Kavalım

Şirin kavalım
Sabahın seherinde
Ve günün batımında
Yalnızların arkadaşı
Çoban ve aşıkların yoldaşısın.
Sesin üzgünlerin yüreğindeki gözyaşı
Ayrılmışların selamı
Aşıkların ağlama ve feryatlarını
Bana hatırlatan sensin
Kavalım sensin
Terk edilmişlerin içindeki gamları bitiren.

Kavalımın sesi
Dağ ve yüksek yaylalar
Gül ve reyhanlarla çevrilmiş pınarlar
Mağaraların derinliği ve uçurumların başı
Dinleyenlerindir.
Ve batı rüzgarının esintisi
Ağaçların yaprakları arasında dolaştırır seni
Kavalım gel
Biz bu dağlardan doruklara yükselelim
Güçlü rüzgarlara komşu olalım
Uğultularının arkadaşları olalım
Sisli ve dumanlı olanların
Haykıralım bizde
Çığlığımızın sesi
Vadilere boşluklara yayılsın.
Aşağıdaki cansız toprakları
Sallasın..
Ve parlayan yedi renkli suyun dalgaları
İniltimizi duysun
Diyarbakır ve Suruç ovasına
Yiğit beraz diyarına
Ve kuzu sesleriyle
At kişnemeleriyle
Bize karşılık versin

Kavalım bak ve hisset
Güneş battı
Gece yıldızı parladı
Boz dağların çıkıntıları
Kızıl pelerinleri
Kıpkızıl olmuş
Ve gece suyunun karanlık dalgaları
Kayalık ve tepelere
Taşlar gecenin yiğitlerini aldatır
Ve gecenin sessizliğinde
Yiğitlerin ayak sesleri duyulur

Kavalım
Haykır
Dünya süt çağında ki çocuk
Girdi beşiğine
Haykır kavalım
Ve ona ninniler söyle
Son ver gamlarına kederlerine

Kavalım sensin.
Dünyadaki yalnızların
Ve doğuda
Dünya uyandığı zaman
Aydınlandığı zaman
Serbest ve özgürlerin şarkısını
Kürdistan da
Mırıldan
Ve o şarkının sesi
Güneşin temiz ve kızıl ışınları gibi
Yankılansın yüreğimizde
Kavalım
Sensin vatan aşıklarının kederlerini dağıtan

Celadet Elî Bedirxan