Kategori: Deneme

Beyaz tavus kuşu

Müjdeler olsun bizim berber Celal köşe yazarı olmaya karar verdi. Haftada kaç gün yazması gerektiği konusunda biraz kararsız. “Haftada kaç yazmak lazım” diye sordu bana. “Sen yaz da” dedim, “gününü sonra belirlersin”. Ona Molière’in piyeslerini bir berber dükkânında yazdığını da söyledim, berber dükkânının yazarlık için bereketli bir yer olduğunu vurgulamak için. “Aklımda çok acayip bir …

Devamını oku

İğde ağaçları ve gerçek

Muhteşem bir tekdüzeliği var tabiatın. Hiçbir sanatçının sahip olmadığı bir özgürlük ve güvenle kendini tekrarlayıp duruyor. Herşeyin bir vakti var ve vakti geldiğinde iğdeler çiçek açıyor. Geçen yıl iğdeler çiçeklerini açtığında yayılan uçuk yeşil, baygın kokulara nasıl hayran kalıp şaşırdıysam, bu yıl da aynı şekilde hayran kalıp şaşırıyorum. Sadık bir hayranıyım tabiatın. Benim hayranlığıma hiç …

Devamını oku

Yapraksız bir bahçe

Her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. Kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını bekleyemez. Çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür. Ve sonra, sonra ağaç meyvesini kaybeder. – Ya sonra? – Sonra yapraksız bir bahçe. – Yapraksız bir bahçe mi? – Farsça bir şiir. Yapraksız bir bahçe. Güzel olmadığını söylemeye kim cesaret edebilir? Abbas Kiarostami

Leroteist

Çocukluğum camilerde ve sokaklarda geçti.Hep bir yerde eksiklik olduğunu düşündüğüm için erkekliğe adım attığım ikinci senede yatılı okulu tercih ettim.Bol bol kavga ettim küfrettim ve sevişmeye gayret ettim.On üç yaşımda sigara on dört de alkol ve türevleri, on dokuzumda eroin hariç bütün sentetikleri kullandım. Buna rağmen üniversiteden çıktığımda iyi bir maaşım ve etiketim vardı.Kariyer efektlerimi …

Devamını oku

Vadideki Zambak/ Henriette’in Félix’e yazdığı mektup

Şimdi ciddi bir noktaya yani kadınlara karşı nasıl hareket etmeniz gerektiği sorununa geçiyorum. Gideceğiniz salonlarda, yapmacıklar yaparak taşkın hareketlerde bulunmamaya kendiniz için prensip yapınız. Geçen yüzyılda en çok rağbet gören erkeklerden biri de, bir ziyafet, bir balo veya eğlence esnasında sonuna kadar yalnız bir kimseyle, hem de en kenarda, köşede kalmış, ihmal edilmiş olanlardan biriyle …

Devamını oku

Sevgi

1960’ların sonlarında bir gün Amsterdam sokaklarında yürürken bir an gözüm kapısı açık bir pub’ın içerisine takıldı. Bir müzik makinesine dayanmış iki genç, o yıllarda gözde olan “All you need is love!” adlı bir Beatles melodisini kendilerinden geçmişçesine makineyle birlikte haykırıyorlardı. Hallerinde öyle bir şey vardı ki onlara bakarken hüzne benzer bir duygu yaşamıştım. Bir an …

Devamını oku

Bir Yalnızlık İkindisi

İnsan iki kişi olmalı, değil miEn azından iki kişiSen yalnızsınYalnızlığın her zamanki ikindisi. Edip Cansever ikimiz de istesek, bir büyük aşk yaşayabilirdik… aslında “ikimiz deistesek..” demek doğru değil, çünkü biliyorum ki, “ikimiz de istiyorduk”. Onungözleri, her görüşmemizde çığlık çığlığa söylüyordu bunu, benim ellerim,dokunmak için izin istiyorlardı sanki. Dokunmak için, okşamak ve hissetmekiçin. Birbirimize karşı ördüğümüz …

Devamını oku

Elem ile Doktor

Şair ve psikiyatr Kemal Sayar’ın “Hüzün Hastalığı” kitabında okudum, psikiyatriçin, hem şair duyarlılığıyla hem de münasip bir yakıştırmada bulunuyor, “ElemDoktoru” diyor ona. Kitabı okuduğumdan beri bu söz aklımdan çıkmıyor, bundandaha anlamlı bir tanım bulunabilir mi psikiyatra? Bana hekim kelimesi de güzel gelir gelmesine de, tabibin yerini hiçbiritutamaz, hastaların sesine razı olduğu, Ağustos kadar sıcak sesli …

Devamını oku

Erken sonbahar ve Seyhan Erözçelik

Arkasına bakmadan çekip giden küstah yaza hiç aldırmadan, tenha bahçelerde dolaşan serseri kedilere, döne döne düşen kuru yaprakların sessizliğine, kırık banklarda oturan ihtiyarların durgunluğuna eşlik ederken hayallerimle avunuyordum. Erken sonbaharı müjdeleyen serin rüzgârlarla yelkenliler gibi şişen perdeler yazma arzumu kışkırtmıştı. Yeni mevsimi iştiyakla karşılayan ışıklar, onun önünde secde eder gibi usulca eğilecek, sular hafiften ürperecek, …

Devamını oku

Tüm keşiflerimizin sonucu…

Siddhartha ve yakın arkadaşı Govinda, yollarını çok gençken ayırmışlardı. İkisi de gerçeği bulmaya adayacaklardı hayatlarını. Nam-ı diğer Nirvana dedikleri şey… Yıllar geçmiş, ikisi de birbirlerini görmeden yaşlanmışlardı. Siddhartha bir gün bir nehir kıyısına geldi. Karşıya geçmek için yaşlı bir kayıkçının yardımına ihtiyacı vardı. Kayığa bindi ve yaşıtı adamla nehir üzerine konuşmaya başladılar. Yok, Herakleitos’unki kadar …

Devamını oku