Ayrılık ne biliyor musun?Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Aynı Yürek Lekesi
Babam gelirdi ve akşam olurdu. Bahçedeki akasya ağacı günboyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza. Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam. Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi. Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam. Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç. …
Şub 23
ömrümü böyle uzatıyorum
ağaçları suluyorum durmadanışığın ve rüzgarın peşinde uzun yürüyüşlere çıkıyorum.yerimi çocuklara veriyorum parklarda ve otobüslerde çocukları büyüklerden çok seviyorum.bir genç kızın halka halka gülüşüduvar diplerinde soluklanan ihtiyar aynı hazzı veriyor aynı yalınlıkla gökyüzünü biçimleyen bulutlar. eğiliyorum toprak, eğiliyorum sular bir kıyısız zamana kanat vuruyor üzerimden uçan bütün kuşlar. dört mevsim bire indi uzaya uzaya iyimser, geniş, …
Şub 23
Selma…Sen de Unut Yavrum!
Bir akşamdı, evimizde ecel kanat germişti,Anneni – bir cellad gibi – vurup yere sermişti. Ölüm ile pençeleşen bir hayatın güreşi, Sekiz yıldan sonra dinmiş; nihayete ermişti. Adalar’ın denizinde batan akşam güneşi Sönük, ölgün ışığını çamlıklara dökmüştü. Evde yoktun, sonra geldin, dağda kırda gezmiştin; Lâkin bilmem bu yokluğu nerden, nasıl sezmiştin? Güzel ela gözlerine bir öksüzlük …
Şub 23
Uçun Kuşlar
Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;Şimdi dağlarında mor sünbül vardır.Ormanlar koynunda bir serin dere,Dikenler içinde sarı gül vardır. O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?Yüce dağ başında siyah tül vardır. Orda geçti benim güzel günlerim;O demleri anıp bugün inlerim.Destan-ı ömrümü okur dinlerim,İçimde oralı bir bülbül vardır. …
Şub 23
Hummayi Aşk
Hastayım, yalnızın, seni yanımda Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Mahmûr ı hulyâyım; câm ı lebinden Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Bir olmaz emelin düştüm peşine Vuruldum hüsnünün şen güneşine Elâ gözlerinin aşk ateşine Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Tâliin kahrı var her hevesimde, Boğulmuş figanlar titrer sesimde, O nazlı ismini son nefesimde Anıp da bahtiyâr …
Şub 23
Tramvayda Birisine
Efendi! Yan gözle hor bakma bana, Senin baban kadar benim yaşım var Belki tuhaf gelir şu halim sana: Geçinmek uğrunda çok savaşım var. Halimden hoşnudum; düşkün değilim. Süste senden elbet üstün değilim! .. Bahtıma mağrurum, küskün değilim. Ne korkum, ne hırsım, ne telâşım var. Elimde kuvvet var; eldivenim yok. Yakamda gülüm yok, yâsemenim yok. Zengince …
Şub 23
Vurulduk yapayalnız, Ceylan gibi…
“Hahoo!… Vey lımın… Oyy Hazalemın…Oyy ez bımırım… Hazal… Oyy bikesamın… “Ah! Kürdistan, bomba yağar, kan yağarGenç, Lice yas tutar, ah! Ceylan içinBurada bir kedi bin aslan boğarBu nasıl bir yağma, bu zulüm niçinYerden göğe paramparça can yağar Hahoo!… Vey lımın… Oyy Hazalemın…Oyy ez bımırım… Hazal… Oyy bikesamın… Dönmez suya giden o ceylan kızlarParamparça şimdi aşkın …
Şub 23
Değişip Yok Olan Bir Kenti Anımsayarak
bu kent büyük bir ihaneti gizliyor sabahlara dek inlemesinden belliseni nasıl uzak kentlere götürsemnasıl uyutsam nasıl dinlendirsembu kent gizliyor büyük bir ihanetibu kent küçücük adamları büyütüyor utanmadanışıl ışıl yanan lâmbalarıpişman gözleridir pişman gözleridir pişmanbir ölüyü suçlamak kadar anlamsızüstüme üstüme geliyor hiçbir şeyanlatmadan anlatmadan anlatmadanben nasıl yanılmışım bilmiyorum bilmiyorne çok anlatamadığımı gizlemekleumarsız iniyor umarsız akşam iniyorbir …
Şub 23
bir kantar memuru için incil
eski kışlalarda bu güz öğleleriduruma en aykırı oynak şarkılarsıcak çaylardan soğuk gazozlardan beklediğimizne beklediğimiz arayıp bulduğumuzvazgeçip kıyıya iniyoruz(1)üç güvercin kuşu var üstelik su gökleri direkleradamlar oturmuşlar sandal boyuyorlaradamlar oturmuşlar bir kırmızı uydurmuşlardenizin mavisine yangın ateşiyanlarında testileri yanlarında düzen yanlarında ekmekmutsuzluğa gerekecek ne varsa yanlarındabeş kişiyiz beş kişi miyiz üstümüz başımızkiminin elleri suda kiminin gözleri karabenim …