ayışığında yalnız başına içmek

çiçeklerin arasında son bir testi şarap kalmış.
içiyorum öyle bir başıma,
in cin top oynuyor yanı başımda.
kadehimi kaldırıyorum ve şerefe diyorum yukarda parlayan aya,
o anda gölgem de katılıyor bize,
bir ruh üçlemesi oluyoruz böylece.
ancak ay bilmez ki şarap nasıl içilecek…
gölgem desek, onun da tek bildiği beni takip etmek.
halbuyken yine de ayla gölgeme içiyorum, onlarla içiyorum.
bir süre daha muhtacım onlara…
keyif dediğin zaten en az gelecek bahara kadar sürecek!
şarkı da söylüyorum hatta – ay kuşatmalarına,
ve hatta dans bile ediyorum – gölgemi kışkışlamaya…
ayıksam keyfimiz bizim keyfimizdir ama
başım göğe erdiyse, hepimiz uzaklaşır gideriz birbirimizden.
tüm duygularımı soyunup yola koyulmaya yemin ettim ben;
çünkü
bu dostlarla samanyolunda yeniden buluşmamız gerek
uzakta bir zamanda.

Li Po

Uzak Sevgililer

Sis bastırmış iyice, sular yükselmiş;
Yolu yok haber salmanın, mektup iletmenin.
Sadece ay, – bulutlar ötesinde, mavi gökte –
Parlıyor üzerlerinde uzak sevgililerin.

Bütün gün aklımda bu, neye baksam:
Yürek dayanamıyor.
Açılması güç bir kilit gibi çatık kaşlarım.
Her gece gölgesi gelir diye düşümde,
Yarısını ona ayırıyorum üstümdeki yorganın.

Li Po


Chang-Kan Türküsü

Sen bir okul öğrencisi
Ben de bir küçük kızken,
Dolaşırdın kamış sırıklarla
Gözetlerdim seni geçerken.
Şen çocuklardık o zaman
Cahang-kan köyünde yaşayan,
Ben bir kadınım şimdi
Sen bir koca adam.
Ondört yaz geçmiş, hayret,
Karın olalı senin;
Bakamaz gözlerim gözlerine
Korkuyorum seviden, yaşamdan.
Loş köşelere gizleniyorum,
Gelemiyorum çağrına,
İşte yıl erdi sona
Her şeyleri örttü sevi.
Biliyorum sadıktın
Seven bir erkek gibi,
Irmak kıyısında bekleyen
Düşlerinin kadınını;
Ama duruyorum ben şimdi
Balkonda tek başıma,
Gözleyip bekleyerek
Taş kesilen kız gibi.

Li Po (701-762)
Çeviri: Yekta Ataman