Tüm gerçeği anlatabilmek ise beceri işidir..

Bazı sözler doğru olmasına doğrudur ama altlarında

bir şey gizledikleri ya da bir şeyin açığa

çıkmasına mani oldukları için aynı zamanda yalandırlar.
Gerçeği söylemeyi deneyebilirsiniz, sizi tutan yok.
Bazı şeyleri gizlemeden gerçek diye bir şey mümkünse, buyrun söyleyin.
Hem sonra, gerçeğin değil, tüm gerçeğin bir anlamı vardır.
Tüm gerçeği anlatabilmek ise beceri işidir,
her hangi bir gerçekle ilgili olan her gerçeği kavramanız
ve bir bütünlük içinde sunmanız gerekir.
Gerçekle ilgilenecek bir etiğe sahip olsanız ve zekâ seviyeniz
etiğinizi desteklese bile bu zaman ister.
Kimse bu tecrübeyi kazanacak kadar zamana sahip olamaz;
hadi diyelim ki tüm gerçeği anlatabilme tecrübesini kazandınız,
tüm gerçeği dinlemenin de etik, yoğunlaşma
ve zaman istediğini unutmayın sakın.
Sizi uzun süre dikkatle dinleyebilecek,
etik sahibi birini bulduğunuzu varsayalım, inanın bana,
dikkatinin bir bölümünü nerde
yalan söyleyeceğinizi yakalamak için harcalayacaktır.
Bu durumda sizi anlamasını beklemezsini herhalde.
Anlaşılmayacağını bile bile tüm gerçeği söylemek için zamanınızı
ve enerjinizi heba etmek ister misiniz?
Hayır. O zaman hiç denemeyin.
Mehmet Erte

Çünkü Ben Bir Gülüm

…ve bu şiirde derdini bulan
Reyhan Koçyiğit için.

Çünkü ben bir gülüm.
Bir gül olmakla açıkladım bencilliğimi.
Ve sevilmiş olmamı. Ben bir gülüm de ondan, dedim
duyunca yazgımın içinde kavrulan sorunun çıtırtılarını.
Yürümüşüm yazgım diye bileceğim bütünü seçebilmek için,
yürümüşüm işte epey. Ne geçti eline diye sorarsan;
geçmiş için yetersiz bir açıklama.
gelecek için zayıf bir tahmin. Bildiğim bir şey yok,
hiçbir şey görmedim. Bir koku sade göğsümden yayılan…
O derin soluyuşlarda yitirmişim aklımı. Bir gülüm ben,
duymadım o tatlı sözleri, başımdan geçeni anlamadım.
Ne oldu diye sorarsan: Sevilmiş olmalıyım.
Bir gülün başına ne gelmiş ve gelecekse işte.

Herkesin gözleri güzeldir biraz yakından bakınca,
her dudakta tatlı bir kıvrım bulunur
bir kez öptükten sonra,
herkesten bir çift güzel söz çıkar biraz konuşunca.
Ama benim gibi bir gülsen eğer, iş başka;
bilinmezdir gül ve bilmez niçinleri…
Olacak olan olur derler, kestiremem bir türlü
bir an sonrasını. Sevilmek, sevilmek hep sevilmek
yazgımsa da hep benim; bilmek istiyorum artık renğimi,
anlamak istiyorum ne olup bittiğini. Yoruldum,
yoruldum bir gül olmaktan. Tam solacağım derken,
derin bir iç çekiş değiştiriyor her şeyi.

Kader ağlarını örer derler, anlamam hiç böyle sözleri.
Saçlarımı örerdim ben gençliğimde; nerede, ne zaman
çözüldüler…
bir daha örülmemek üzre? Tanrı mı, yoksa rüzgâr mı
çevirdi sayfaları çabucak. Ömrüm dediğim bir hışırtı.
Dün olan unutuldu, bugün olan yarın yine olacak.
Nereye varacağız diye sorma, bilmiyorum, bir gülüm ben,
bilemem. Gülün içindedir, anlamadıysan sen bunu hâlâ,
dönsün tekrar feleğin çemberi.
Sevilmiş olmayı doyasıya yaşayabilmek için
sevdim ben seni.

Mehmet Erte