Kategori: Şiir

Zavallı Catullus, yeter çılgınlık, yitik bilmelisin yitmiş gördüğün şeyi bir kez.

llık günler geri geliyor ilkyazla artık,
yatışıyor yavaş yavaş gökteki kızgınlık
batı yelleri estiği için tatlı tatlı,
geceyle gündüzün eşit olduğu şu sıra.
Bırakalım, Catullus, Phrygia ovalarını,
verimli, sıcağı bol İznik topraklarını,
uçalım Küçük Asya’nın ünlü kentlerine.
Yerimde duramıyorum bak daha şimdiden,
başıboş gezmek isteği doluyor içime,
ayaklarıma canlılık geliyor sevinçten.
Ey tatlı dostlar, arkadaşlarım, esen kalın,
evimizden birlikte çıkıp yaban ellere
ayrı ayrı dönüyoruz bambaşka yollardan.

Sinem

sonra madem insan kal adında bir beladır
insan dalgın bir belgedir kendiyle hayat arasında
neden eve dönmekten ibarettir hayat
neden bazen simsiyah bir doğruyla denilir,
devletin ve allah’ın en iyi fikridir kış
bütün evlerin en mükemmel hatasıdır baba

Tanrı Baba

Tanrı Baba, bir sabah uyanınca, Biz insanları düşündü nasılsa, Gitti pencereye: “Kim bilir, dedi; Belki o gezegen yok oldu gitti. Ama baktı, uzakta, çok uzakta, Bir köşecikte fır dönüyor dünya. Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı, Alsın vallahi bir şey anlıyorsam Bu dünyalıların tutumlarından.

Ne Yaptın?

Sen virane kalbime ne yaptın?
Bak, divane aşkıma ne yaptın?
İpeğin içinde rahatlığa alışmıştım
Sen “kelebek” kanadıma ne yaptın?

Kızıma, ‘erkekler geldiğinde kendini ateşe ver’diyeceğim.

Dokunulduğun yerleri oyuncak bebek üstünde göster bize, dediler.
Dedim ki onlara, Oyuncak bir bebeğe benzemiyorum ben, bir eve benziyorum.
Dediler ki bana, Evin üstünde göster bize.

kullarını tanıdım…senden bahsederken, sanki senin sahibinmiş gibi konuşanlarıve onların çıkarlarına göre karar veren bir varlıkmışsın gibi senve onların adamıymışsın gibi tavır takınanları

kurumuş ot olmak istedim
içi yok kurumuş otun
hafızadan yükü yok
yürümesi gereken bir sokak
evi yok sonunda dönmesi gereken
ne var ise o var ondan ibaret kendi varlığında
fakat kurumus ot biliyor tekerrürdeki sonsuzluğunubenim tekrar edecek baharım yok

Yücel Kayıran
Efsus’a Yolculuk

Efsus’a Yolculuk

kardeşler arasında başlıyordu yarış dünyada
kardeşlik birbirine yapışık doğmak gibi bir şeydi
yan yana duran etlerin birbirine kaynaması
kaynama etin içindeki can denilen ruhtan
ayrılmakla başlıyordu yarış dünyada
parça parça koparmakla birbirimize yapışık yerlerimizi
teste tabi tutuyorduk böyle böyle kendimizi

KADERİMSİN SEN EY YALNIZLIK

Kaderimsin sen ey yalnızlık…
Aldığı yere geri bırakacak kimseyi istemem.
Yalnızlık ihanet istemez; vefa ister, cefa ister, hüzün ister…
Artık aldatmayacağım seni
Uğur Uyanık

Gölgeden

Kını kalbin olan bir kılıç gibi taşıdın masumiyetiyoruluyor kapıların artık açılmaktanyazgın bile yadırgıyor tüm bu olanlarıkendini çıkartamıyorsun bir camın ardından bakıncaüzülme, herkes kendine dönüşür hikayenin sonunda.. neşen; o külden şato, bana eski bir yangını anımsatıyor..ve sen seviniyorsun, yaşanmamış günleri hatırladıkça..çünkü ben de hatırlıyorum:elinde ince bir defter, yeşil ve telaşlı..gölgeden soluk, ayın on dördünde gibi canlı..öylece …

Devamını oku

Üstüne Gül

nasıl da atıyor kalbim bu yalanları!
anahtarı içerde unutulmuş bir kapı telaşından senin kalbin,
bense kendini kesmek için bilenmiş bir bıçağım, hepsi bu!

Muzaffer Serkan Aydın