Tag: Mehmet Kanar

Bir Gömleğin Kırmızı Çiçeği

Ayda’ya1964 Taş çekiyorum omuzumdaLâfızlar taşınıKafiyeler taşınıGurûb vakti ter dökerek geceyiKaranlık çukurundaUyandırıyorVe renk katran karası oluyorTabutun körlüğündeAhenk nefessiz kalıyorSessizliğin patlaması korkusuylaBen çalışıyorumVe sözcük taşlarıylaYükseltiyorumSağlamBir duvarŞiirimin çatısını üstüne örtmek içinİçinde oturmakİçinde yaşamak içinBen böyleyim.Ahmağım belki de!Kim bilirBenZindanımın taşlarını omuzumda taşıyorumMeryem oğlunun haçı taşıdığı gibiSizin gibi değilCelladınızın kırbaç sapını yontuyorsunuzKardeşinizin kemiğindenCelladınızın kırbacını örüyorsunuzKız kardeşinizin saçındanVe bencillerin kırbaç sapına …

Devamını oku

Bir Geçişin Gözleri

Gökyüzü doldu temâşâ kelebeklerinin beneğiyle. Serçenin aksi düştü refakat sularına. Soldu mevsim içgüdüler boyunca uzanan duvar üstünde. Asma dalı üzüme Müptelâ oldu. Çocuk geldi Cepleri dolu koparma coşkusuyla (Ey cesaret baharı! Silindi uzantın Bekleyiş çamlarının gölgesinde.) Çocuk lâfızların ardından Koştu temâyülün yumuşak çayırlarına. Havuz başında Çocuğun kanı doldu yaşamın yalnızlık pullarıyla. Sonra, bir diken incitti ayağını. Yok oldu cismin yangısı çayırlar üstünde.  (Ey esenlik ırmağının döküldüğü yer! Ten coşkusu sende …

Devamını oku

Günlerin Yokluğunda Bebek

Güzel bir düş gibi idrak nûrunda Oturan bu vücut  Temâşâ göz kapağının üstünde Saçıyor terütâze sözcükler. Gözleri hayatın yeşil takvimi. Yüzü beyaz ilkokul çağının bir parça tatili gibi.  Yıllardır oturuyordu Bu tarâvet secdeleri cumaların dizi üstüne Sabit bir mutluluk gibi. Sabahları annem sarı gül için Bir sepet su götürüyordu. Ben temâşâ ağzı için İlhâmın ham meyvesini götürüyordum.  Gece gündüz demeden bu beden Rakamlar yokuşunun bahçesi ardında Uyuyordu …

Devamını oku

Taşa Değil

Zaman ırmağında, ilerliyoruz seni seyretme düşünde.Şebnemler saçarak akan sîmânı izliyoruz. Kanatlarım mı? Yolundu. Umut gözüyüm; ıslandım bir bakışla.Burada değil, oradayım.Bakışın ötesinde bir şey görüyorum; arıyorum bir şey.Bir taş kırıyorum; resmine bir sır söylüyorum.Yaprak düştü; sağlık olsun. Ben kederle yaşıyorum.Bir bulut gitti;Dağım ben: İzlerim. Rüzgârım ben: Giderim.Bir başka kırda, açarsa bir hüzün çiçeği,Gelir, koklarım. Sohrab SepehriFarsçadan …

Devamını oku

Beşinci Mevsim

Aşk ülkesindeBir adam gerek, tüm boyutlarıyla demirdenGeçirmiş olmalı dört mevsimiVe yaşamalı beşinci mevsimdeBaharı görmüş olmalıVe yakıcı yaz güneşiniTecrübe etmiş olmalıHazan vurmuş yaparaklara rüzgarın hücumunuVe kemik sızlatan kış soğuğunuYükseklerin karını süpürmüş olmalıVe tecrübe ve dert birikintisiyleBeşinci mevsimde oturmalıİmkansız ve mümkün bir mevsimBu mevsimde aşkBürünür bir başka rengeAşk ülkesindeBir adam gerek, uyanıkSabırlıFedaiKi durmalı doruklardaVe aşk haykırışı sağır …

