Bir Şehre Gidememek

 Biz bir şeyleri aşabilmeyi, başka insanlar için hiç bir işe yaramayacak bir artı olmaları tutkulardan ve sahiplenmelerden değil, ayrılıklardan ve reddedilmelerden öğrendik.

Bir yazının sürekli olarak kendini yazdırdığı bir süreç. Seneler geçer, geride kalan onca sözcüğe karşın nerede olduğunuzu bir türlü kestiremezsiniz. Ama sonuç ne olursa olsun, yaşadıklarımızın tümü bir özleme tutsaklıktır, bunu çok iyi bilirsiniz. “Parantez kapanır”, bir nokta konur. Yaşam oncasına insan için, olanca hızı ve umarsızlığıyla devam etmektedir…

Sürekli ertelenen umutlara ayrılan zaman giderek daralıyor. Bir küçük hikaye ile bir çok anı ve ilişki anlam kazanabilir.

***

Yıllar geçmiştir aradan. Her mevsim bir başka özlemle yaşanmış, her ilişki yeni bir ilişkiye bir başka olasılıkla taşınmıştır. Bir gün gelir ayrıntılardan alınabilecek hazzın hiç bir zaman tüketilemeyeceği düşünülür. O zorlu oyunda sanki enikonu usta olunmuştur. Kimi duygular gizlenebilir, hafif bir gülümsemeyle bir çok şey anlatılabilir; sözcüklereyse yeterince güvenilmeyebilir artık. İnsanlar kahramanı oldukları öyküye şöyle ya da böyle devam edebilecek gibidirler.

***

 Hayatında bir şeyler bırakabilmeliydim. Ardımdan kapının yavaş yavaş kapanacağını duyacaktım sonra. Özlemsiz yaşamak kolay olmalıydı, çılgın aşkları gereksinmeyenlerle insan ilişkilerinde fırtınalardan kaçmayı bilenler için. Günün birinde yaşanabilecek tüm olası ilişkilerden yıllar sonra bana dönebileceğini söylemiştin. Ama yıpranan bedenlerde sevginin adı da anlamı da değişebilirdi. Sevgi de yolcuydu çünkü; her ilişki de, her geçen gün biraz daha çok tükenebilecek bir yolcu. Ve biz birbirimize hiç bir zaman hazır olmayabilirdik.

***

Kimi kararların istense de istenmese de alınabileceği günler de geliyor ya, bu yeter. Ben buna herşeyden önce bir küçük çağrı diyebilmekten yanayım. Bir sınamalar ve sorgulamalar dizisi. Her şeye rağmen bir kez daha başlıyoruz diyebilmek için. Bir erteleme ya da bir küçük çağrı. Sizi bu çağrının neresindesiniz dersiniz?

***

Sözcüklerin zaman zaman ne denli az güvenilir olabileceklerini bilebiliyor insan, bu gerçeği kendisine yer yer de umarsızlıkla söyletiyor. Karşınızdaki insanın kimi şeyleri hiçbir zaman tam anlamıyla dinlemeye ve anlamaya istekli olmayacağını da öngörebiliyorsunuz. Bu da niteliği ne olursa olsun bir ilişkinin eninde sonunda gelip dayanacağı en mühim çıkmaz, ama aynı zamanda da en üst düzeydeki gerçektir diyorsunuz. Ve kısır döngünüze yeni kandırmacalarla ilerlemeyi gene de göze alıyorsunuz. Sözcükler her şeye rağmen yepyeni bir sığınak olarak bir kez daha çıkıveriyor o zaman da karşınıza ve bu durumda bir başka gerçeğin ya da yalnızca bir izdüşümün ardına saklanabilmeyi umut ediyorsunuz. Bütün bunlar elbette biraz ödleklik, biraz çıkarcılık, biraz da kendi kendini savunma olabilir.

***

Ama bir sevda sözkonusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor.

Mario Levi (Bir Şehre Gidememek)