Fotoğraftaki Yağmur

‘ceviz gölgesinde uyuma’ diyor annem
sesi mısır püskülü / tenha
kendimi fotoğraftan öğreniyorum
bakır kapları kalaylayan çingenenin
altın dişi gülümsüyor
teline kuşlar konmuş saz çalıyorum
ben yokum sesim var

çiçekleri yolarken tanrının eli
ıslık gibi kesiliyor aniden rüzgar
yağmur başlıyor fotoğrafta
kurak bir ağaç bir giz her yüz
yelkovanı sıkıntıya ayarlı
saatin tik takları / bu yüzden
nabzımda taşımıyorum zamanı

sokakta başlıyor yağmur
çatılara taşıyor damlalar
kediler kaçıyor çöp kovasının etrafından
‘yağmur tüm zamanlarda sebil’ diyor tanrı
ıslak alazlar düşüyor kanatlarından
oradasın o sabah ve her sabah
yağmur usta yağıyor üşüyor fotoğraf

kır çiçekleri üzerinde evler
uygarlığımı yok eden şimşekler
yaralarım ortaya çıkıyor duruldukça suyum
‘adresini ver kurtul peşine düşen sokaktan’
diyor o ses / kavımdan kurtulup
akıyorum fotoğraftan toprağa
kanım soğuk

– anılar açık kalmış
zaman cereyan yapıyor
kapatıyorum belleğimi… –

Emre Gümüşdoğan (Abdullah Çelik)