Devamını oku

Serüven

Görünürde yok kimse sâhilde.Yok karanlık bir leke denizde Yaklaşsa hanibir kayık Kalmış sâhildeBir kayık; dökülmüş üstüne gece.Gövdesini aydınlık olmayan bir yoldanÇeksin onu suya.Geç vakitte her dalgaKulağına bir şey fısıldar.Uzaktan gelen perişan bir dalgaAnlatır bize fırtınalı öyküsünü bir gecenin.Açılmıştı o gece balıkçıAlmak için sudan Bağlandığı şeyiRüyadaki hayâliyle. O gecenin sabahı denizde bir dalgaÖteki dalgaya vurmuyordu gövde.Balıkçıların …

Devamını oku

Hâfız-ı Şirâzi’nin Gazellerinden Seçme Beyitler

Aşk kolay göründü ilkin ama,ne güçlükler çıkmadı ki sonra.Umut içindeydi aşıklarsabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü,getirecek misk kokusunu diye. * Gece karanlık;Dalgalar ürkütüyor,Girdap korkunç!Ne bilir halimizi sahilde olanlar! * Nereye gidersin gönül böyle acele nereye?Geçti gitti vuslat zamanı; hey gidi hey! * Bırakmadılar gönlümde sabır;hân-ı yağmâya döndüm! * Çalgıcıdan, meyden dem vur,Arayıp durma feleğin sırrını.Hikmetle çözen çıkmadı;çıkmayacak …

Devamını oku

Hâfız-ı Şirâzî’den Gazeller

Gazel I Saki,dolaştır kadehi,sun bize.Aşk kolay göründü ilkin ama,ne güçlükler çıkmadı ki sonra.Umut içindeydi aşıklarsabâ dağıtacak sevgilinin zülfünü,getirecek misk kokusunu diye.Gönüller kan dolmuştubekleyeceğim diye.Sevgilinin konağında güven olur mu?Çanlar çalar dururyükünüzü toplayın diye.Pirin derse“Bula seccadeni meye”Sâlik dediğin habersiz kalmazyol yordamdan.Gece karanlık;Dalgalar ürkütüyor,Girdap korkunç!Ne bilir halimizi sahilde olanlar!Bencillikten çıktı adım kötüye,işim oldu tebah!Kurulmuş meclis bir kere,Hangi sır …

Devamını oku

Denizlerin Ardında

Bir kayık yapacağım,İndireceğim suya. Uzaklaşacağım bu garip topraktan.Yok oradabir kişi,Kahramanları uyandıracak aşk ormanında. Geçireceğim kayığıBoşluk ağından,İnci arzusunun tâ yüreğinden.Ne gönül vereceğim mavilere,Ne deniz kızlarına, sudan başlarını çıkaran,Balıkçıların yalnızlık parıltılarındaSaçlarından afsûnlar saçan. Süreceğim kayığı,Süreceğim öylece.“Açılmalı, açılmalı.Yoktu o şehirdeki adamın esâtiri.Bir üzüm salkımıyla dopdolu değildi o şehrin kadını. Hiçbir salon aynası tekrarlamadı sarhoşluğu.Göstermedi bir su birikintisini, hattâ …

Devamını oku

Mecnun İle Leyla

Bir gün Mecnun sevinç içindeOturmuştu bir binanın dibinde Bir duvar vardı; yapılmış alçıylaLeyla ile Mecnun oturmuştu orada Zarif biri diyordu: Bir ömür koştumSonunda ikisini bir arada gördüm Yoksa şimdi ben düş mü görüyorum?,Baş başa oturmuş Leyla ile Mecnun İkisini böyle yan yana kim görmüş?Allah’ım; dünyada bu yüceliği kim görmüş? İlâhînâme / Ferîdüddîn AttârAyrıntı YayınlarıÇeviri: Mehmet …

Devamını oku