Satrancı bilmezdin bundan kiBütün sevda oyunlarının galibi sendin I- “Hayta Hamle” Santranç diyor çocuk, santrançBir antlaşmadır sınıftan ve hasattan kopuk gülümseyişlere.Oysa alabildiğine kopuk filozofHancı olmaktan vazgeçmiş göçebe kimliğinde/Laf aramızdaMillet efendi sanıyor onu hayatın hafifliğindeOysa ölüyor filozof ağır hüznünde/ Satranç diyor şairSalı ve perşembeye bağlı hüzünlerinKızarmış o güzelim nar çiçeklerininUnutulmaya terkedilmesidir- A evetKanundur: Unutmak acıya direnme …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Yaprak
Annem yaşlanırken,Büyürdüm ben de.. Kahvesini çekerdim el değirmeninde,İpliğiniİğnesine geçirirdim,Saat Kaç sularındaSöylerdim,Gözlüğünü bulurdumKoyduğu yerde,Su küpünü Suyla doldururdum,Öperdim ellerinden.. Teyzelerine gördüm böyle işleri..Annemin dargınYaprağıydım ben… Arif Damar
Şub 23
Ağaçlar Ayakta Ölür
Ağaçlar soyunurken birer-ikişerTam kalbinin üstüne bir yaprak düşer.Tut ki şairsin, duramazsın kaskatı;İmdada çağırır sevdiğin san’atı,Bildiğin şiirleri belki yüz kerreSöylersin, ağlarsın; sonra eskilere,Deli çağlarına dönersin, ümitle… Bu mevsime yaraşan en hoş beyitle:Zamana ‘dur’ demek, ‘dur’ diyebilmek var,Ağdıkça üstüne tedirgin bulutlar.Bir yasak cennete benzetip her yanı,Yine kendin çoğaltırsın iç dünyanı. İşte dal, işte yaprak seninle eğik,Çiğnenen gazellerce …
Şub 23
Yalnızlık Hülyaları
ISen çocuktun ve o şehir küçüktü. Vişne dallarında arzularımız, Alnımıza konan bir öpücüktü. Rüyasını bile göremediğim Bahçelerin yıkık duvarlarından Eğildiğin sular, köpük köpüktü. II Bilmem böyle mahzun düşündüğüm ne? Gurbet akşamları kirpiklerime Bulutlar dokunup geçiyor gibi. O zümrüt masalı unutmuşum ben. Gözlerinin garip güzelliğinden Sular çalıvermiş güzelliğini. III Bu tenha yolların beklediği kim? Bir şeyler …
Şub 23
İstanbul Bildiğin Gibi
‘Sevilen daima düşünülür.’ I İstanbul bildiğin gibi, ‘Boğaz’ maviliğine mavi, Dalgalar hürlüğüne hür… Kıyılar yorgun amma, Sular gene hovarda. Gene bahçeli kahvede Bizim plaklar çalınır. ‘Aznif’ oynayan çocuklar, Her nağmeden efkarlanır. Her nağme hüzün taşır. Her nağme hasret dolu. Her nağmedeki hasret Kırar kanadı-kolu. Taşlar unutulur elde Ve bir şarkı dillerde: ‘Turna gelmez diyardan. Haber …
Şub 23
Çoğunu ezbere bildiğim kızlar
Çoğunu ezbere bildiğim kızlarsevdalar geçit vermez gözbebekleriakşam bir esmerliğe doğru yol alırkenpencere pervazlarına otururlar Çoğunu ezbere bildiğim kızlarniteliksiz bir hüznün ortasındayerli yerine oturmamış bir gece vaktikurutulup saklanan bir acı kuşanırlar Çoğunu ezbere bildiğim kızlarçıkmaz bir sokakta yürekleritahta bir merdivene benzer kiher basamağı ayrı sesle gıcırdar İhsan Fikret Biçici
Şub 23
Dutluk
Dutluğa doğru gel Evlerin uzağına Sana susmayı öğreteceğim Dalların kaygısını da Azaldığın yerden öpeceğim Azaldığı yerden doğanın Ovayı geç Dutluğa doğru gel Arasına otların Sana fırtınayı dinleteceğim Theşub’un çığlığını Bir suyun ardında seni Neden sonra yine bekleyeceğim Tarlayı geç Daha gel daha Dut kokusuna Sana karıncaları göstereceğim Gonca Özmen
Şub 23
Sen ve Başkaları
Bir sen yürürsün sokakta, yürürken;Oturursun koltuğa, oturunca.Su, bir senin bardağında en çok su.Bir senin kolların bileziklidir .Bir senin ağzın dudaklı ve sıcak.Bir sen memelisin, ince bellisin Başkaları gitmiş olur, gidince;Bir sen yakınsın, uzakta kalınca Oktay Rifat
Şub 23
Ben Değilim
Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordunAğır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. O geçen ben değildim. Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sesiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan… Seni gören ben değildim. Ben çok uzaktaydım o zaman, Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. Artık …