Sen miydin, Tanrım, o kerem sahibi,Bir öğün yemek, bir testi şarap Ve bir gecelik barınak için Kapını çaldığımda Hizmetçilerine “Evde yok!” dedirten? Sen miydin, Lordum, Aklın taş gemisiyle ruhun çölünde Kalbim forsada kürek çekerken Gökçe krallığının tepelerinden Biraz kekik kokusu, Biraz serinlik istediğimde, Rüzgarın yalazlı dudağına “Evde yok!” dedirten? Sen miydin, Efendimiz, Sen miydin, şairlerin, …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Son Gül
Avni’ye İşte son gül soluyorGizli ve kinli ellerYaprakları yoluyorÇiçeklerle beraber. Ağaçlardan süzülenBir asabî uğultu,Bahs ederek hüzünden,Yaralıyor sükûtu. Gösteriyor her bakışBir ürperme, bir korku;Her yüreğe uğramışSanki hicrânın oku. Sonbahârın zehrindenGönlüm hisse alıyor;Titre, ruhum! derinden:İşte son gül soluyor. Nurullah Ataç
Şub 23
Aşk Herşeyi Dengeler
adını andığımda bir deniz sessizliğikentin uzak yerlerine işlerdimartı çığlıkları ve vapur düdükleribazen de çılgınlıklar arasında bilenler özlem derdibilmeyenler elbette kınamıştırdört yanımda kemikten kahkahalarhep böyle yapmazlar mı adını andığımda bir yaban menekşesisevinçlerle gözlerini çizerdiduvarlara camlara suyun yüzünegör bendeki sevinci adını andığımda susup kalırdımbir deniz açılırdı önümeiki yanı silme çiçek tarlasınerelere gitmezdimiçimde ellerinle kurduğunaşkın en büyük krallığı …
Şub 23
suya düşen kir
ölüm replikleri sahne ötesiyaşam oyununun perdesi zamankırlangıç yağmurları öğütür mevsim“it ürür, yürür kervan” zehir zıkkım, cadı iksiri kanar dudağımuykulu gözlerim gök mavi safironur öykülere sürgünhak, hukuk hakir karanlığıma sarmaş dolaş düşse de iki damla çiysüt beyaza öykünür masallarım masumiyet sokağında buğu tüter suçluluksaldırgan iştaha sunulur bikirdevasa anıtlara kazınsa da saygınlıköz benlik fakir saklı sarnıcında ruh …
Şub 23
Bir Çiçek Sergicisi Der ki
Bin dokuzyüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydiGüneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydiEllerim kirli miydiNeydiÇiçeklere su mu serpiyordum, bir karanfil çok mu uzaklardan gelmiştiBilmem kiBenim bütün yaşamımda hep karanfiller olmuşturHer zaman hatırlarımSanki bir karanfilden sürekli doğmuşumdurBin dokuz yüz on iki doğumlu bir karanfiliKarım göğsüme takmıştı. Şimdi ben çok yaşlıyımŞimdi ben nedense …
Şub 23
Ölünceye Kadar Senin
Söz mü? Ne sözü?Bir aşk anını sonuna kadar yaşayabilmek içindifısıldanan her şeyve daha önce başkasına verilmiş bir sözü bozmaktısevişirken sana verilen sözler. Gitme!.. İnan bana…Bu defa söz!..(Sa.23.58,Jazz Club_İstanpolis, 31.03.93) Sen domuz ve rakılı Şavat-yemeğimsin benim.Havranın güvenlik-kapısında (tam kaybettim derken)yeniden ibraz etti’im kimlik, kayıt no.su,kippave sebepsiz yere tekrarlayıp durduğum bar-mitza.Sennulusal parkta boğulduğum göl.Üstü açık şiir-kahramanım,kırmızı gül,o …
Şub 23
Irmak Su Ateş
uyandım, hüzündü… saçlarımı taradım, yoktun…gitsindi diyemedim. hüzündü, geceye takılmıştıbiriktim dipsiz kuyulara ağladım. gitme, ateşime su ver. yitirilecek bir an bileyok… aşılacak tepe, yürünecek çöl… sararmışbir yaprak yalnızlığı var içimde. çaresizim,sarsılıp köpürmesi de ne bu göğün, saldırmasıcamlara. korkuyorum. yaşam zaten yanlış. ıslakve yakıcı. üstelik dünyanın lavları da kirliakıyor damlarıma. yüzümde tutuklanmış bir gün. yüzüm karanlık, paramparça …
Şub 23
Elektrik
Tam zamanında çalan telefonartık eskisi gibi devam edemezsin yarım kalan cümleneharfler, ses dalgaları, tinsel-çekim. Habersiz bir buluşma hazırlığıydı ömrümce Yazdığın her şey. Ben gördüğüm bir düşten kurtarıp dünyaya getirmişim birbirimizibir kaderi büyütmüştüm her rastlantının büyüsünde. Kendi kendimizle sevişmekten bizi yorgun düşüren Yazıelektrik, hava kirliliği, sis ve İSKİ skandalıistesek de istemesek de. Elektrik, elektrik, elektrik. Korkarım …
Şub 23
Kaktüs Kadın
Fırlatıyor iğnelerini kaktüs kadınSarınca bir erkek kokusu tuz çölünüBaldıranlar akıyor memelerindenKıl damarlarında yeşil zencar Bakışı bir ısırganlar gecesiSesinin sabahında okunmamış kitaplarBir erkekçik kuşu yiyorBacağındaki kısırböceğini Fırlatıyor iğnelerini kaktüs kadın GünleriYaşam süsü verilmiş bir intihar Erdal Alova
Şub 23
Siste Söyleniş
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler…Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler? Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp gidenFiruze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden? Benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri. Bir devri lanetiyle boğan şairin Sis’i.Vicdan ve ruh elemlerinin en zehirlisi. Hülyama bir eza gibi aksetti bir daha;-Örtün! Muebbeden uyu! Ey şehr! -O beddua… Hayır …
