Ah Güzel Çocuk

yine telaşlı kelimelerle başın dertte
ah güzel çocuk uslanmadı yüreğin
ya geçmişinde takılı kaldın
ya da unuttun büsbütün

aynaları boşver biraz
çevren senden akanlarla dolu
biraz kendinden kendine bak

ah güzel çocuk özledim de seni
sevmelerin hala korku dolu mu
hala içindeki deli kadın yaşıyor mu
hala çocuk utanmalarında yasattığın coşkun duruyor mu

ah güzel çocuk konuşmayalı çok oldu seninle
hala susuyor musun
hala seni başkalarından mı dinliyorsun

ah çocuk seni senden başka kim bilir ki
beni boşver
sil bir kalemde
telaşlı bir anında elim değdi biraz sana
kaybolmuşluğunda küçük bir ışık bile değil
belki yankısız bir ıslıktım sadece

ah güzel çocuk çok sevebilirdim seni
hala sorguluyor musun gidişlerimi
hala şaşkın mısın
anlamadın daha değil mi
seni sevdiğim için gittiğimi

ah güzel çocuk uzaktan soluyorum düşüncelerini
hala bulamamışsın kendini
canını acıtanlar hala yanıbaşında
en çok da kendi parmakların
parmakların ki ruhunda en çok izi olan
hala anlamadın değil mi
senden başka kimse yaralayamaz seni
senin kendini yaraladığın gibi

hayat öyle basit ki güzel çocuk
arama telaşlı kelimelerde gerceği
senin basitliğinde yatıyor bütün cevapların

hala yanakların kırmızı mı
hala güzel bakıyor mu gözlerin
hala sinmiş mi ruhundaki öksüz çocuk
saçlarındaki sıcaklık hala kayıp mı
kimse okşamadı mı saçını güzel çocuk
hiç dinmeyecek değil mi
ruhundaki o sevgi yoksunluğu

ah güzel çocuk vaktim olsaydı keşke
keşke saçlarına dokunsaydı avuçlarım
sımsıkı sarılsaydım özlemlerine
anlatabilseydim sana yaşamın güzelliklerini
ah güzel çocuk keşke
keşkeleri yaşamayacağımız anlarımız olsaydı

Gassan Satar

Sana Aşık Olduğum Günler

Tohumun çiçek açtığı günlerdi
Ask küsmemişti insana
Yıldızlar sohbet ederdi çocuklarla
Güneş ay elele ayni anda dolanırdı gökyüzünde
Sen geçerdin kapımın önünden
Sevişirdim ayak izlerinin tozuyla
O zamanlar sevgilinin varlığı yeterdi aşka

Günaydın derdin dükkanlarını açan esnafa
Sesinin değdiği her insana aşkla bakardım
Sohbet ederdim ekmek parası derdine düşenlerle
Sana dair bir izin sevdasıyla

Sana aşık olduğum günlerdi/ ki aşkım büyüdü durmadan
Bombalar atılmazdı çocuklar üstüne
İki düşman ordu
Birlikte ağlardı ölülerinin ardından
Dostça mertçe yas tutulurdu öldürülenler için
Sen geçerdin rüyalarımın derininden
Arzuyla titrerdi düşlerim
O zamanlar hayaller yeterdi sevişmelere

Seni sevdiğim zamanlarda dünya cennet bahçesiydi
Çiçek açardı tas sokaklar
Sevdanı konuşur
Sevdanı dillendirirdim
Çocuklara masallar anlatırdım
Aşkınla saklambaç oynar
Aşkınla sobelendirdik
Seni anlatırdım
Bin çocuk başı ruhuma uzanır uyurdu
Bin çocuk rüyasına sızardı senin güzelliğin

Gülerek doğardı çocuklar o zamanlar
Gülerek giderdi insanlar sonsuzluğun kapısına
Sen vardın çünkü
Seni severdim ben durmadan
Sairler sadece aşkı yazardı
Ayrılığı, hüznü bilmeden
Çaresiz aşkı, çaresiz seni yazarlardı

