Biten dostlukların ardından da yas tutar insan. Gençliğin o hesapsızca birlikte vakit geçirdiğimiz zamanlarının yerini, hayatın her dakikasını hesapladığımız daha aritmetik bir düzen almıştır.
Yetişkinlikte dostluklar, romantik ilişkiler gibi büyük dramalarla değil; yoğun iş temposu, mesafeler ve hayat koşturmacası arasında sessizce, kopuk kopuk ertelemelerle tükenir. Azar azar eksilir ilişkiler. Toplum aşk acısına büyük anlamlar yüklerken, bir zamanlar bizi en iyi tanıyan dostlarımızı kaybetmenin yarattığı bu sessiz hüznü görmezden gelir.
Bugün sosyal medya sayesinde birbirimizin hayatından haberdar olsak da, aslında duygusal olarak birbirimizden uzaklaşıyoruz; çünkü modern hayat bizi her anımızı verimli kılmaya zorluyor ve dostluğun temeli olan “birlikte plansızca vakit geçirme” özgürlüğünü elimizden alıyor. Bu yüzden, tüm bu koşturmacanın ve yorgunluğun arasında bir arkadaşın bizi çıkarsızca araması, yetişkinliğin maskelerinden sıyrılıp gerçek kendimizi hatırlamamızı sağlayan en değerli direniş.
Şairin dediği gibi : ‘ Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak’.