyorum
toprak ve kanla örtüyorum kalçalarını
bıçak sırtı kalınlığında…
sürükleniyor hayat, aktıkça taşıyor hiçbir yere

severken seni duruyor zaman
kahverengi bir sevinç hırpalanıyor gözlerinde
durgun suyun akışı tanıklık ediyor
“aşk yalansa her şey yalan” diyen
bir çocuğa inanarak;

kral taklidi yapacağım bu gece
ve atım ahırda hep hazır bekleyecek

(Şakağına Daya Beni’den)

Deniz Durukan

Aşşşk

aslında hiçbir şey yok ayla!
sadece tecrit ettim kendimi loşluğa
ayaklarımı uzatarak, bazen de gerinerek
kış esmerliğinde şarkı söylüyorum, ayla
senin ruhun uçmuş rutubetli odalarda

üşüyor şimdi tüm eşyalar ama korkma
korkma iyiyim ayla!
koca dolabın içinde asılı tek bir ceket gibiyim
açık yerlerimi kapıyorum, uzayan tüylerimi
güneş nasıl da doğuyor yorulmadan her sabah ayla!
sen her sabah aynı sıcaklıkta kalkabilir misin yataktan?

hatta üç ayrı aşkı taşıyabilir misin?

bu şehir yokuş yukarı uzuyor ayla!
çift camlı pencereleri, parlatılmış kapı tokmaklarıyla
kıvrılıyor evler dar sokaklara

kaldır eteğini ayla!
aşk hiçbir şeydir, beraber uyumaksa tecrübe…

ayla! bazen atlamak istiyorum aşağıya

Deniz Durukan

Kız Kurusu

hayatıma giren bütün harun’ları saydım
kırmızı suratlı, hafif kambur, hatta babadan aksak
bir tek harun çıkmadı

isterdim elbet, yakası açık
vişne çürüğü yalanları olan izdivaç
kuyruğu çok uzun gelinlik…

akşam saat beşi gösterince, sıcak çorba yanında
fazla sirkeden kabarmış puf börekleri, nur topu bebekler…

tamda şurada, kurt sineklerini izleyerek geçirdim sabahı
tüy kadar hafif, arı kadar hızlı
geçti zaman dizlerimin dibinde

bir ara öper gibi bakmıştık birbirimize
yarım dakikadan az, zehre batırılmış ok
beyaz bir örtüye sıçrayan mürekkep gibiydi

Deniz Durukan

Ölümde Hiç Risk Yok

ne zaman bir resme baksam;
orman koca bir yalnızlıktır
karanlık bir ışık gibi sızar aşklara

ne zaman sana baksam;
yakalanırım kalabalık evlerin
can sıkıcı telaşına
gece hep tersten düşer kasıklarıma

yanıldım! hiçbir şey yok aramızda
tenha bir masadan başka

kısa saçlı bir sürtüğün
tek başına çiftleşmesidir zaman
bıçağın kendini bileylemesidir, hiçbir şeydir.

kırık bir aynayı taşıyoruz hep
beraber dalıyoruz sokaklara
kanayan yerlerimizi ovuyoruz
ayakta, kırmızı kapının tam ortasında

her insan kendinin katilidir aslında.

Deniz Durukan