I Betonun hüznünden doğdumsuyun isyanındangüneşin kırılganlığına dokunupgeliyorum. Sana söz yakışır, ağzını hazırla. Kırık bir şehir hikâyesinden doğdum,kırk meseledenbardaklar ve demli çaylara dokunupgeliyorum. Sana söz yakışır, elma de. Aslı ve Astar’ı olmayan bir hikâyeden doğdum,karşı’lar ve balkonlardankorna seslerine karışıpgeliyorum. Sana söz yakışır, ağzını hazırla. O eski hikâye bitti,şaşkınlığımdan doğdumdenize düştümkuruyup geliyorum. II Aslındahazin bir öyküdür buanlatmaya …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Beklenen
düzenli ordu gibi saldırıyor yaşamak haydi gelsana gerilla yöntemleri hazırladı babanyamacına gerilecek dağlar kotardı kentten başka dilden rüyalar gören esmer çocuğuoyuna almamıştır beyaz çocuk olsun gelherkes bir parça yaşamak günahıdır her çocuk cümlesinin gizli öznesi babakuzey bir şehirden anne ayrılma halibir eylemsi yüklenmiş tanrının dükkanından beşik kertmesi olduk ölümle gel sen de olböyle başlar her …
Şub 23
Bir Aşktan Sonra Şehir Mahzunluğu
Bu kadar büyük değildi şehirGökyüzü kapalı değildiBöyle sessiz değildi insanlarParklar da sıkmaya başladı beniAnlaşılan bir şey var. Ağzıma koymamıştım içkiyiZamanla türlüsüne alıştımBilmediğim şeydi kadınlarAh!. ben hiç böylesine mahzun olmamıştımŞimdiye kadar. İlhan Demiraslan
Şub 23
Çakıl Taşları
Biliyorsun ki kârî, kalbin derinlikleri,Damla damla biriken gizli gözyaşlarıdır.Kudretimin oradan çıkarabildikleri,Halis inci yerine bu çakıl taşlarıdır. Görüyorsun, nihâyet, çakıl taşları sende,İncilerse şairin kendi kalbinde kaldı.Fakat şunu anla ki o, çakıl bulurken de,İnci araştırmadan duyulan zevki aldı. Necmettin Halil Onan
Şub 23
Ahmet Haşim’in Portresi
I Karanlığı seviyorsun Şair!kapalı gözlerin çevrili içinene kör edici bir ışıkne yansımakaranlık Allah gibidirve tek başınabiliyorsunne güzeldirsevmek karanlığı II Karanlığı seviyorsun Şair!rengi yokahengi yokkıyısında oturup bakıyorsuniçinde dalgalanan denizedüşünüyorsunne güzeldirsevmek karanlığı III Karanlığı seviyorsun Şair!ne renklerin ağırlığıne şekillerin kalabalığıçizmeye çalıştığın resimöldüğündesen de ölüyormırıldanıyorsunne güzeldirsevmek karanlığı IVKaranlığı seviyorsun Şair!ne kimseyegözlerinden veriyorsunne kimseningözlerinden alıyorsun cehenneme gidecekbu hasta adamın …
Şub 23
Kara lâle
paylaşmak ister her şeyi seninleçünkü o vakitısırdığın elmalar yasak bir gözeye yol bulur gövdesindeana tanrıçaların ilk hecesine değergenişler gökyüzü çünkü uzakta bir tepeyi çıkarsın hiç durmadantırmanmanın tepede olmaktan iyi olduğunuherkesten önce biliyordun sen çünkü zehirli mantarlar, fare delikleri, sedirlerderin ormanların yabani menekşesidirbu günlerin göremedikleriağzından yediği portakalların suyuen sonunda taşıracak nehirlerisonra dövülmüş çocuklar gibi yere yakın …
Şub 23
Sonbahar
IDeniz kıyısındakikahvede akşamın ışığıdüşerkensanazamanın içinde güzellikler gizlemişsonbaharın yapraklarıyla kumruların düşüncesinde,her daim süregelen bukabaran şehvetine yayıldım,sonrasını hiç kimsenin bilmediği bir gelecek!Beni kabul eden gözlerine sadık kaldımakan suyun içinde bakışların ninni olurateşleri aynaya düşmüşaşkın. IISenin ellerin ellerime uzanırellerim ellerinebirbirine kilitlenirseninle günbatımından geçerizakşam oturacağımız iskemleleri hazırlarızseninle vahşetimiz olacak geceyi adlandırırızgüzel uykusuzluğumuzla. Sonrasenin gözlerin gözlerime bakargözlerim gözlerineakşamın sonunda uzanırızsabah …
Şub 23
Yanma
Ve elbetGözlerin sularımdan çekilinceürkek bir ceylanla anlaşırımyüzünün çok yakını olan bir limanadilinin ve ağzının verdiği baş dönmesinebahçeni tutan tavşanlara sığınırım Karnımdan geçilmiyor moraran ağzımKovalanıyorumİkindi zaman karanlığı iç çarşılarey şafak bir askerle anlaşÇünkü namluya sürüldünİşte burda bir ordu yürüyen karnımdaİzim sürülüyor köpeklerin sürünerek yaklaştığıAnlaşılıyorHatırlarımıza dokunulmamışFakat el konmuş aşkı yaratırken kuğularınGeleceğimizin serin suları ve göllerine Ey kadın …
Şub 23
yağmur yatağı
barbar bitkiler gibi yerleşiyorsun alana… sen gelincebir buğu sarıyor çiçekleri… üzerimizden yeşil birdalga gibi geçen sessizliği görmüyorsun… asıl barbarbenim oysa yansıtamadığı dillerle kuşatılmış…kapıyı hızla çarptığında bir su çizgisi yok oluyor öncesonra beni kuşatan diller… duvarlarda belirenmor lekelere bakıyorum hiçbir şey söylemeden… ona ince uzun bir yaprak uzatıyor ve diyorum ki:…hiç korkma benim dokum cam……ölmüştüm… ama …
Şub 23
Celladıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar
Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında.Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlarben yaşarken koptu tufanben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainather şeyi gördüm içim rahatgök yarıldı, çamura can verildilinç edilmem için artık bütün deliller eldekazandım nefretini fahişelerinlanet ediyor bana bakireler de.Sözlerim var köprüleri geçirmezkimseyi ateşten korumaz kelimelerimkılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarınauçtum ama uçuşumradarlarla izlendigayret ettim …