Daha kimseler bilmezdi kıyameti
Aşkın inancı vardı sadece ibadet edilen
Sana aşık olduğum günlerde
Korku nedir bilmezdi yürekler
Aşktan inanç imbik edilirdi
İnançtan ask doğardı sadece

Sana aşık olduğum günlerde/ ki hiç bitmedi aşkım
Kimse askın ömrünü biçmezdi yıllarla
Kimse gitmeleri konuşmazdı
Gidilen her yerde aşk yaşanırdı çünkü

Sana aşık olduğum günlerde hiç şiir de yazmazdım
Varlığından bozulan bu dünya yolculuğunda gülüm
Ben yokluğunun şairiyim sadece

Ah bitse günler
Seni yasamaya doğsam yeniden
Yeniden otursak bir kuyruklu yıldızın kenarına
Sallasak ayaklarımızı evrenin okyanusuna
Seyretsek dünyayı o ışıklı göklerden

Gassan Satar

Yokluğunda

En çok sana benzemeyenler hatırlatıyor seni
En çok senin gibi sevemeyenler özletiyor seni
Senin gibi bakamayınca hiç kimse
Sana düşüyor yüreğim
Bakışların aklıma geliyor
Şimdi başka gözlere dolan bakışlarını anımsıyorum
İçimi derin bir yokluk sarıyor
Senin gibi bakamayan gözlerde düşüyorum hasrete
En çok senin gibi sevemediklerimde
Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
Titremeyince yüreğim
Akmayınca kanım deli
Yanmayınca tenim sende yandığı gibi
Anlıyorum seni ne kadar sevdiğimi
Anlıyorum kimseyi senin kadar sevemeyeceğimi
En çok senin kadar özlemediklerimde anlıyorum hasretini
Saymayınca saatleri
Beklemeyince güneşin doğumunu
Umut bağlamayınca gelecek yeni güne
Anlıyorum seni ne kadar özlediğimi

Gassan SATAR

Çekme Düşüncelerini Benden

ruhta açan gülümseme çiçeği
suyunu ve ışığını anlaşılmanın avuçlarından alır ancak
çekme öyleyse düşüncelerini benden
anla yalnızlığımı
anla gözlerindeki çocuk bakışa vurgunluğumu
bakışlarındaki şefkatle besle yüreğimin bahçesini

ey sevdası yürek besleyen sevgili
gözlerinin ışığını çevirsen ufuklara
sevişmelerin anlamı hala gözlerindeyken
güneş daha dokunmamışken dağların sırtlarına
gün doğdu diye
aldanacak koca bir şehir
yarım kalmış uykularla başlayacak yaşam

anla ki sevincinden damlayan her ses
her nefes
şafağa dokunacak
ilktir gökkuşağı
dağların ardından koşup gelen
gündoğumun avuçlarında
selamlayacak sabahlarımı

çekme bakışlarını benden öyleyse
gel sen uykularıma dokun
tutkulu düşlere yol alsın hasretlerim

adımla uzaklığımızı
yaklaş sevdama
varlığının bana yönelişlerinde şimdi bütün gizem
çözülesi sır kuşağının tüm arzuları
anlamları çözen algımın bütün büyüsü

sen susma ne olur
nefesini uzak tutma benden
sesinin tınısı doldursun umutlarımı
yaşama direncimi beslesin sevişlerin
ve sonra gülümsemeni sur tenime
papatya kokulu dudaklarının nemini

çekme varlığını sen benden
gözlerinde sevişmelerimiz var oldukça
yaşama küstüğüm her an
bakışlarından bağlanırım yaşama

Gassan Satar

Anne Çocuk ve Yalnızlık

“Yalnızlık nedir?” diye sordu çocuk
Gülümsedi kadın
“Memeden kestiğimde seni
İçimde doğan boşluk gibidir” dedi.

