Aşk Zamanları

Sonra çok ateşler gördüm hiçbiri ısıtmadı
Yakıp da bıraktığın şu zalim bedenimi

En zoru ellerini unutmaktı
ve ıslaktı çimenler sonsuz ıslak
En zoru ellerini unutmaktı

Bir çiçek açmamış gibi aramızda
Gidiyordun ve deprem
Bütün denizler gidiyordu savaşlarım gidiyordu
ve yalnızdı ellerim sonsuz yalnız
Bir çiçek açmamış gibi aramızda

Hiçbir felaketten öğüt almayan aşk zamanlarımda
Baktım ruhumun sahibine baktım yanıyordum
Sonuna geldiğim bir yolculuk gibiydi her şey
Film kopmuştu ve hayatımdan çıkıp gidiyordum
Hiçbir felaketten öğüt almayan aşk zamanlarım

Mevlana İdris

Sis Oldu Şarkılar

Bu kâğıttan gemiyi bırakıyorum
Bu kâğıttan denize
Bakıyorum bakıyorum da bitmiyor
Ne çok çizik atmışız yüreğimize

Dünya ne ki dünya ne ki
Beyaz olan her şey biraz mavi
İstesen de istemesen de
Bakarsın bir el tutmuş elini
Bilemez kimse
Allah dilediği gibi serper çiçeklerini
ve çakar çivilerini dilediği gibi
Bir can olup öylece kaldığımız an
Bir müzik olup sustuğumuz sesinle söyle bana
Bir çocuğun elleri bırakılır mı, hiç bırakılır mı?
Sana bakıyorum
Çevirme yüzünü ben yabancı değilim
Seninle bakıyorum bu büyük boşluğa
Sana bakıyorum şarkılara bakıyorum
Sis oldu şarkılar elini arıyorum
Kalbim dünyanın ilk aşığının kalbi gibi
ve ruhum paramparça
Sis oldu şarkılar elini arıyorum
Bilemez kimse beyaz olan her şey
Bazen bir cümleyi bitiremiyorum

En son ölüm gelir
Yine de erken deriz

Derinlikler için bir yol vardı
Bilmiyorum her şey bitti mi?
Bu kâğıttan gemiyi bırakıyorum
Bu kâğıttan denize
Sevgilim sevgilim
Böyle yalnız mı gidecektin,
Cennetteki evimize?

Mevlana İdris

Ellerimizin büyük boşluğu

Burası dünya.
Gece gece gece
Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.
Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor
Dünyanın yalanları, uçakları ve bombaları arasında solup giden ömrümüzü
Kuşa çeviren yasalardan, yönetmeliklerden, nizamnamelerden sıkıldık
Telefon seslerinden, akıp giden televizyon görüntülerinden, bilgisayar tıkırtılarından, gazete hışırtılarından
Alıp başımızı gitmek istiyoruz
Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
Sana gelmek
Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz

* * *

Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
Rüzgârın sesini, ırmağın sesini,
Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk
Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek, nanenin nane olduğu bir dünyayı yeniden isterken
Seni istiyoruz aslında Bunu söyleyemiyoruz

* * *

Her yer gece, çok gece
Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
Çok yenildik yetmez mi
Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı

* * *

Kuşlar gibi bakarken
Kuşlar gibi vurulan çocuklarla
Çok yenildik yetmez mi
Bir mermiyle değişirken dünyamız
Kulağımızda uluslararası bir kınama
Büyük büyük yokluk yurdunun uğuldayan sorusuyla giriyoruz toprağa
Dünya değişti ama kapı nereye açılacak
Biteni biliyoruz şimdi ne başlayacak

* * *

İşaretler ortadayken çöllere daldık
Kalp verdin korkunç yaralandık
Akıl verdin, iyiliği esir aldık
Ekranda kıtadan kıtaya atılan bir füze
Gazetede karşı kaldırıma geçerken çiğnenen bir adam
Durmadan dönen bir dünyada nerede olunabilirse
Orada bile değiliz ve bilmiyoruz böyle nasıl
Çamur olabilir kan olabilir karanlık olabilir böyle nasıl
Ele geçirir dünyayı gece
Gece gece gece
Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi
Bilmiyoruz
Çünkü
Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan
Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları

