Sonnet

Büyü hakkınızı bana daha az kullanınız:
Bunu yapmazsanız kaybedersiniz beni.
Bilirim tehlikeyi görmek isterim sizi;
Sevmeye zorlamaktan da hoşlanmam yalnız.

Ama kuşkumu yersiz, nedensiz sanmayınız;
Bir şeyler oluyor içim görür görmez sizi;
Güç katlanmak tutan nice şeye esenliğimi;
Hem sevgiden de fazla bir şey bu şüphesiz.

Yanlış anlamayın: bozgunluğumun şânı.
Salt ele vermemektir bunu bilmelisiniz:
Bilirim büyülerden sıyrılmak sanatını.

Ama ondan kendimi savunamaz olursam
Ne yaparım ah, güzel îris, bilir misiniz?
Teslim olmaktansa kaçıp kurtulurum.

Pierre Corneille
Dünya Edebiyatından Aşk Şiirleri
Varlık Yayınları / 1968
Çeviren: İlhan Berk

ÖNSÖZ

“Şiir bir başka dile
çevrilmiyen şeydir.”
(E. E. Cummings)

Şiirin çevrilmez olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu da şiirin hemen hemen kendisi demek olan biçiminden gelir. Biçimse, gerçekten, çevrilir şey değildir. Nedeni de, biçimin sait onun yaratıcısı olan ozana özgü olmasıdır. Böyle bir şiir, kendi ilkelerini kendi getirdiği için, kendi dışına aktarılamaz. Aktarılan, çoğun, anlamdır. Anlamsa şiiri açmtya, özünü ortaya koymaya yarar. Şiirin yapısına bir şey eklemez. Kısaca, yapıcı bir öğe de­ğildir. öte yandan, anlam bir şiiri çevirirken tutulacak ilk doğru yoldur. Hattâ anlama bağlanıldığı ölçüde iyi bir çeviriye gidilir. Anlamdan uzaklaşmak hiçbir çeviriyi ba­şarıya ulaştırmaz. Ama hepsi o kadar. Çünkü anlam, yaratmanın kendisi değildir. Şiir çevirisinde güçlük bunun için doğrudan doğruya bir yapı kurmaya gelip dayanıyor.
Şiir çevirisine önce bu gözle bakmak gerekiyor.

Öyle sanıyorum ki başarılı çeviriye çevirmen, çevirdiği şiirin yapısına yaklaştığı ölçüde ulaşır. Yapabileceği sanırım budur. Genellikle de bu yapılıyor. Buna, Höldernlin’in, Sophokles; Gerard de Nerval’in, Henri Heine; Mallarmğ’nin, Baudelaire’in Edgar Poe çevirileri örnek olarak gösteriliyor. Kimi çevirmenler, ozanlar (Esra Pound, İtdbert Lowell) yapımn çevrîlmezliğinden hareket ederek,
aslına yaklaşık yapıyı kurmaktan da vazgeçerek özü alıp kendi yapılarım koyma yoluna gidiyorlar. Bunun için olacak, çevirilerine kendi şiirleriymiş gibi bakabiliyorlar. Hakları da yok değil,

Şiiri yapan anlam değildir çünkü. Ben bu çevirilerde birinci yolu, şiirlerin kendi yapılarına en yaklaşık yapıları koyma yolunu seçtim. Bu bana daha doğru göründü. Bunun için şiirlerin asıllannın da karşılıklı olarak basılmasını isterdim. Bunu okuyucunun karşılaştırmasını sağlamak için olduğu kadar, o şiirlere girme olanağını kazanması için de isterdim. Anlamlan dı­şında kalanlar için bile, görünsel de olsa, bir yararlığı vardır bunun.

İlhan BERK