Halbuki birçok şey söylenebilirdi.Yadsınırdı örneğin.Ben vurmadım denirdi.Yalvarırdı, kaçardı hiç değilse insan.Türkü bile çağırabilirdi.Herif sokağın ortasında yatıyordu.Kan içimde yatıyordu.Tıpkı ölmüş gibi.Öldüyse eğer sinemalara gidemeyecekti.Sıkıldı mı oturup ağlayamıyacaktı.Saçları kandan yapış yapıştı.Hem geceydi hem karanlıktı.Bir direkte bir lamba yanıyordu.Bildiğimiz lambalardan.Bir de bulut.Halbuki birçok şey söylenebilirdi.Polis dirseğimi sıktı.Ama hiç acımadı.Artık rahattım.Ayaklarım yerdeydi.Eller tutulurdu yaşadığım.Bir korkuyordum, bir korkuyordum. Titremek geliyordu …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Ölümlü Yaşamaya Hergünkü Çağrı-2
Rahat Ayrılıklar İçin Giriş sosisli sandeviçlerin en seçmesi sizin için hardallar ve denizaşırı bitkileri gönlünüze göre aygın baygın ezgiler inanmışlığınız, sevinmişliğiniz, uygunluğunuz bir adamın bakışı size bir kadının kalçalarını oynatması size gök mavi oldumuydu sizin içindir aşkolsun size sizden utanıyorum özür dilerim gelecek günlere başsağlığı dilerim Artık bütün iş buluttaydı anlıyorsunuz.Üstelik onların söyledikleri beni hiç …
Şub 23
O Şiir
Bir kapı aramakla geçiyor gündüzlerimizGece sürgülerle teskin edilen bir kapı Çocukluğa razı değildimBüyümeye de gönül indiremedimSevmeyi şeytandan saklamayıÖlmüş bir anneden öğrendim40′ımda doğdum benİdraki hafife aldığımdanNeyi istedimse ondan uzaklaşmayı Kolay bir hüner bildimBitişlerde gördüğüm başlangıçlardanİkindiyi ikindi yapan kırlangıçlardanGölgesinden büyük ağaçlardan geçtim Zalimlik icat edilmeseydi ben icat ederdimBir kez bulmuşlar artık diye Kibrimden Mazlumluğa meylettimHer şey bir …
Şub 23
Bulmayacaksın
Yerden kurtulamayacaksınYürümen biteviye bir uçma çabasıKanadın yok, tamam!Denizde uç o halde ÖzgürlükBiraz da ayaklardan vazgeçtiğindeİki kulaç atıp biraz tuzlu su yutarkenKanatlarını sudan rüzgarlara salıpŞeffaf mavilerin mavi olmadığını gördüğündeÖzgürlüktür Deniz kızı değilsin, olmayacaksınBil,Çiçek solduğunda çiçekİnsan öldüğünde insanDeniz boğduğunda deniz Yürümen boş, söylemen boş, durman boş,Ne yol bitecek, ne söz tükenecek, ne yel kavranacakDenizde bilindik bir sokak …
Şub 23
Şathiye
Çıktım erik dalına anda yedim üzümüBostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu Kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattımNedir deyip sorana bandım verdim özünü İplik verdim çulhaya sarıp yumak etmemişBecit becit ısmarlar gelsin alsın bezini Bir serçenin kanadın kırk kağnıya yüklettimÇifti dahi çekmedi şöyle kaldı kazını Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yereYalan değil gerçektir ben …
Şub 23
Yaprak Dökümü
elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatırelli bin film seyrettim yaprakların dökümünü gösterirelli bin kere gördüm yaprak dökümünüdüşüşlerini ,sürünüşlerini, çürüyüşlerini yapraklarınelli bin kere duydum ölü hışırtılarını kunduramın altındaavucumda ve parmaklarımın ucundaama yaprak dökümüne rastlamak yine de burar içimihele bulvarlarda yaprak dökümünehele kestaneyselerhele çocuklar geçiyorsa oralardanhele güneşliyse havahele iyi bir haber almışsam o gün …
Şub 23
Beyaz
Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz,Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı:Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz. Kış bitti… Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz,Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı,İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı,Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz… Bir kuş ötecek şimdi… Havada bir durgunluk,Mermeriyle konuşan açık kalmış bir …
Şub 23
beyaz peugeot
güneşin altında radyo dinleyen çocuksen bu dünyaya mı aitsinhayatın nasıl olduğu değil kimlerle olduğuönemli dersingöğe ara sıra başını kaldır bak öyleysekendine ait bir yıldız bulabilir misiniçinde hiç bir şey olmayan bir dünya özlüyorsunhadi bir kaç şeyi daha atsak boşluğasevinir misin sevdikleriyle anlaşamayan anlaştıklarındandurmadan kaçanbakıp on altı yaşından ağlayan çocukpeugeot çalışmıyor biraz ittirir misineğer çalışsaydı uzun …
Şub 23
Akçaburgazlı Yekta’nın Mahkeme Kararını Aldığında Söylediği Mezmurdur
Önce onların yanında çok iyi yüz gördüm.Beni kapıdan karşılayıp ağırlarlardı. Sofralarına konuk ederlerdi. Onlar iki kişiydi ben birdim. Bana elmadan sıkılmış soğuk sular sunarlardı. Kapılarını kapım bellemiştim. Evlerinde oturacak yerim vardı. Önce onların yanında çok iyi yüz gördüm. Evleri gürültülü şehirden iki bin ayak uzaktaydı. Tahtadan yapılmıştı. Beni kapıdan alırlardı, -hoş geldin- derlerdi, onları sevindirirdim. …
Şub 23
Uyarılar
1. İnsan dediğin saçaktakiGüvercinin farkında olacakVe bir çiçek açacak kendince.Bu aşk var ya bu aşk; Dikkat!Yangında ilk kurtarılacak. 2. Sevmeye başlayınca biriniKendimi yıkıp yeniden kurarımÇünkü bu yeni bir aşktırVe temeldeki yerini mutlaka alacaktır. Yabancılar için inşaata girmekTehlikeli ve yasaktır. 3. Bir akşam tek başınızaBir otele gidersenizİçinizde yaralı bir aşkla,Ucuz bir otele ama temiz; Kıymetli eşyalarınızıMüdüriyete …