“Kokundan uzak kaldığım an gibi mi?” dedi çocuk
“Ses sağnağında yüreğine tek bir tınının değmemesi gibi,
Düşsüz uyku gibi,
Renksiz düş gibi,
Çocuksuz ana kucağı gibi” dedi kadın.

“Yalnızlık nedir?” diye yeniden sordu çocuk
“Aşksız bahar gibi,
Kokmayan çiçek gibi,
Arı konmayan renk gibi” dedi kadın.
Hüzünlendi çocuk,
Gamzelerine iki büyük çaresizlik doldurarak
“Yalnızlık yavrusunun gözlerindeki çaresizlik gibidir” dedi kadın.

“Ağlatacak kadar güçlü müdür?” dedi çocuk,
Sarıldı kadın çocuğa
“Sana akan bu sevdam kadar keskindir” dedi
“Gülümsemene büyüttüğüm umudum kadar güçlü..”

“Acıtır mı insanın canını?” dedi çocuk
“Seni kaybetmenin korkusu kadar acı,
Senin gözyaşlarının ateşinden daha yakıcı” dedi kadın.

“Hep yalnız mıydın?” dedi çocuk
Daldı anılara kadın,
Eski bir aşkın kalıntılarında dolaştı biraz,
Biraz eski mutluluklara dokundu.
Çekingen.. Biraz da özlemli
Bugündeki yalnızlığını yaratan büyük aşkını düşündü.

“Hiç bitmez mi yalnızlığın?” dedi çocuk
O’nun gibi bakmayan
O’nun gibi gülümsemeyenler geldi aklına.
O’nun sarmalarındaki sıcaklığı yaşatamayanları düşündü.
“Büyük aşklar büyük yalnızlıklar doğurur` dedi kadın
Sarıldı çocuğa kadın
Umuda sarılır gibi
Yalnızlığını yıllara gömer gibi
Sarıldı sevdasının en güzel meyvesine…

Gassan Satar

Sonsuz Aşk

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven – kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar.
Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini…
Sevilmeyeceklerini…
Koklanmayacaklarını…
Okşanmayacaklarını…
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.
Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.
Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
Meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
İşte bende böyle yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin.

Gassan Satar

Çok Şey İstemem Senden

yaşanmayanlara özlem var içimde..
sende bulacağıma inanıyorum ya
belki sende bulma isteği bu içimdeki
illa ki sende bulma inadı

şimdi sen çağırsan beni
neden çağırdığını söylemeden
sadece gel desen
gelip uzak yollardan..
sana sarılsam düşünmeksizin..
neden sarıldığımı anlatmaya gerek görmeden..
çok şey istemem senden

belki bir tatlıcıya gideriz..
ikimiz de severiz tatlıyı
tavuk göğsünü severim ben..
tatlı yiyip tatlı konuşacağız ya
bir kaşık tatlımdan alıp
seni anlatacağım ya

yetmez ya hiç bir şeker adı
sözcüklerime seni katmaya
gözlerine bakarım
yetmez gizli bakışına sığınırım
şiirim kabarır içimde
şiirler yazarım kağıt peçeteler üstüne..

belki ürküyorsun sen
aşkım çok
sevgim çok
sense korkak
sense sevginin içinde duraksamış
sevmeye istekli bir korkak

aslında çok şey istemeye niyetim yok..
olanla varsın ya bende..
bendeki olan senin bütünün ya..
varlığımı sımsıcak ısıtan
istemiyorum zaten fazlasını ..