* * *

Bu olanlar! Çok şey şüphesiz
Ama vaktimiz kalırsa oturup düşüneceğiz

* * *

Yusuf’u düşüneceğiz, Ya’kub’u, Musa’yı
İsa’yı düşüneceğiz, Nuh’u ve öbürlerini
Ve Efendimizi
Efendimiz

* * *

Kuyular kuyular kuyular kazdık
Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında, sazdık
Kestik kendimizi deldik yaktık
Sonra sana değil dünyaya aktık
Dünya ki mescittir, bir ona otel yapmışız
Kalktı ki yenilmişiz değişmişiz azmışız
Bir sızı kalmış içimizde başka bir şey yok
Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız

* * *

Bir çocuk oyuncağını alamamış
Bir kız sevdiğini saramamış
Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
Bir adam paramparça bir çift göz için
Birisi ekmek getürememiş evine
Birisi aşk
Birimiz dünyayı kurtaracak
Birimiz yarını
Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hâlâ açık sanıyor

* * *

Geldik işte bunlar ellerimiz
Açılmış bak, bilirsin ne diye
Ki bilirsin, biz bu ellerle neler işledik
Açtık işte bunlar ellerimiz
Burası dünya
Şu biziz
Bunlar da ellerimiz
Öyle açık, öyle acemi, öyle boş
Öyle mahcup, öyle dalgın, öyle boş
Öyle boş

* * *

Senin değil miyiz hepimiz
Senin değil mi her şey
Alırsın kime ne verirsin kime ne
Ve bu açtığımız eller senin değil mi
Senin değil miyiz hepimiz Rabbim
Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar

* * *

Bize dokun
Dokunmazsan uçacağız tozlar gibi uzayın derin soğukluğuna
Kahire’den Bombay’a, İstanbul’dan İsfahan’a, Kudüs’ten Paris’e
Sensiz neye baktıksa örgütlü bir yalnızlıktı
Ne yaptıksa sensiz, bir şarkısızlıktı
Hayatın bir durağından öbür durağına
Bir sevgili olmadan yürümek!
Bunu yapamıyoruz
Kundağı çıkarıp kefeni giymeden önce
Adına hayat dediğimiz o büyük sarhoşlukta
Bir ölüm adımıyla geçerken dünyanın bütün içlerinden
Ellerimizi açmış bekliyoruz
Açmış bir çiçeğin değil miyiz senin

* * *

Haber göndermedin mi bize
Şahitlerin değil miyiz
Müziğin değilsek bu sesler ne

* * *

Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak bir şey arıyoruz, kime
Merhamet istiyoruz, kime
Bağışlanmak istiyoruz, kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil miyiz
Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol bulduk sana geldik
Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur
Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlar da ellerimizin büyük boşluğu

* * *

Altı yönüm harab, beş duygum harab
On parmağımda on acı Ya Râb
Denize dalan bir desti nasıl tahammül etsin suya
Fırlattın beni dünyaya
Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma.

* * *

Bağışla bizi diyebilir miyiz bilmiyoruz
Dilimiz varır mı buna
Affet bizi diyebilir miyiz
Bunu deniyoruz şimdi
İçimizin ve dışımızın bütün cehennemlerinin uzağında bir bekleyiş bizimki
Büyük bir kapının önünde bir karınca, vurmuş kapıyı bekliyor
Kapı açılacak yoksa niye var
Rahmet örtecek günahı
Geride kalacak gazabın adımları
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz
Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz
Değil mi
Değil mi
Değil mi

* * *

Ol dedin olduk senden
Gel dedin geldik sana

* * *

Yaptıklarımız için
Yapmadıklarımız için
Elimizi
Dilimizi
Allah’ım
Bağışla bizi
Bağışla bizi

* * *

Başımız yerde
Açtık elimizi sevgilinle birlikte
Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan
Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından
Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım
Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım
Elimiz açık ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına
İnşirah inşirah inşirah
Ayetin değil miyiz senin Yâ Allah…??

