Uçurum Su Kırlangıç

Alnın bir uçurum
önce gözlerimin
sonra dudaklarımın düştüğü
ve her seferinde
saçlarına takılıp kaldığı bir uçurum.

Serin bir su alnının kokusu
Bu çok sıcak şehirde
birdenbire önüne çıkan
yenileyen, dirilten
serin bir su.

Gözlerin
yükü ağır iki kırlangıç.
Bana doğru, kalbime doğru
uçan, uçan iki kırlangıç.
Kimi zaman değip geçen,
kimi zaman çarpıp kalan,
karanlık şeylerden aydınlıklar taşıyan,
sevinçle kederi,
aşkla çileyi,
bugünle yarını yansıtan
iki kırlangıç …

Süreyya Berfe

Şiir Çalışmaları

20.
Olduğum yerden başlasam yaşamağa;
olduğumu sandığım yerden.

22.
Her geçen yıl eşyasızlığa alıştırıyor
eşyasızlığı bana.
Soğuyoruz günümüzün gözdelerinden
ısınıyoruz yalına, yalınlığa.

23.
Sordum yeni doğmuş bir bebeğe:
-Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
-Annemin sütünü düşleyerek.

Bir mezarlıktan geçerken sordum ölülere:
-Affedersiniz. Boş zamanlarınızı nasıl
değerlendirirsiniz?
-“Gelecek”leri düşünerek.

Süreyya Berfe

Senden Sonra

Ayrılık sesine benzedi uçak sesi
onun kadar uzun bir ses.
Havalanan
kaybolan
geri dönen bir ses.

Sevgililer
geçip gidin akşamın içinden
kendi akşamınıza.

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Kara, sıcak bir duman.

Ayrılık yığdı bulutları üstüme
insanlar uzaklaştı
söz bitti.
Yalnız baykuş öttü kuşlar içinde.

Sevgililer
geçip gidin akşamın önünden
kendi akşamınıza.

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Boşalmış bir şehir.

Ayrılık, saplandı yüreğime
ölünceye kadar doymayan canavara
avutulamayan hırçın çocuğa

Sevgililer
geçip gidin akşamın yanından
kendi akşamınıza.

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Yuvalarına girmeyişi güvercinlerin.

Ayrılık, vurdu sırtıma kızgın demirini
ufukta durdu
soğudu geldi
kırdı kapıyı girdi içeri.

Sevgililer
geçip gidin akşamın yolundan
kendi akşamınıza.

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Çığlığı bedenin.

Ayrılık rengini aldı kanım
nasıl oldu bilmiyorum.
Kara
durgun
akmıyor.

Sevgililer
geçip gidin akşamın üstünden
kendi akşamınıza

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Rüzgârsız havada yıkılması bir ağacın.

Ayrılık, duymadığım şarkılar söyledi
yas çiçekleri taktı boynuma
karıştırdı birbirine günle geceyi.

Sevgililer
geçip gidin akşamın altından
kendi akşamınıza.

   – Nedir ayrılık delikanlı?
   – Bahçıvanı, çiçeksiz bir bahçenin.

Ayrılık o gün atına atlayıp gidecek
başka ovalara
dört nala.
Adını bile unutacağım o ihtiyarın.

Sevgililer
buyrun gelin akşamla beraber
bizim akşamımıza.

   – Neydi ayrılık delikanlı?
   – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının.

Süreyya Berfe

Yeni Aşk

Yanında oturan ben değilim
Zamanla dirilen anılar

Sorular soran ben değilim
Pişman eden merak

Geçmişi kabartan ben değilim
Yeni biten maceralar

Seninle yaşayan ben değilim
Yere düşen yaprak

Duygularını şaşırtan ben değilim
Gelip geçen acımalar

Kolunda uyuyan ben değilim
Uzaktan gülen aşk

Karşında ağlayan ben değilim
Yürekte esen rüzgâr

Süreyya Berfe

Yazılmaması Gereken Şeyler

1.
Bütün gece bir koza ördün
Yorgun yüreğimin soluğuyla getirdin güneşi
Uykusuzluk gitti geldi, gitti geldi
İlk defa ona yenildik
Ve dünyada ilk defa sabah oldu
Çünkü kolum değildi belindeki
Söyleyemediğim seçemediğim sözcüklerdi

Sabah serdi örtüsünü üstümüze
Yalnız bulutlar gördü bizi
Bir de sessizlik. Sevindi büyüdü
Kapıdan çıkarken bir şey değdi elime
“Kapıyı çektin mi?”
Senin sorduğun soruydu belki
Belki yoktu da bana öyle geldi
Kül renkli, baş döndüren bir sabah
Sundu bana serin bir sevda mendili

Göremedim
Seher yeli değiştirmiş elbiseni
Oturdum karşında
Bilmediğim bir yere gider gibi
O kadar çok ve o kadar pis şeyle boğuştum ki
Uzak durmaya çalıştım senden
Bulaşmasın diye gecenin, alkolün zehri

Bir gün her şey sona erse
İhtiyarlasa kafam, kalbim ve şiirim
Hiçbirini hatırlamasam yaşadıklarımın
Etimdeki ateş, derimdeki alev beni terk etse
Nerede olduğunu bilmesem senin
Hiç kimse de bilmese
Mutlaka uyanacağım sabahların en sessizinde
Kim bilir neler geçecek aklımdan
Dar mı gelecek odalar, evler, şehirler
Dar mı gelecek geçmiş günler, kağıtlar, kitaplar
Dar mı gelecek zaman bilmiyorum
Kalkıp uzanacağım bir kanepeye
Uyandığımda “Dünya” diyeceğim
“İnsanlar ve hayat”
Bakıp pencereden bir ağaca
Bir börekçiye, bir manava, bir sabahçı kahvesine
Şımardıkça yorganı başına çeken bir çocuğa
Babasına masal anlattıran bir genç kıza
Yaşarken hiçbir şeyini esirgemeyen bir kadına
Bakıp bütün bunlara
“Dünya, insanlar ve hayat” diyeceğim
“Sizi sevdiğim için oluyor, ne oluyorsa”