belki alışverişe çıkarız..
sen beğenirsin alacağım kazağı..
siyah rengi çok severim..
gözünün değdiği ilk kazağı alırım..
belki çabucak giymem
bakışların değmiş ya ..
saklarım sensizliğin yakama yapışacağı anlara
özleminin büyüyeceği ilk anda
bakışlarından giyinirim
kazağıma değen elime
sıcaklığın bulaşır
senden saklı büyüttüğüm

kimbilir belki deniz kenarında yürürüz..
ben balık ekmek isterim..
belki bir de şalgam..
sen belki kırmızı şarap..
ve dudaklarımdan sana dair şiirleri yudumlamak

yine de yürürüz beraberce seninle
elele olmak mı..
çok şey istemem ..
ruhundaki ellerimi çıkaramam ki.
sıcak senin içinde ellerim..
hiçbir şey ruhundaki renkler kadar ısıtmaz ellerimi..
dedim ya çok şey istemiyorum senden
her şeyini almışken..
katmışken kendime
satır satır
damla damla
bundan daha çok ne olur bilmem

çok şey istemiyorum diye şaşırma.
ben öyle az şeyle yetinirim
belki beraberce klasik müzik dinleriz
belki bana figaronun düğününü anlatırsın..
ben seni dinlerim ..
klasik müzik neyime.
sesinin notalarına düşer ya aklım…
ben belli etmem bilirim utanırsın..
aşk dedikçe korkan birisisin sen ..
olsun ben ses çıkarmam
serde dillendirilmeyen aşkı yaşamak var

belki dedim ya az şey isterim senden..
lunaparka gideriz
içimizdeki çocuğu sevindirmek için.
çarpışan otolara bineriz
ellerin yakınımda
değerim de gizli gizli..
sıcaklığına vurgunum ya
sıcaklığından sevişmelere yürürüm ya
kutsal bir emanet gibi alırım ya seni
ellerinin sıcağından
değerim ellerine
arsız bir çocuk yaramazlığında

dedim ya çok şey istemiyorum senden ..
öyle aşk sözcükleri beklediğimi sanma
sarılsan bana sımsıkı
konuşmadan
suskunluğunla gülümsesen
yeter bana sevgini büyütme
ben alırım ne de olsa ….
senin vermek istediğin her şeyi
vermeye bu denli korkakken sen

haydi sen unut bunların hepsini
sen yeter ki gülümse
çok şey istemem senden

Gassan Satar

Ben Eskiden de Severdim Seni

Ben eskiden de severdim seni
Ama dokunuşları esirgerdim düşlerimden
Sevişmeleri silerdim uykularımdan
Öylesine bir umarsızlıkla
Severdim seni sevdiğimi düşünmeden

Ben seni eskiden de severdim
Ama almazdım sözlerindeki sevgi ışığını
Dokunurdum parmaklarımın ucuyla
Sonra saklı şiirlerin satırlarına gömerdim
Bir başka sevdaya yazar gibi
Yazardım sana ask şiirleri

Ben seni eskiden de severdim
Ama kadınım demek zor gelir
Ellerimin sıcaklığından başka ne var vereceğim
Kapatırdım avuçlarımı sımsıkı
Yanardım avuçlarımdaki senli sevdanın yangınıyla

Ben seni eskiden de severdim
Ama zamanın prangasında mahkum hayallerimiz
Başka yolların yolcusuyuz
Hep başka yerlere varacak olan
Saklardım sevdanı adım izlerime
Yollara düşerdi sevdanın kokusu
Her adımda seni yazardım
Yazdığımdan habersizim gibi

Ben seni eskiden de severdim
Ama bitecek bir rüya ürkütürdü beni
Ya alışırsam sıcaklığına
Ya alışırsam sevdana
Ya alışırsam güzel gülüşüne
Ya alışırsam sevişmelerine
Saklardım usulca sorgularımı
Kendimden habersiz korkularla
Gömerdim sevdanı yüreğimin en derinine

Şimdi sevdam dilimin ucunda
Şimdi arzum ellerimin sıcaklığında
Şimdi özlemim şiirimin satırlarında
Şimdi yangınım sana dokunuşumda
Şimdi kavuşmam zamanın tuzağında