Mevlana İdris Zengin

Tarih Bitti

Sana bakmak toprağa bakmak kadar güzeldi
Sert şarkılar vardı yanaklarında

Sabahın sisini dalgın atlara yükledim
Senin şehrine vardım saçlarını aradım boşuna
Sen yoktun bir şey yoktu
Bütün dillerde yalan söyledim sana inanmak için

Sen gittin tarih bitti milat neyi açıklayabilir
Sana bakmak toprağa bakmak kadar güzeldi

Ne vardı bir de bahçeler vardı

Bahçeye resimler düşmeye devam ediyor

Kimi eski bir denize çizilmiş
Kimi her yanı haziran bir trene
Kimi bir kelimeye

Bir resimde isa akşama bakıyor
Bir resimde tarihçiler eliboş dönüyor kadınların verdiği sözlerden
Bir resimde yüzlerce anahtar var hiç kapı yok
Bir resimde telefon çalıyor açıyoruz ve yağmur
Islanıyor zaman
Bir resimde yedi kişiyiz aramızda en güzel ölüm gülümsüyor

Çiçektik çok
Hatırlar mısın
Hatırlarsın

Geçtik dünyanın arasından
Geçtik bu küçük omuzlarımızla
Maviler giymiş ağlayan meleklere
Tarifsiz kadınlara
Düşmüş bayraklara gecikerek
Geçtik dünyadan bağışla bizi

Yaptıklarımız için
Yapmadıklarımız için
Elimizi
Dilimizi
Tanrım
Bağışla bizi

Kimsenin olmayan bir yoldan geçerken
Kimsenin olmayan bir resmini gördüm hayatın

Büyük dalgınlar vardı
Cevapsızlar
Hiç deniz görmeyenler
Kimseye bir şey sormayanlar vardı
Kaybedenler
Hayatın büyük ırmağında
Vardı ve akıyordu

Sonra kimse kalmadı
Hiç kimse
Bağırmak için
Yalvarmak için

Çünkü herkes gitti
Çünkü herkes gider

Geceler var bir de iyi geceler

İyi geceler bayım hiç yittiniz mi
En az bir defa yitmeli insan

Nasıl geçti yıllar telefon beklerken mi
Şarkılar bitti şarkılar bitti
Bir şey söylemedin kadınlar için
Devrimler için bir şey söylemedin
Yıldızlar için
İyi geceler bayım

Yine birisi ağlamış bak yeryüzü ıslak.

İçinde yalan olmayan bir cümle söyle bana
İçinde amerika olmayan bir cümle söyle
İçinde zulüm olmayan bir cümle
İhtiyacım var buna

Çok hırpalandım zeytin ağacı
Çok hırpalandım sevgilim
Bu vakitsiz değişen haritalardan
Kederli göklerden mübarek çocuklardan kapanmış çiçeklerden
Geldi geçiyor dünya
Elimi tut
Bir cümle söyle
İçinde yalan olmayan bir cümle
Göklere bakma anında dünyadan çıkma anında
Söyleyip kaybolayım söyleyip varolayım
Bir cümle bir cümle bir cümle

Lailaheillallah

Mevlana İdris Zengin

Bir Irmak Kıyısında

Başka kılan bizdik ikimizi

Hani bir akşam durup göğe bakmıştık hayatın ortasında
Ne gördüğümüzü söylememiştik kimseye
Kimse de umurumuzda değildi hayatın o saatinde
Ellerimiz günah içinde kalmıştı
Sonra gidip yıkamıştık Allahın rahmetinde

Nereye gitsek birbirimize varıyorduk hatırla
Yolları kimin çizdiğini öğrenmedik hiç
Ama bilmiyor da değildik
Doğudan batıya ben
Kuzeyden güneye sen
Ne çok güneş vardı hatırla ne çok
Seni gördüğümde ırmak kıyısında