2.
Gece, yağmur, gökgürültüsü
Sallanıyor ağaçlar, göğe karışıyor sesleri
Yaprakları görünmüyor
Benim seninle olduğum gibi

3.
Boya değil, ışık sızmış geceden saçlarına
Nereye gideceği belli olmayan göçmen kuşlar gibisin
Vaktin gelir gidersin
Bir tek haber bile bırakmadan kapıma

4.
Ben nasıl beraberim seninle, neden beraberim
Sevsem, sevmek neye yarar
Öpsem n’olur sanki
Gelip geçen su gibi

5.
Ya bir bulutsun rüzgarlara boş veren
Ya da bir insansın çok uzaklardaki
Çünkü her tatilin bir serüven
Her kaçışın limansız bir gemi

6.
Her şeyleri bırakıp kaçmanın, unutulmanın meleği
Ne var beni hatırlatacak sana
Okunmayan şiirlerden, toprak kokan türkülerden
Ve insanların bitmeyen hüznünden başka

7.
Hiçbir yerini görmesem de olur, dokunmasam da
Başkalarının olsun görünen güzellikleri
Kimse paylaşamayacak biliyorum
Uçup gelen ve göğsümde kalan kelebeği

Süreyya Berfe
Ufkun Dışında, De Yayınevi, 1985

Sevgili Arkadaşım

1.
Gözlerinin rengi gibi
Yüreğinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, ellerini gördüm önce
Toplayan, düzelten, onaran ellerini
Dokunduğuna soluk aldıran
Telâşlı, usta, sevecen ellerini

Geç anladım ve inandım
Her gün daha çok inanıyorum
Ellerin, güzel işlerin karıncası
Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak

2.
Yüzünün rengi gibi
Dudaklarının rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, özverini gördüm önce
İçinden çavlan gibi dökülen özverini
Hep koşan, yürümeyi bilmeyen
Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini
Neye uzansa dirilten
Susan, hüzünlenen, sıcak özverini

Geç anladım ve inandım
Gün gün daha çok inanıyorum
Özverin, güzel işlerin arısı
Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak

3.
Derinin rengi gibi
Sesinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, seni gördüm önce
Gülen, yaşayan, bilen seni
Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan
Durduğu yere can veren
Gönüllü, duyan, seven seni

Geç anladım ve inandım
Şimdi daha çok inanıyorum
Sen, hayatın ablası
Saf olan her şeyin mayası
Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak

4.
Sevgili arkadaşım benim
Sana “sevgili arkadaşım” diyorum
Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı
İşte sana bir aşk şiiri
İçinde “sevgilim” sözcüğü geçmiyorsa
Suçun yarısı senin
Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil
Kendisini seviyorum senin gibi

Süreyya Berfe

Suçlu Şiirler

2.

Nerede nasıl oldu.

Deniz gören yüksek bir yerde
Belki de ilk günde

Yanağında cıvıldayan renkte
Bazan yapmayı düşündüğümüz delilikte

Ta o zamandan belliydi ama
Kendi elimizle çekmiştik duvarları aramıza

Biraz harap da olsa duvarlar duruyor
Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor

Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor

Süreyya Berfe

Bazı Yaralılara

Nereye bakıyorsun
İşte yaralı insanların fotoğrafları
İşte yangından çıkarılan çocuk cesetleri
Bu, savaşmış bir atlının sakat kalan ayağı
Bu kesik kol, önemsiz bir iş kazası

Kime bakıyorsun
İşte bacağından alınan üç parça kemik
İşte bombardımandan sonraki yaralılar
Bu, sınırı geçemeyenin aldığı yara
Bu yarım adam, küçük bir işkence hatası

Neye bakıyorsun
Sayamazsın o ciğerdeki yaraları
Kime bakıyorsun
Bilemezsin geçmişindeki yaraları
Nereye bebeyken nazar boncuğu
Kime büyüyünce kurşun yarası

Ama sen
Yine de verirsin çiçeğini yaralı ağaç
Uçarsın yaralı keklik
Kan diner yol açılır
Gün döner gece kısalır

İsteyen denize isteyen kendine baksın

Süreyya Berfe

Hepsi O Kadar

Gidilir gelinir.
Belki sağsalim dönülür, hepsi o kadar.
Günler geceler çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey…
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.
Gidilir herhalde gelinir.
Bütün gün denize bakmak kadar.
Belki ayvalar çürür.
Birşeyler kurur, atılır.
Nedir ki uzakta olmak
Ardahan´da boş duran bir ev
Hiçbir zaman suyu olmayacak bir kuyu
Unutulur, kalır. Hepsi o kadar.
O kadar anlayabilmek
O kadar acemi
O kadar toy
O kadar ilk
O kadar yeni
Ey uğursuz yolculuklar
Ey yıldızsız samanyolu
Bir daha hiç olmayacaksınız.
Çünkü yarım ve yaralı kalan
Bir akşam, yemin etmiyorum ama
En az günlerce, günlerce kanar.
Gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir.
Hepsi o kadar.

Süreyya Berfe