Kategori: Türk Şiiri

Kalbim Uzun Menzilim Benim

Ben ona dedim kiSuyun üç hali varDördüncüsü sensin. Taşların saltanatındaBir gönül iklimiyimAğzımda esensin. Rüzgârla yaprağın aşkıNeyse dört mevsimÖyle süreceksin. Eşiğinde duracağımYıpranmış ve kirliKirpiğinle sileceksin. İnsan adım atmazsaGidemez ki iyiliğeHüznümü düzeltensin Benim geldiğim geçmişÇok açık bir yazıdırParmağınla okuyansın. Zamanı saymayıYeniden öğreniyorumİbresin çekisin yelkovansın. KalbimUzun menzilim benimYolumu karşılayansın. ben ona dedim kiBütün kuşlar tünediGöğsümdeki tek kanatsın. Şükrü …

Devamını oku

size bakmanın tarihi

size bakmanın tarihi! Sizbir gonca kadar kendiliğindenyazılmış olmalısınızderin, korkunç ve ergenkalbim, sevdalara sığmayan kalbimbir dağı içeriyor geçerkensiz o dağa sanki kışve sanki bıldır yağan karsınızumarsız sözcüklere bulanmış size bakmanın tarihi! Sizbir keteni köpürten yazve inanılmazyalnızlıklarsınız: sadecesizin olan o vahim, o beyazve kuytu gurbet sesleriyleişlenmiş yazdıklarınızve yanık, kavrulmuş dizelersinizkimbilir hangi sevdalara dolanmış size bakmanın tarihi! Birkalbime …

Devamını oku

Çöl öyküsü

çöl denilen o öyküyüyazmak için konuşurkensustum içimdeki türküyü.. . anlasın doğan gün seni:bir aşk ötekinden mi kalır?ah, şiirin altın tüyü!.. hangi yalnızlık kapatır benivar mıdır iyi bir gül, ki kovsuno yazın içindeki kötüyü? Hilmi Yavuz

Dağ Rüzgarı

kaderde senden ayrı düşmekte varmışdoğrusu bunu hiç düsünmemiştim seni tanımadan hele seni böyle deli divane sevmeden önce yalnızlık güzeldir diyordum al başını kaç bu şehirden ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git git gidebildiğin yere diyordum oysaki senden kaçılmazmış bilmiyordum! yine de dayanmaya çalışıyorum işte bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine …

Devamını oku

Yanyana Dalgınlık

gözlerine bakıyorumdenizden çıkarılmış bir tabaktaki kuş resmidağınık köy evleri gibi orda burdasepetteki sümbül soğanı gibi gölgeli yüreğimiz öylesine aşmış ki düşüncemiziyarışı başlatan tabanca sesi gibidudaklarımız koşuya çıktıktan sonraduyuyoruz söylediklerimizi Melih Cevdet Anday

kırık laleler kırık vazolarda çok yaşamaz

kırık laleler, kırık vazolarda çok yaşamaz.gecelerden bir gece seç kendine, uzan boylu boyuncagece ol, gece kal, gece giyin; ve öyle karanlık örtün üzerine,gecelerde saklıdır hem en mağrur, hem en mağdur.kırık laleler, kırık vazolarda çok yaşamaz. insan bir şehre küser, küser de gider ucuna dünyanın.ucu dünyanın, benim içimdeymiş meğer.meğer Şiraze… rahlede başladı tedrisim, hayâl meyâl hatırladığım …

Devamını oku

Güzel Türkçe Şiiri

Yalnızlıktan bakınca kalbin neye mi benziyoruykudan yeni kalkmış bir nar ağacınayalnızlıktan bakınca kalbin yaralı bir nartanesi taşıyor hep, hiç durmadan aşka içe kapanık bir zarf, dışa dönük bir mektupgibi kalemlerden geldin, kağıtlardan geldinyırtıcı tende arzu, evvel zamanda tutsakgizli bir tarih gibi geldin gençken bir vakit hep bir yerlerden geldin, yazlardan, iklimlerdençekingen, hırpalanmış; hatıralardan sürgüngidilmemiş masalar …

Devamını oku

Yorulmaz İşçileriyiz Aşkın

Bütün gün kırlara bakmışımBaşaklarla kımıldananO bitek yalnızlığaBurnumda gökyüzünün ince kokusuBütün gün sana bakmışımDerin mırıltılarla ırmağa karışanÇakıntılı gövdene senin Uzanmışım terli toprağaYanına gözlerininÇıplak gecelere dokunuyorumYazın ve düşlerin sıcak kıvrımlarınaDenizi başlatıyor dudaklarının tuzuYüreğim konuşuyor şavkındanEllerim böğürtlen moru Yorulmaz işçileriyiz aşkınSoluk soluğa ıslak taylarÜrkek sokulmaların…Ormanları uyandırıyor kanımın gürültüsüBaşdöndürücü yerlerindeyim dağınKollarımdan akan ırmak,Sonsuza tamamlanıyorum Mehmet Başaran

Ağırlık

yıllar var ki yün örenkadınlar kadar geçmişim kendimden parkeleri küflenmiş bir evin uçuruma açılan koridorlarında nefesimi tuta tuta ölüyorum vaktin ağrılarını içime çekerek bağışlanmak için çok geç, bağışlamak içinse erken iki bayram arasında hayatla yüzleşilmez kendime sakladığım her masum söz beni yaralar ilk, yani hiç kimse daha gerçek değil gölgesinden bundan böyle hiçliğin hükmü sürecek …

Devamını oku

manastırlı hilmi beye birinci mektup

İşte şu yağmurlar, işte şu balkon, işte benİşte şu begonya, işte yalnızlıkİşte su damlacıkları, alnımda, kollarımdaİşte yok oluşumdan doğan kentHiçbir yere taşınıyorum, kendime sızıyorum yalnızBen dediğim koskocaman bir oyukKoltuğun üstünde, aynadaki yansıdaBir oyuk! sofada, mutfakta, yatağımdaYaşamayı tersinden kolluyorum sankiYetişip öne geçiyorum sık sık. SözgelimiBir iki saatte bitiveriyor bir mevsimiyiBugün pazartesi mi? kapının, pencerenin durumuSalıyı gösteriyor. …

Devamını oku