Ve şimdi yüreğim sevdanın kanatlarında
Şimdi arzum senin ellerinde
Savuracağın yöne durmuş bakışlarım
Seni bekliyorum…

Gassan Satar

Mavi Ruh

Ben en çok
Kadın ruhunu sevdim
Düşünmeden sevdim
Ne zaman üşüdüm
Ne zaman acıktı yüreğim
Dalıp bir sevdanın içine
Dokundum sıcacık sevdaya
Dokundum o mavi ruha
Giden olmadım hiç bir zaman
Dönüp bakmak ardıma
Suçlu çocuklar gibi
Gücüme gider
Yitirilenin koynunda ismimi görmek
Avuçlarımda kalan bu iz ne
Sıcak bir koku
Saran bir huzur
Anlarım anıların yüreğinde
Bir sevdiğimin ruhuna dokunmuş avuçlarım
Kapatarım sımsıkı
Kapatırım kaybetmeye korkak

Gassan Satar

Kadınım

Ne zamandır yazmıyorum sana kadınım.
Dargın mısın yoksa bana?
Sesin, burukluğu taşır.
Yoksa, daha az seviyorum diye mi korkarsın?

Ah kadınım ah!
Yaşam, yoruyor bazen beni.
Bazen, her şeyi bırakıp ardıma
kaçıp, gidesim geliyor.

Hüzünlü şarkıların, notasına sığınır yüreğim.
Gecedeki yalnızlığı özlerim bazen.
Bazen, hasret bile yakmaz yüreğimi
yaşamın yaktığı kadar.

Bazen, bunalıp, gidesim gelir kadınım
aklıma sen gelirsin,
aklıma sevmelerin gelir.
Gülüşün takılır gözlerime
gidemem o zaman.

Gitmeleri düşündüğüme utanırım,
yaşamın zorluğuna karşın.
Tanrının bana olan hediyesi
sevgini düşünürüm o zaman

Yazmıyorum sana bugünlerde biliyorum
Şaşkınım belki.
Belki, yorgun ama
hâlâ sevdalıyım kadınım sana

Bak, hâlâ buradayım.
Sözcüklerimde hâlâ umut var.
Bak, umutlu sözcüklerimin arasına
Bak, yaşama asılan ellerimin içine bak
Sevdamı göreceksin, yazmadıklarımı göreceksin.

Umudu, sana dair söylerim hâlâ kadınım.
Gülümsemem, hayalinle süslenir hâlâ
Dün çok sinirliydim, değil mi?
Seni de kırdım, değil mi?

Sen, hemen sevgimin azaldığına yordun yine
Korkuyor muyuz hâlâ sevgimizi kaybetmeye
Seviyoruz birbirimizi hâlâ.
Kaybetmeye korktuğumuz bir can gibi
Sarılmışız sevgimize yaşama sarılır gibi.

Yazamıyorum sana kadınım bu son günlerde
Etrafımda kan var, kin var kalplerde
dünyamıza hakim olan.
Düşmanlıklarla çevrili etrafımız
Yazmadım sana kadınım,
Yazamadım.

İstemedim, kirlensin sözcüklerim,
İstemedim, seni yazayım bu kadar kin içinde.
Bilirsin, gün doğumunun aydınlığı gibidir sevdan bana.
Gri bulutların karanlığına atmak istemedim.

Biliyorum, bekliyorsun sana dair yazılacak satırları
Ne buruk sormuştun bana, “yazmıyorsun artık” diye.

Sana yazmıyorum kadınım bu son günlerde
Sanma sevdam azaldı.
Sen, sevincin adısın,
Sen, canımın yeşerdiği topraksın.

İstemedim, hüzünler bulaşsın sözcüklerime,
İstemedim, acılar gölgelesin sevincimi,
Yazmadım sana bugünlerde kadınım.
Yaşadım seni yazılamayacak sözcüklerin içinde
Bir sevda ki bu; ne yazılsa
sevinci damıtır sözcüklerin imbiğinden

Gassan Satar