Kategori: Deneme

Hayatla ölüm arası kaç adım?

Bana hayatı veren Rabbime hamd ile,Bu hayatı nerede ve nasıl kullanmam gerektiğini öğreten Hz. Peygamberime salât ve selâm ile,Ve Onun verdiği dersi her daim yenileyen Üstadım Bediüzzaman’a rahmet duası ile… Hayatla ölüm arası kaç adım? Bir kuştur hayat…Uçar gider…Tutabilene aşk olsun…Altın kadehte bir sırdır hayat…İçip de kanabilene aşk olsun…Yürüyorsun yollarda.Yürüyorsun…Yollar ki, engelsiz değil.Takılmadan geçebilene aşk …

Devamını oku

Her ölüm bize kendi ölümümüzü hatırlatır

Rahmet yağıyor sicim gibi… Dökülüyor gökten sayısız hazineler üzerime… Acaba bir şey mi var? Bir yerden bir haber mi? Evet, çok sevdiğim Şener ve Şeref kardeşlerimizin babaları vefat etmiş. Haberini alıyorum. Dilim, kalbim duâya duruyor. Çok değil, daha geçen hafta odasına girip elini öpmek ve onun halinde kendi halimi görmek nasip olmuştu. İşte olup olacağımız …

Devamını oku

Sadece Dekorlar Kaldı Geride

Aragon, her okuyuşta ben etkileyen bir şiirinde “De tant d’atroces trahisons İl n’est resté” que les décors”  diyor: “Bunca acımasız ihanetten,  sadece dekorlar kaldı geriye”.  Her yaşanan ihanetin geçtiği mekân (dekorlar) ayrıdır. Bir meslek arkadaşınızdan beklenmedik bir ihanet görmüşsünüzdür, dekorlar Beyazıt, Üniversite binası ve onun mermer sütunları olabilir. Başka bir acı olayın dekorları, Çemberlitaş, Divanyolu …

Devamını oku

Abdülbâki Gölpınarlı

  Ihlamur’dan Teşvikiye’ye uzanan yokuşun üst ucunda, sık sık rastladım ona… Beyaz saçların üzerine itinayla oturtulmuş siyah berenin altında pembe, güleç bir yüz; daha bir itinayla kesilmiş uzun, beyaz ama yer yer hafif sarımtrak bir sakal, kalın bir baston ve ceketin altında yakasız bir gömlek…          Ne zaman görsem, bir hareket fark …

Devamını oku

Tecde’de bir sonbahar günü

Tecde, Malatya’nın üzerine şiirler yazılan müstesna bir beldesiydi. “di” diyorum çünkü artık değil… Münir Erkal, Cemal Akın ve Yaşar Çerçi adlı belediye başkanları tarafından katledildi, beton yığını hale getirildi. Hâlbuki ki, bundan tam 70 yıl kadar önce, Malatya’da öğretmenken Tecde’yi şöyle anlatmıştı büyük bayrak şairi Arif Nihat Asya; Pembem, yeşilim, tadım, kokum müjde benim…Altın yemişiyle …

Devamını oku

Muzaffer Ozak’tan Özlü Sözler

Dünyâda insana en çok azâb veren şey, meşrebine uymayan kişi ile berâber olmakdır… Bilmeden bulamazsın, bulmadan olamazsın!…Bilenler buldular, bulanlar oldular… Kişi sevdiğini çok zikreder! Allah hangi kulu seviyorsa ismini onun ağzından andırır… Müminler ölmezler, olurlar!..   Allah bahâ Allahı değildir bahâne Allahıdır…(Kullarını affetmek için bahâneler yaratır) Günahlarına ağla! Ağlayamıyorsan niye ağlayamıyorum diye ağla!.. İnsanın özünden gelmeyince, …

Devamını oku

Her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz.

Sual: Neden bunların umumuna fena diyorsun? Hâlbuki hayırhâhımız gibi görünüyorlar. Cevap: Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima sûret-i haktan görünür. Yahut bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hatta benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben …

Devamını oku

Spinoza ve Aşkın Diyalektiği

Psikanalist Jacques Lacan Seminer’inin IV No’lu kitabında “aşkın yüce anından” bahsetmişti (le moment sublime de l’amour). Bu yüce an “aşkın iade edildiği” andır… Sevgi her zaman karşılığını aynıyla bekleyen bir duygu olarak görünür burada… Bir karşılıklılık beklentisi –ve çok basitleştirirsek, birini seviyorsam karşılığında onun da beni sevmesini isterim… Ve sevgi iade edildiğinde “dünyalar benim olur”… …

Devamını oku

hüzün

yaptığımız ve yapmayı sürdürdüğümüz işlere, düşündüklerimize, hissettiklerimize asla inanmadan ne kadar çok şey yaşadığımıza dair bir tartışmayı içeren doktora tezimi nihayet dün sunabildim; bazı dostlarım sayesinde kabul edildi; böylece, teknik anlamda bazı düzeltmeler kalmakla birlikte daha bir aranızda olabilecek bir haldeyim… bir tez jürisi hikayesi anlatmayacağım elbette, ama tek söyleyebileceğim şeyi söylemeden edemeyeceğim: sevinç yerine …

Devamını oku

Ekonominin ürettiği kadar tüketmeyeceğim, ihtiyacım kadar tüketeceğim.

Yağmurlu bir gün, parolası TOPRAK, TOPRAK, TOPRAK yazan bir zili çalıyorum. Parolayı bilmiyorsanız içeri girmeyi unutun. Kitap kokuları çarpıyor yüzüme. Köşesinde dizelere karışmış bir Çınar buluyorum. Sandığım kadar uysal çıkmıyor bu çınar, kızıyor yılmadan, öfkeli bize, sizsiniz suçlu diyor, biziz suçlu diyor! Otur bakalım diyor, kimsin sen, ne istiyorsun diyor, başlıyor söyleşiye: Pınar Dağ: Merhaba Hayrettin …

Devamını oku