Kategori: Türk Şiiri

Hergele Şiirler

I Sen ki övünürsün kadınlara egemenliğinleSöyleNedir eldeğmemişlik ve ne zaman biterVe neden daha kolay bir fahişeyi şaşırtmakYaşlı bir bakireyi hoşnut etmektenSöyleNasıl altedilir eldeğmemişlikO ulaşılmaz noktadaYeniden yeniden ürerken Sen ki övünürsünGövden ve sertliğinleBir bulutu elegeçirdin miVe gökkuşağını doladın mı beline…SöyleBir kızı nasıl ayırırsın bir anadanGöğüslerine dokunmadan Gövdenden kurtulmaktır sevişmekDüşlerinden sıyrılmakYeni bir etle kuşanmak yaşamayıEllerini kamaştırır etinEğilirsinVe …

Devamını oku

Via Dolorosa

her kutsal şehrin bir göğü vardır yadünyanın en güzel göğünün annesidir Via Dolorosa göğünden erguvanlar serpilir kucağıma kutsallık yürür çarıklarıyla her sabah çocukların ahdine bürünmüş kılıçların değdiği sokaklardarüzgar esiyor İsa’nın gerildiği çarmıha.. âh kimse böyle güzel sevmedi Dolorosa’yı en iyi arkadaşım İsa’dan başka… hadi ellerini ver ey ipi kanadıma takılan balon, sana çan seslerinin hikayesini …

Devamını oku

Güler’in Ardından

VIII Mantosu sandalyenin arkalığındaÇantası üzerindeydiMasada eldivenleri…Akşam olduGüler giyindi gittiGözlerim bütün geceMsada, sandalyede kaldı… Necati Cumalı

Gökdelenler ve Melekler

Eskidik çok eskidik bilir misiniz, ben“Amerika’da gökdelenler varmış” denildiğinde“Gök delmek kimin haddine” diyenGünah olmasın diye çekinenNinelerin torunuyum.Neredesin anneanne neredesin?Kör zurnacı âlem yapıyor mu dersinKubbeli Hamamda hâlâSanmam onlar da hayâl zerreleri olup dağıldılar uzaya. Baba dağa gidemedik bir türlüBir ayı bulup eve getirecektik..Hayatımın ilk beş yılı“Bir gün dağa gideriz”Avuntusuyla geçtiBüyüdük dağ sözü etmedik hiçYıllar geçti, ben …

Devamını oku

Lahinde Narkı

 ‘Memed’ için, Mehmet Düz’e..  1.kimseyle hemhal olunmuyor dünyadabeni de öldürdüler mehmethatıra kapıyı çaldığındalâl kılan hüzünarzunun azledilmesinden olma ölümle, rakipler de aslına dönerdöner şenlikten kurban etiyle evinefirarla kendini sınayan, yazgısına döneryer yok gidilecek aşkını yitirmiş olanageriye kalana, yüzündeki esrara döner gökyüzünde dinlenmiş yağmurbuharlaşmak isterken eksilmişisteme kime bırakılabilir ki emanetaşk uğruna firar ederken erkeklerneden boynu koparılmış tavuğa …

Devamını oku

Eski Nisan

Canımın yongası, sevdiğim,Bir kaç gün çaldık ilkbahardanGeçtik yıllardır özlediğimErguvan ışıklı kıyılardan Aşkı sessizlik tanımlarGençken tersini düşünürdümAkşamla dönerken geriye dalgalarYalnızlığı çırılçıplak gördüm Durduktu önünde Ege Denizi’ninGözleri mayıs bulanığı,Kuytuluğunda eski evlerinDolaştıktı Ayvalığı Eski nisan, her şey gibi,Kalbim de, rüzgar da eski,Çırpınıp duruyor havadaYitik anıların kelebeği Ataol Behramoğlu

Eski Çocuk

“Gökyüzü gibi bir şey bu çocuklukhiçbir yere gitmiyor”(1) dizesi yarısıdır çocukluğun,yarısı çocuk olan biri söyleyebilir bunu ancakgaliba az çok böyle bir şey şiir yazmakyarısı sözcüklerin uçurtmasını uçurmakyarısı uçurtmanın kuyruğuna yenilerini takmakyeni…de ne, yeni sözcükler mi yalnızcayeni sözcükler evet yeni misketler gibi pırılyeni bulutlar ki nereye giderlerse gitsinlerher yer onlarla gökyüzü olur hepyeni bir gök olurama …

Devamını oku

Cennet Çağrışımı

Akşam güneşi vurunca bahçelereBir cennet çağrışımı yapıyor ağaçlardaErguvanlardaVe artık açılmaya başlayanBayıltıcı kokularıylaTemiz kalpleriAğlayış çizgisine çekenİğdelerdeVe bahçe çitlerine dolaşık yaşayanHanımellerinde Bulutlar bu saatlerde özeniyorErguvan ağacının çiçeklerineYamaçlara güpegündüz rüya gördürenİstanbul’da bir küçük hanım sultanMahmur uykulardan yeni uyanmışİmkânsız güzelliğiyle erguvanCennet çağrışımı yapıyor Seni bu renkte mi özlüyorum ben?Senin çitlerine mi tutundu kalbim? Bahçede haylaz bir merdivenTahtadanÇocuklara yaramazlık fısıldayanBoyu …

Devamını oku

Eski Sahneler Eski Oyuncular

Ablalarıma, ağabeylerime  ve küçük kardeşime… daracık uzunca bir hol,mutfak olarak kullandığımızbir ‘tandır evi’ ve tandır evine açılan,yoksullara vergi bir mizah zevkiyle‘kuyu’ dediğimiz,Yusuf ’un kuyusundan hallice,yeraltında, eski kilerden bozmaon metre karelik o tek odadatam on kişi yaşıyorduk: yedi kardeş, anne-babave ‘abla’ diye çağırdığımız,ermeni tehcirindemerhameti sonsuz Tanrı’nınkuyuların bu en rahme benzeyeninde‘sıtar’ ettiği, dulların en güzeliinananların hası,yetmişlik Fadime …

Devamını oku

Geçmiş Zaman Açıları

boğaz’da çiviyazısı gemiler arasındaitalik yelkovan sürüleriorada kayıp bir ceninbelli belirsiz gülümserkenve bilmediğimiz bir dildeşarkılar uydururken hayat içinhatırlıyorum kâbus korosununo anlayamadığım hitabını“şimdiazsonrahiçbirzaman” haliç’te içli bir mandolinakortsuz düşleriyleses verirdihep çocuk kalacak bir yetiminiçinde biriktirdiği itirazlaraki kimse duymazdı onuçöplenen martılardan başkave bukağı tam da yürekteyken“şimdiazsonrahiçbirzaman” yaşlı bir babaydı iskeledeunutmuş kendini ıslatan bütün dalgalarıunutulmuş kendine bağlanan vapurlarcabütün çocukları ölmüş …

Devamını oku