Günümüzde münevvver olmanının asgarî şartı:Türkiye’de az kitap okunduğuna dair istatistik paylaşıp bu vaziyetten yakınmak.. Sanki insanlar okumaya teveccüh gösterdiğinde, klâsik ilim ve edebiyat geleneğinin süzgecinden geçmiş eserlere yönelecekler.. Kitap okumadığından şikayet edilen kitle, popüler yazarların potansiyel “müşteri”leridir. Bu adamların değirmenine su taşımanın lüzumu yok.. Türkiye’de en çok okunan(satan) yazarların hiç birisi; kendi memleketine, aldığından daha …
Kategori: Deneme
Şub 23
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?
Ölüm Madem ki ölümün ününe geçilemez, ne zaman gelirse gelsin. Sokrates’e: Otuz Zalimler seni ölüme mahkum ettiler, dedikleri zaman: Tabiat da onları! demiş. Bütün dertlerin bittiği yere gideceğiz diye dertlenmek ne budalalık!Nasıl doğuşumuz bizim için her şeyin doğuşu olduysa, ölümümüz de her şeyin ölümü olacak. Öyle ise, yüz yıl daha yaşamayacağız diye ağlamak, yüz yıl …
Şub 23
Müslümanların Karl Marks’ı çıksa da “Bu din afyon” dese!
Bir yaşam tarzı olan İslam’ı “kutlama” ve “tebrik” ritüeline (şekilciliğe) dönüştürünce ortaya, hayatla bağlantısı koparılmış, kişilere ve topluma hiç bir faydası olmayan, gökyüzünde dolaşan, işlerimize karışmayan acaip bir “din” çıktı. Peygamberin bizzat yaşayarak tebliğ ettiği dinle uzaktan yakından alakası olmayan bir “din”… Fakirin evine uğramayan, zalime karşı ses çıkarmayan, adalet, hak, hukuk ve ahlakın devre …
Şub 23
Şemsi Ahmed Paşa Külliyesi
Şemsi Ahmed Paşa Külliyesi, Üsküdar Meydanı’na birkaç yüz mesafedeki Şemsi Paşa diye anılan semtte bulunur. Üsküdar sahilinden Harem’e yöneldiğinizde hemen karşınıza çıkacaktır. Denize sıfır konumunda olduğu için de vapurla önünden de geçebilirsiniz. Şemsi Ahmed Paşa Külliye’si, Kuşkonmaz Camii olarak da anılır. Hakikaten, deniz kenarında bulunan ve çevresinde bir sürü martı bulunan caminin hiçbir resminde üzerinde kuş gözükmemektedir. …
Şub 23
Kalp Kalesinde Kilitli Bir Aşk
Eylül’ün Pornografiye Açılan Merdivenlerinde Bir Jüpon: Mehmet Rauf Mehmet Rauf denince akla ilk gelen, hiç kuşkusuz Eylül romanıdır. İkincisi ise bu romanın unutulmaz fetiş nesnesi “eldiven”dir. Roman kahramanlarının adları ise zamanın oyunbaz ellerinde ters yüz edilmiştir sanki. Kadın kahramanın adı Suat, erkek kahramanın adı Süreyya’dır. İşte bu ad seçimi de yazarın hiç düşünmediği garip bir …
Şub 23
Çırpınma
Sen evden çıktın ya, eşik önünden aktı, pencere ardından koştu. Kalabalık içinde yabancı kalma diye aynadaki gülüşün, kâküllerindeki rüya, sandıktaki kokun, üstüne gökyüzü oldu. O uzak, soğuk, kocaman şehir birden ev içine döndü. Ben titreyerek baktım ardından. Kötü bir yalnızlık seni incitmesin diye avuçlarındaki hayat çizgisinden sessizce öptüm. Hatırlar mısın, sokağın başında bir kadın, ölüme …
Şub 23
Reddedilen Kitap: “Fusus ül-Hikem”
İslam bilgini ve düşünürü Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin, Fusus ül-Hikem adlı kitabı gizemli kitapların içerisinde yer alıyor. Arabi, Allah’ı ve peygamberleri anlatan bu kitabının, Hz. Muhammed tarafından yazdırıldığını belirtiyor. Araştırmacı ve yorumcu Şevket Pekel, Fusus ül-Hikem’i inceledi. İslam bilginlerinin en önemlilerinden biri olan Muhiddin Arabi’nin asıl adı, Ebu-bekir Muhyiddin Bin Ali’dir. İslami felsefeye alışılmışın dışında bir yorum …
Şub 23
Mecanin-i Kütüb
“KÜTÜPHANELERDEKİ KÜTÜPHANE” Tarihin meşhur kitap kurtlarını ve “ayaklı kütüphanelerini” araştırıp kitap eden Dursun Gürlek ustanın yazdığına göre, âlimliğinin yanında kitap okuyuculuğu ve hafızası ile meşhur İstanbul Beyazıt Kütüphanesi’nin “hafız-ı kütübü” olan mütevazı müderris İsmail Saib Sencer‘i de (1873-1940) yâd etmek boynumuzun borcudur. Müsteşrikler tarafından “kütüphanelerdeki kütüphane” nâmıyla yâdedilen ve hiç evlenmeyen Sencer vefatına kadar kütüphanedeki …
Şub 23
Bu yıl ölümün kıyılarına yaptığım üçüncü yolculuk.
Bu yıl ölümün kıyılarına yaptığım üçüncü yolculuk. Ve bir geri dönüş daha. Ve yine tuhaf bir güven duygusu: “Bu hikâye daha bitmedi…” Cankurtaranın sirenleri gecenin karanlığını yırtarken bile gücünü yitirmeyen bir duygu: “Bu hikâye daha bitmedi…” Başlangıçta, iç dünyamda hafiften nabız gibi atarken, henüz soyut adımlarla ilerleyen bir kıpırdanış. İleriye yönelik, sanki yeterince şekillenmemiş bir …
Şub 23
Ey güzel okur! Bir kez burnunu uzattığın bu sayfaların içinden bir daha çıkamayacağına ant içerim.
Çanakkale Boğazı’nı yüzerek geçen kaç ozan bilirsiniz? Biz onların yalancısıyız, doğuştan sakat ayağına karşın yaman yüzücü olan yiğidimiz Byron, daha sakalları şeftali tüyü denliyken, 1810 yılının Mayıs ayının üçünde, gezi yoldaşı teğmen Ekenhead’la birlikte Çanakkale Boğazı’nı yüzerek geçer. Merak bu ya, Homeros’un (boğazı yüzerek geçen yiğitler konusunda) doğruyu söyleyip söylemediğini sınamak için yaparlar bu işi …