Mevlana İdris Zengin

Ağla Sevgili Yıldızım

Annem yok
Onun için çok ağladım
Ama bu değil
Size söyleyeceğim

Bir yıldızım vardı
Annemin öldüğü gün benim olmuştu
Her gece buluşur
Annemden söz ederdik sessizce

Dün gece görünmedi yıldızım
Söz vermişti geleceğine
Artık daha hüzünlüyüm balıklardan
Daha güçsüzüm

Anladım sonra
Aramızda uydular var

Ağla sevgili yıldızım
Yeryüzündeki dostun da
Ağlıyor bak burada

Mevlana İdris Zengin

Yaşamıştım Aklımda Kalmış Özür Dilerim

Azaldı günlerim biliyorum
Kelimelerim azaldı
Bilsen sonsuz dikkat ediyorum
Senden başka şey konuşmamaya

Yeni şarkılar yeni mevsimler
Yok hiç
Işıklar salkım saçak mutluluklar
Denize yürümek ve ellerin
Kara bakmak ve ellerin
Hiç

Büyük bir şey olmuş
Ruhumun saati durmuş

Daha çoktu melekler biliyorum
Gök boş değildi böyle
Ah dalmış konuşmuşum uyanıp susayım
Yaşamıştım aklımda kalmış özür dilerim.

Mevlana İdris Zengin

Masal

Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların
dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm

bahçıvanlar generallerden
menekşeler mermilerden daha azdı

yenilmişti dünya
yenilmişti dünya

duanın özgürleştiren rüzgarı
Çekilmişti yüzlerden
İnsanlar dua değil
yönetmelik okuyordu

nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz

teknolojinin o yok edici,
o gri gölgesi düşmüştü yüzlere
yenilmişti yüzümüz
ve görüntü aynıydı
bütün aynalarda

her şey çok açıktı
herkes kimsesiz
herkes bir şeyin yoksuluydu
hepimiz aynı anda yenilmiştik
ve şarkılarımız kederliydi

yanlış bir zamanda mı yaşıyordum ?
Çekip gitse miydim ?
hayır!
ne yanlış bir zamanda yaşıyordum
ne de çekip gidecek bir yer vardı
her yer aynıydı
kaldım

sürekli çağıran ve ayrım yapmayan toprak
nasıl olsa beni de çağıracaktı!

masal dünyanın bittiği yerde başlar
biliyorum klasik zamanlarda değiliz artık

ve masallar böyle anlatılmaz

biliyorum!
ben hiç masal yazmazdım
dünya sisteminin hepimize anlattığı masal
kötü olmasa bu kadar

biliyorum!
bir karınca türküsünden daha hafif olacak sesim

biliyorum!
İnsanların birbirlerine olan yabancılığı büyüyecek
dünya küçüldükçe

biliyorum!
telefonlar oldukça insanlar birbirini görmeyecek
biliyorum!
birbirimizi hiç görmeden ölücez

her şey için tek şey diliyorum
Allah’ın gülleri yakamızı bırakmasın.

Mevlana İdris

Hayata Cevap

Bahar geldiğinde ben yaşlanmıştım
Kaybolan bir müzikle yıkanıyordum yorulunca
Ne varsa unutmuştum
Göklere yerlere ve sözlere ait ne varsa
Baharın geldiğini anladığımda
Tek bir çiçeği olsun koparamayacağımı da anlamıştım
Ustasızdım ve korkularımı yenemeyecek kadar yaşlıydım

Yolun başından başlamak için
Yolun başına kadar yürümek gerekti
Yaşlıydım

Gördüm
Aşktan öte cevap yokmuş hayata
Bütün zamanlar için
Yüzümü toprağa
Yüzümü denizlere yüzümü çiçeklere koyup
Allah`ım dedim, Allah`ım
Başka bir şey demedim başka bir şey yapmadım
Bilmem geçti mi bahar
Kimin ülkesinde uyanacağım

Mevlana İdris Zengin