Ey acemi dudaklı yar… Bahaneler bulma bana Kurtarıcın ve müjdecinim ben senin Aşkı öğretmek için geldim sana Öğren onu… Hala kabile kanunları hakim vucuduna Kendin hükmetmeye çalış bedenine Kulak ver bana… Vaktim çok dar Her mevsimde bir kez biter başak Aklını başına al Asık suratla karşılanmaz ilk bahar yağmurları Sen de diğer kadınlar gibi ol …
Kategori: Şiir
Şub 23
Acıyor
Mutsuzlukdan söz etmek istiyorumDikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun Sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlarda orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup da öteden beri yansımayan Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürürün bir kadından aldığı verem Bütün …
Şub 23
Gittin
Gittin, dağ gibi büyüdü yalnızlıkIssızlığın iki ucunda şimdi sen varsın Tam ortasında: yokluğun yokluğun yokluğun O konuşsa konuşur, sussa susarsın Gittin, taş atarak denizlerime Halka halka genişleyen anıların kaldı Girdin çıkmamak üzere dehlizlerime Birden yaşamanın hızı azaldı Gittin, boşandı içimde sevincin yayı Kim öğretecek bana ah, sensiz yaşamayı Sedat Umran
Şub 23
Çağımızda Her Aşk
Ayrıntılardan arındırsam hayatımı;desem ki: ben Elsa’yı çok sevdim. O kadar. Bir kapı aralandı kısaca: Bir başka dünyada, başka bir çağda mümkün olabileceğini gördük aşkın. Usulca kapandı tekrar kapı sonra. Uzun uzun durmasam üzerinde; desem ki: ben Elsa’yı çok sevdim. O kadar. Aşkın başkalarını dışladığı, sevdanın ille de bire bir yaşandığı yerde, biri bir başkasını ne …
Şub 23
17 yaşım çıldırmışdı
sessiz bir geceninve sönmek üzere olan bir ateşin,küllerinin içinden sesleniyorum sanasonbahar’ın esintisini omuzuma aldımdudaklarımda eski bir şarkı,sen bilirsin.. ne hala var olan bir aşktır anımsatan gidişinine de yılların verdiği bir suskunlukbu gece özlemlerim had safhadabir saat için bile olsa gel,yeter bana düşünüyorum dahala kırgınım,beni öksüz bir sevdalı gibi ortada bırakışınasöz vermiştinyüreğim yüreğindir demiştingitmemeliydinhayatımın en deli …
Şub 23
Beni kucakla izmir
beni kucakla izmirbugün çocukluğum balonlar kadar renkli değilkurşunu olmayan silahlarla,intihar provaları yapıyorumve sancılarını çekiyorum,ertelenen sevgilerin.. bir babanın kızım tadında kokan,iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardansaçlarımın dağınıklığını rüzgardan biliyorum,inkar ediyorsebebi olmadığım acıların,katili de değilimboşuna arıyorsunuz hüznümün sahibinikendimden başka kimseye,borçlu değilim.. beni kucakla izmirbugün ellerim beş yaş yumukluğunda değiltürkülerin saflığından utanıyor gözlerimtürküler susturuyor beni bugünküçük bir çocuğun yardım …
Şub 23
Bir Eflatun Ölüm
kırgınım, saçılmışbir nar gibiyim sessiz akan bir ırmağımgecedengit dersen giderimkal dersen kalırım gitdersenkuşlar da dönmez, güz kuşlarıyanıma kiraz hevenkleri alırım ve seninle yaşadığımo iyi günleri,kötügünleri bırakırım. aynı gökyüzü aynı kederdeğişen bir şey yok kigidipyağmurlara durayım. söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım belkisararmışeski resimlerde kalırım belki esmer bir çocuğun dilinde. bütün derinlikler sığsözcüklerin hepsi iğreti değişen bir şey …
Şub 23
Gezginin Üç Tılsımı
1.zaman son hecesi kırılır gecenin, ürperti veren yalnızlığın tüm renkle-riyle; şaşkın bir sen, sessizlik kadar ince; gözlerde boğulanhıçkırık. karanlık yürür ağır ağır, uçuşur kalbimde sevgiden yanane varsa. kanayan dudaklarını çığlığın, şarapla yıkardım; denizkalırdı geriye, çığ düşerdim tersime. kutsanırdı sönmüş acılar,ölüm doğrulanırdı, kayardı direnç noktası ömrün; kendi eksenin-de dönüp duran insanlar kadar. içini vakitsiz açan mavilikti …
Şub 23
Sırası Gelince
acının vergisini verdik, gülün haracını ödedikhüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra sen ki eyvan ağıtlardasürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdungözlerin bozkırdan devşirmeyolların bozgundan derlenmişkaranlık yolcusu turnaların ve kurduney hüzünlere reâyâ olan derviş acının vergisini verdin, gülün haracını ödedinhüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra tarlalarla uzar gider al kısrakgökçe çiçek tozar durur sılalarlaoysa ölüm, bir …
Şub 23
Veda
daha başından beri hiç sevmedim yerimi:adî gök, bayağı toprak!bu lânetlenmiş yerdeiki arada kaldım;bir betona gerilmiştim, ufaldım;aşkları koparıyor bizi, hüznü öteki,durmadan bir leşe konuyor akbabalar…akşamlar biraz düşkün; yollar, kanayan yollar…ay lağımda batıyor ve sözler hiçbir yerde;her zaman kalbimizin yerinde ince duvar…aldanış! belki uğursuz bir gölgebulanmış kalmış…belki her aldanıştan kalan siyah aynalar!rüzgârı kuytulardan esirgemeyen ne varmış?ve daima …