Tag: Ahmed Şamlu

Kendini Öldüren Adamın Şarkısı

Yalnız kalınca beni çarmıha germekti niyeti
Fakat ben fırsat vermedim
Dayadım hançeri boğazıma

Seni Selamlıyorum

seni selamlıyorum ve yanında oturuyorum
senin ıssızlığında benim kocaman kentim yükselir.

DUVAR ARDI

Sükûn beşiği sallanıyor bir samanyolundan öbür samanyoluna
Karanlık, soğuk boşluğu ölüm usâresiyle dolduruyor
Ve kibirli hamâselerin ardında
Yalnız bir adam
Kendi cenazesine ağlıyor

İNZİVANIN SINIRINDAN

Oturaksız bir kayık gibi bulutlu gecede, karanlık denizde
Son girdaba doğru yol alıyorum
Selam umudu yok
Okşama umudu yok.

İsa çarmıhta boşuna öldü

Kalmak-evet!-Ve kendi hüznünüakşamlarıTerkedilmiş kuyulara bırakmak,Kendi acının feryadınıFırtınanın kükreyişinekoyvermek,Yerinde duramayan ruhunun inleyişiniYağmurun gürültüsünekatmak.KalmakevetkalmakSeyre koyulmakevetseyre koyulmakYalanı:Riyayı kimsenin gizlemediği şehirdeÖmür ne şâhâne geçiyorVe hemşehrilerimin sadâkatiyalnızcabunda Ahmed Şâmlu Artık yer yokKalbin hüzünle doluSıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.

İçimizdeki Soğukluğa

Titrek el ve yüreğimdetek korkumAşkın bir sığınağa dönüşmesiydiUçuş değil, kaçış olmasıydı.Ey AŞK, ey AŞK!Mavi yüzün görünmüyor *** Arhk aşkİçimizdeki soğukluğaalev coşkusu değilyaramızın sızısına uyuşturucu bir merhemEy AŞK, ey AŞK!Kızıl yüzün görünmüyor *** Güçsüzlük üzerinekaranlık tozlu avuntuve huzurlu kurtuluşvarlığın kaçışına.Mavinin huzurunaKaranlıkVe erguvan üzerineEY AŞK, EY AŞK!Yeşil yaprakçıktanıdık rengin, tanıdık yüzün görünmüyor. Ahmed Şamlu

Karanlığın Türküsü

Sabahın külrengi ufkundaSüvarisessizce duruyorve atının uzun yelesiRüzgarda savruluyor. Tanrım, Tanrım!Hadise uyanldığı zamanSüvarilerböyle durmamalılar. Yanmış çitlerin kenarındaGenç kızSessiz duruyor,Ve rüzgarda dalgalanıyor İnce eteği.Tanrım Tanrım!Kızlar böyle suskun durmamalılar,Erkekler yaşlanırkenUmutsuz ve yorgun. Ahmed Şamlu

Ayna Bahçesi

Elimde bir kandille,yüreğimde bir kandille:Karanlık’ta savaşmayagidiyorumyorgunluk beşikleri bırakmışgelip gitmelerin keşmekeşinive güneş derindenkül olmuş samanyollarınıaydınlatıyor.dolunun bulutları tohumlandığı anyıldırımın asi çığlığıduyulur.ve asma’nın sessiz sızısı:kıvrım kıvrım uzun dallarınınucunda filizlenirkenküçük koruklar *** Tüm çığlığım sıkıntıdankurtulmak içindi,çünkü ben en korkunç gecelerde, güneşiümitsiz dualardaSen güneşlerden, seherlerdengelmişsin.talep ettim.Sen aynalardan ipeklerden gelmişsin *** Ateşin ve ilahın olmadığı bir boşluktaSenin bakışını ve itimadını ümitsizDualarda …

Devamını oku

Ölümün Böylesi

Akasyaların rüyasında ölmek istiyorum.Yavaş esen rüzgarda-İkilem arasında gidip gelerek.Akasyaların rüyasında ölmek istiyorum. Atlas çiçeklerinin ağır soluğunda ölmek istiyorum.yazın ıslak ve sıcak bahçelerinde.günbatımının ilk saatlerindeatlas çiçeği soluğundauçmak istiyorum. Göğsümde hançer yarasısüsen gibi açsa da.akasyaların rüyasında ölmek istiyorumatlas çiçeklerine geçit olmak istiyorum.-son fırsatta-akşam vakti, saat yedide. Ahmed Şamlu

Nazlı’nın Ölümü

Nazlı! İlkbahar gülümsedi ve erguvan açtı.Avludaki yaşlı yasemen bile çiçek açtıinat etme!uğursuz ölümle uğraşmalvar olmak, olmamaktan daha iyidir,hele ilk baharda.Nazlı konuşmadı,başı dikYiğitçe sustu ve gitti. Nazlı! Konuş!Suskunluk kuşu aşiyandadehşet bir ölümün üzerine kuluçkaya yatmış.Nazlı konuşmadı.güneş gibikaranlıktan geldi. Kan kırmızı oldu ve gitti. Nazlı konuşmadıNazlı yıldızdı:Bir an bu karanlıkta parladı ve gitti.Nazlı konuşmadıNazlı menekşeydiÇiçek açtı, kışın …

Devamını oku