1.Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!En geniş zamanlı bir şiir yazacağız 2.Harbi karşılık verecek ama herkesGöğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya: 3. Bir, Yeryüzünde nasıl dağılmıştırTarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar? 4.İki, Daha yavuz bir belge var mıdır haGerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden? 5.Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdırNice akar huruc alessultanlarda bayraksız davulsuz? 6.Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Kurtulamayan
sen kader ağacı değilsin – nedeni bututkularına bırak kendinibir soluk var yaşıyor uzak uzakbu daha ölmemişsin demektir önce bitir bu şarkıyıbir bardak doldur mavi–hiçbiri açmıyor mu seni-ve git bu gelmediğin yerekurtulamayan–nedeni bu Ece Ayhan
Şub 23
Rasgele Değil, Kar Ödülü
rasgele değil yemin ederimdünya içindeyaşayamayacağım kadar büyük buve ölüm yerleşti dudaklarıma-ağzıma mı deseydim-akşamlarsa işte öyleherkesin bildiği gibibir otelden bir otele taşınanbavullar gibi hüznümü titretiyorumyani hüznüm beni titretiyorbir hüznü titriyorum yaniferacesinden içi görünençok müslüman bir kadın gibikanım akıyor içimdeçok müslüman bir kadın gibikanım içimdebir gökdelenin yetmişbirinci katındayer yatağında uyur gibi şükür ey sonlu şölenbüyük hayataldığın verdiğinden …
Şub 23
Ölümün Arifesinde
benim parmaklarım, yüzümün devamıdırellerimse Tanrı’nın varlığına delilhiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürüzbize ihanet edenlerden, ölerek intikam alırızben ki her saniyemi, son anım gibi yaşıyorumyani muamma değil artık benim için ölümeğer buraya sığamıyorsamya göğe çekilir, ya toprağa gömülürüm ben öldüğümdesana verdiğim kolye parlayacakbir fotoğraf alev alacak, bir kuş havalanacakyere düşürdüğün kitaptan etrafa sözcükler saçılacakbozkırda …
Şub 23
İstanbul ‘da Olmak isterdim
Şu anda İstanbul’da olmak isterdim.Mihrabat Korusunun dar yollarında seninleYan yana,yana yana yürümek…Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u. Bir de sen olacaktın yanımda adamım.Bakarken Çamlıca´dan mehtaba,Dinleyecektik en güzel aşk şarkılarını.Ve ben senin gözlerinde kaybolurken, Seni Seviyorum diye haykıracaktım Marmara´ya Şimdi yanımdasın belki ama,Ne Mihrabat Korusunun dar yollarında,Seninle yan yana,yana yanaYürüyebildik… Ne de bakabildik Çamlıca’dan mehtabaNe de …
Şub 23
Kırık Değirmen
Bir içimin alacakaranlığında dayanmak meselesi,Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamakNice odaların kapanmış penceresiGene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak. Gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.Bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.Bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.İkili tutkular gibi canıma okuyacak. Her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.Evli evine giderken yolcu yoluna.Ne rüzgârlar yapacağını yapmış …
Şub 23
Gece Buluşması
Sen İstinye’de bekle ben buradayımİçimde köpek gibi havlayan yalnızlığımBelki gelmem gelemem 5 dakika bekle gitÇünkü ben buradayım Karanlıktayım Çünkü elimi kestim beni kan tutuyorŞarabım bütün ekşi suyum soğukYanımda olmadınmı seni seviyorumBelki gelmem gelemem 5 dakika bekle git Yüzünü ıslatmadan ağlıyabilir misinGece yarıları telefon ettin mi hiçKaranlık adamlar hüviyetini sordu muBen senin olmadığını arıyorumBelki gelmem gelemem …
Şub 23
Çöl
Ben bir imge yolcusuyum İkizinii arıyorum yollarda Beni herkes kanlı gömleğimden tanır Tarlalar bağlar ürünle dolu Sular akıyor yeşillikler içinde Kızlar yıldızlar gibi gökte Bu görüntü ormanı öyle derin Dostlar çevirmiş yanımı yöremi Soframızda yemekler meyveler Ne güzel gümüş bir kahkaha Ama ölü sesler inliyor kulağımda Herkesin ikizi ölü beniınki uzakta Arada bir ateşte yakıyorlar …
Şub 23
Bedri’ye Mısralar
Bedri Tahir Şaman`a zarif dostluk havasının ilhamiyle – Gelmek’çün ikinci bir hayâta,Bir gün dönüş olsa âhiretten;Her rûh açılıp da kâinâta,Keyfince semâda bulsa mesken;Tâlih bana dönse, nâzikâne;Bir yıldızı verse mâlikâne;Bîgâne kalır o iltifâta,İstanbul’a dönmek isterim ben. Bin bir tepe yükselen Boğaz’danBaktıkça vatan görünsün engin;Her yıl, bin ömür boyunca, yazdan,Yelkenler açılsa ufka gergin.Lâkin bu ikinci varlığımda,Son devrede, …
Şub 23
Telefon
Dedemin ölüm haberini, bir an durakladıktan sonra,babam vermişti telefonda. Babamınkini dayım.Bu kez de işte duraklayan annem: Atakan!Hiç bitmez gibidir telefonda donakalınan o an! Bir başka hışımla ağaçlar hışırdamaya başlar,sabaha karşı uyanıldığında o telefonla,temmuzun orta yerinde bu ülkede bazenişte böyle geliverir sonbahar birden adeta. Cılız bir haziran güneşinin sevinciyle belki,unutulmuş olabilir birkaç günlüğüne ama,böyle günlerde dank …