Şu rüyalarda buluşmalar
Ne dertli ediyor insanı
İrkilip uyanıveriyorsun
Yokluyorsun dört bir yanı
Eline dokunacak ne in ne cin var.
Otomo no Yakamochi

Haz 13
Şu rüyalarda buluşmalar
Ne dertli ediyor insanı
İrkilip uyanıveriyorsun
Yokluyorsun dört bir yanı
Eline dokunacak ne in ne cin var.
Otomo no Yakamochi

Haz 13
İsterdim ki herkes
Üstünde ayni elbiseler
Ve dudaklarında
O günkü gülümseyişle
O yeşil çamlı yol boyunca
Yürüyüp gelebilseydi gene.
İşte yalnız, yalnız o zaman
Herşeyi yenibaştan yaşar
Ve kabahatleri düzeltirdim.
Ito HlTOSHİ
(1905 – )

Haz 12
Dur gidip te şu
Bambu çitin haline
Bir bakayım dediğim
Aslında bahane idi
Ben seni görmek istemiştim.
Otomo no YAKAMOCHÎ
(? – 785)

Haz 12
Kısa bir andı
Birlikte kaldığımız
Beş-on dakika ancak
Ve inandık ki sevdamız
Bin yıl ömürlü olacak.
Otomo no Yakamochi

Haz 12
Kalın kaim
Sürülmüş
Yağlıboyalarla çizdiği
Bütün kadınlar
Ağlıyor.
Bir hıçkırıktır akan
Resminin her köşesinde
Gece göğünden doldurulmuş
Bir fısıltıyı andıran
Karanlık, sıkıntılı bir hıçkırık.
Parıltılı ölgün pembe
Ve sarımsı kahverengi
Siyahtan yeşilden farklı.
O göğüs hatlarındaki
O ne inceliktir o.
“Neye
“Yarar
Yaşamak?…
“Neden öldürmedim kendimi
“Daha Paris’teyken, delikanlıyken?…”
Tabloların çevresinde
Dönüp dolaşan kalabalık
Umursamıyor bile
Onun bu kendikendine
Söylenip durduklarım.
Çizdiği bütün kadınlar
Bütün kadınlar ağlıyor
Fazla yaşamaz diye
Fısıldıyor arkadaşları
Fazla yaşamaz bu.
Ando ÎCHlRO
(1907 – )

Haz 12
Neye benzetsem şu hayatı
Bir kayık işte
Demiralmış sabahleyin
Ve gözden kaybolmuş
Ardında iz bırakmadan.
Rahip Mansei
(VIII. Yüzyıl)

Haz 12
Soğuk bir kış günüydü
Dostlardan biri telefon etti
Benim kız talebelerden birinin
Harakiriye yeltendiğini
Bana anlatmak için.
Aklından zoru var da
Ondan diye de ekledi.
Bu yaşa geldim de harakiriyi
Ben bile aklımdan geçiriyorum
Şu son on yıl içinde
Hâtıra defterime
Yazdıklarımdan ötürü.
Ama yazılanlar içinde
Neden harakiri etmediğime dair
Tek bir sebep gösterilmiş değil.
Tamaka KATSUMI
(1911 – )

Haz 12
Şu yatağa yatıp ta hani «
Bütün gece düşünmesi vardır ya
Ah öyle sıkar, öyle sıkar ki beni
Gece öyle uzun gelir ki insana
Yabanî sülünün kuyruğu sanki.
***
Gökyüzü okyanusunda
Buluttan dalgalar yükseliyor
Ve ay gemisi
Yol almada tek başına sanki
Bir yıldız ormanı ortasında.
***
Bir türlü kocamayan gökte
Sürünüp duruyor akşam sisleri
Kagu dağının tepelerine
Hım…, demek ki artık
Baharın eli kulağında…
***
Benden sonra
Dünyaya gelenler
Sevdamn bu biçim
Yolunu-yordamını belki
Akıllarından bile geçiremiyecekler.
***
Sevgilimle gezeyim de elele
İsterse onun-bunun dedikodusu
Yazın kırları kaplayan
Çimenler gibi yaygın olsun
Hıh…, umurumdaydı sanki…
***
Kapının önünden kös kös
öyle bir geçişi var ki
“Sevdadan ölüyormuşsun ha,
“ölürsen öl, bana ne;
“N’apalım yani…” der gibi.
***
Ey kuş avlayan efendim
Bak yaklaşmış uçuruma
Ünle de dönsün köpeğin
Salıver şu yeşil dağın
Bol yapraklı yamacında
Atın da biraz dinlensin.
Kakinomoto no Asomi HlTOMARO
( ? – 1734)

Haz 12
Birşeyler oldu biliyorum
O ay, o gün
Şu Bikini Adası’nda ama
Ne olduğunu bilmiyorum.
Bildiğim şu ki
O, – ne olduysa işte –
Onun yüzünden
Radyoaktiv küller
Ve yağmur boşandı.
Onun yüzünden
Balıkçılar kaybettiler
Kanlarındaki alyuvarları
Ve onları
iyileştirmek diye de
Bir imkân yoktu ortalıkta.
Biliyorum ki
Onun yüzünden
Oralardan geçen Kara Akıntı
Felâket taşımaktadır insanlığa.
Biliyorum ben
Onu yapan
O medenî milletin
Adını-sanını.
Neler olduğunu bilmiyorum
Şu Bikini Adası’nda
O, – ne olduysa işte –
Alıkoydu balıkçıları
İşinden gücünden
Yüzmelerine engel oldu
Çoluğun-çocuğun
Ve sofralarımızdan
Balığı, sebzeyi, suyu
Kaldırdı.
Bildiğim işte bu,
Yok yoook, bir de şunu biliyorum;
O medenî millet
Ve onların çocuklarından
Hiçkimse bunlardan yoksul değildi.
Neler olduğunu bilmiyorum
Şu Bikini Adası’nda
Ama biliyorum ki
Birşeyler olmuştur.
Biliyorum ki sonunda
Şu barış isteyen
Halkın sırtından
O var ya hani
Yaşamayı…
soyup…
çıkaracaktır…
Dediğim gibi de
Olan oldu, edeceğini etti işte.
Ve sanki
Hiçbirşey olmamış gibi de
Soğukkanlılığından
Birşey farketmedi.
Biliyorum ben
O medenî milletin
Adını-sanını
Biliyorum.
Kondo AZUMA
(1904 – )

Haz 12
Kırlangıçlar gelir
Kıt’alar aşırı
Denizler aşırı.
Bu yıl da kırlangıçlar
Kasabadaki üçüncü sınıf
Bir postahanenin
Saçaklarına geldiler.
Samandan ve çamurdan
Örülmüş yuvalarında
Telgraf ve havale gibi ufak tertip
Ve bunaltıcı işleri seyrediyorlar.
Sağlam yuvalannın altında ben
Gün olur 2,00 pul yapıştınnm mektuplarıma
Beş dolar gönderirim havaleyle
Şu bizim karışık hayatımız icabı.
Çok sürmeyecek çekip gitmeleri
Gelecek bahara kadar arama
Dünyamız bu arada yüzlerce
Yüzlerce defa dönecek.
Herzamanki gibi gene geldim
Pul almaya, havale göndermeye
Acaba kırlangıçlar geldi mi diye
İçimde de bir merak hani.
Bunlar
Şu geçen yıl gelen
Kırlangıçlar mı acaba
Orasını kimse bilmez ama
Kırlangıçlar gelir gene
Kıt’alar aşırı
Denizler aşırı.
Takenaka ÎKU
(1904 – )
