Kategori: Deneme

Dergi, Hür Tefekkürün Kalesi

Şöhreti fethe koşan bir aydınlar ordusu. Kimi yarı yolda kalacak, kimi yol değiştirecektir bu akıncıların. Belki hiçbiri varamayacaktır hedefe. Genç düşünce, dergilerde kanat çırpar. Yasak bölge tanımayan bir tecessüs; tanımayan, daha doğrusu tanımak istemeyen. En çatık kaşlılarda bile insanı gülümseten bir “itimât-ı nefs”, dünyanın kendisiyle başladığını vehmeden bir saffet var. Tomurcukların vaitkâr gururu. Bir şehrin …

Devamını oku

Müslüman Halkların Geri Kalmışlığı

Müslüman halkların, aynı yerde devr-i daim yapmaktan, bağımlılıktan, fakirlikten ve geri kalmışlıktan kurtulmalarını istiyor muyuz? Yeniden ve emin adımlarla şerefle ve aydınlık yolunda, kendi kaderlerinin sahibi olmalarını istiyor muyuz? Ahlaklılığın, dahiliğin ve cesaretin kaynaklarının bütün   gücüyle yeniden fışkırmasını istiyor muyuz?  O zaman bu hedefe götüren yolu açık bir şekilde işaret edelim: İslam’ın bireysel, ailevi …

Devamını oku

Şeyhe duyulan ihtiyaç

Önce şu cümleyi bir kuruvereyim: Şeyh, Arapça’da yaşlı demek. Başlıktaki şeyhin bir yönüyle bu anlamla ilgisi var, bir yönüyle de tasavvufi anlamıyla. Aslında ikisini birbirinden ayırmaktaki zorlukla daha çok ilgili. Şeyh, tasavvuf söz konusu olduğunda, kalbin der-topunu bilen, düşünce kaldıran, uyuyunca uyaran, sürçünce kayıran bir yol gösterici demek, malum. Ne demek düşünce kaldıran? Dünyaya düşünce, …

Devamını oku

Fotoğraflardaki yaşlıların elleri niçin dizlerinde

Yaşlı fotoğrafları… Bir süredir karşı koyulmaz biçimde dede-nine fotoğraflarına kaptırmış durumdayım. Nerede karşıma çıksalar, hipnotize olmuş halde, bakakalıyorum. Dede fotoğrafları güzel, nine fotoğrafları daha da güzel. İkisi bir aradaysa bambaşka güzel. Birinde, bir cami önünde, yan yana oturup ezan vaktini bekleyen yaşlılar var mesela. Aksi görünüyorlar ama değiller. Kalın gözlük camları, ifadesiz bakan gözlerini daha …

Devamını oku

Çürüme de umut da hep olacak

Elimizi uzattığımız her şey çürüyor. Belki de dokunduğumuz için biz çürütmekteyiz. Gördüklerimiz kirleniyor. Baktıklarımız bizi kirletiyor, içimizi… İşittiklerimizden dolayı, bildiklerimizden dolayı acı çekmeye başlıyoruz. Birebir şahit olamasak bile… Acı çekmeye icbar ediliyoruz sanki ya anlatılanlar gerçek olduğu için yahut gerçek yerine sahte gerçekler ikame edildiği için. Bu denli yozlaşma, çürümeye mahkûm olmak duygusu bizatihi insanın …

Devamını oku

Erguvanlar da yanar

Tabiatla insan ilişkisinin, sadece şehir kültürünü değil insan muhayyilesini belirleyen bir yanı var. Bunu en iyi, insanların mevsimlerin dönüşümü karşısında yaşanan sıradışı olaylara verdikleri tepkilerde anlarız. Anadolu’nun kıta özelliği sergileyen iklim ve coğrafi zenginliği dilimize de yansır. Bahar ‘kırkikindi yağmurları’yla yaşanır Anadolu’da. İstanbul, ‘ahmak ıslatan’ları ile bilinir. Kaç zamandır ahmak ıslatanların artık yağmadığını fark ettim …

Devamını oku

Kim Bu Çocuk?

Çocukluğum annemdir benim. Uzun kış gecelerinde anlattığı masallardır. Deniz diplerinde yürüyen devler, gökyüzünün kapısında bekleyen ejderhalardır. Çocukluğum Sanamer’dir benim. Leylek dedenin okul bacasında kurduğu yuvadır. Kartalların bir dağdan bir dağa uçarken yüzüme düşürdüğü gölgedir. Güz harmanında saman yeli, yaz bostanında üzerime yorgan niyetine serdiğim kavun karpuz kokusudur. Çocukluğum Aras’tır benim. Elleri bedenlerinde büyük adamların Çobandede …

Devamını oku

Rüyası Merak Edilen Çocuk

Çocukluğunu hatırlayabilenler uçsuz bucaksız kıyılara daha kolay uzanabilirmiş. İnsan en iyi bildiği şeyi yazarmış. Bu doğru. Çocukluğumu yazmak istediğimde birden akın ediyor çocukluk günleri. Belleğime kayıtlı çocukluk anıları sesleniyor bana çocukluğumun patikalarından. Çocukluk dürbünümden görünenler karşısında yine şaşırıp kalıyorum işte! . . Bizden önceki, bizim ve bugünkü kuşaklardan erken ve hızlı büyümeleri istendi hep. Çocukluktan …

Devamını oku

Kitap okumamak hiç kimseyi câhil bırakmaz

Günümüzde münevvver olmanının asgarî şartı:Türkiye’de az kitap okunduğuna dair istatistik paylaşıp bu vaziyetten yakınmak.. Sanki insanlar okumaya teveccüh gösterdiğinde, klâsik ilim ve edebiyat geleneğinin süzgecinden geçmiş eserlere yönelecekler.. Kitap okumadığından şikayet edilen kitle, popüler yazarların potansiyel “müşteri”leridir. Bu adamların değirmenine su taşımanın lüzumu yok.. Türkiye’de en çok okunan(satan) yazarların hiç birisi; kendi memleketine, aldığından daha …

Devamını oku

Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?

Ölüm Madem ki ölümün ününe geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates’e: Otuz Zalimler seni ölüme mahkum ettiler, dedikleri zaman: Tabiat da onları! demiş. Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık!Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacak. Öyle ise, yüz yıl daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüz yıl …

Devamını oku