“Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.”

“Hüzün çocuklar için arada bir, yaşlılar için sürekli…”

“İnsan ne yaparsa yapsın ölümlü bir varlık. Vücudu yaşlanıyor; hemen değil hayır, önce gözleri ya da bacakları ya da kalbi yaşlanıyor. İnsan parça parça yaşlanıyor. Ve bir gün ruh yaşlanmaya başlıyor. Çünkü vücut ihtiyar olmak istiyor, ama ruhun hâlâ özlemleri, hatıraları var ve hâlâ arıyor, seviniyor, arkadaşlarını özlüyor. Ve mutluluğa duyulan özlem kaybolduğunda sadece hatıralar ya da kibir kalıyor; ve insan o zaman gerçekten sonsuza dek ihtiyar oluyor.”

 “İnsanoğlunun ömrünün sonlarına doğru çıplak ve temel bir şeye, can sıkıcı ve düşünsel sorunların hiçbirini umursamayan bir sadeliğe ulaştığına inanıyorum. Romantizm ve çektirdiği acılar, gençliğe özgüdür; yaş ilerledikçe her şey bir çözüme ulaşır ve sadeleşir. Her şey Çin alfabesinin simgeleri gibi yeniden biraraya gelir. Her gün bir başka günü çağırır artık ve Tanrı sizi yanına çağırıncaya dek resme, yani yapılan işe adanması gerekir bu yeni günün. İşte bu kadar basit. Tanrı sizin için gereğini yapar. Ertesi gün için kaygılanmanın gereği yoktur… Zamanla her şey sertliğini, pürüzlerini yitiriyor. Başka türlü görünüyor, gözümüzden siliniyor.”

“Malum, yaşlıların sona doğru huysuzlaştığı, içlerine doğru çöktükleri, küçüldükleri anlatılır. Ruhen de hacimleri öyle daralıyor sanırım. Olmayı istediğimiz, hep hayal ettiğimiz o insan olamayacağımızı bu garip yoluculuğun sonunda anlamak mı insanı öyle ‘kamburlaştırıyor’ bilemiyorum.”

Sandor Marai

A. Esra Yalazan http://www.taraf.com.tr/a-esra-yalazan/makale-yaslilik-balthus-ve-digerleri.htm