Bir ses arıyorumYeni bir şiire başlamak içinBir doğum çığlığı gibi kaçınılmazÇocuğun ilk ağlayışınca güzelBir ses.Çünkü yüreklerimizAcılarla şişe şişe nasırlaştıKızgın demirlere değen ellerimizSu toplayıp kabarır, nasırlaşırAteşe ve demire dayanırYüreklerimiz acıyla dövüle dövüleÇelikleşti.Yalnız orda, ta dipte küçük bir çekirdekGözyaşı gibi titriyor mavisiyle havanın.Kız çocuklarının perçemleriyle oğlanların afacanlığıKaynatıveriyor o damlayı. Bir ses arıyorumYeni bir şarkı içinÇocukların ilk sözcüğü …
Kategori: Türk Şiiri
Şub 23
Solgun Bir Gül Oluyor
Çoklarından düşüyor da buncaGörmüyor gelip geçenlerEğilip alıyorumSolgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birindeGeziniyor kalabalık duraklardaYa yurdun uzak bir yerindeKahve, otel köşesindeNereye gitse bu akşam vaktiEllerini ceplerine sokuyorSigaralar, kağıtlarArasından kayıyor usulcaEğilip alıyorum, kimse olmuyorSolgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızınSildiği dudak boyasındaEşiğinde yine yorgun geceninBaşını yastıklara koyunca.Kimi de gün ortası yanıma …
Şub 23
Sus
SusKaldır at şu yıpranmış sözcükleriEllerimde ellerinle büyüsün düşündüklerinİlk yaratıldığın güne dön SusNe bulduk iki yüzlülüğünde seslerinSus büyüsün bu derinlikBüyüsün öğreneceklerin SusBu gürültü yıkacak evreni günün biriSus tükeniyoruz soluk soluğaBuğu gibi Sennur Sezer
Şub 23
Başsağlığı
Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklardaAcılar unutulduktan sonraDönmeliyim. Ölümlerin karşısında şaşırıyorumNe desem kiDüşünüyorum. Kalanları ağlıyor gideninBenim gözlerim kuruHerkes bana bakıyor, biliyorumİçlerinden geçenleri. Başsağlığı dilemekGaribime gidiyorÖlen öldü, sen yaşaKüçültmeye benziyor. Beni böyle kitaplar mı yaptı neKağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan benHayattaki ölümlerde put gibi duruyorum. Ben canavar ruhlu muyumBir ölü evinde tek söz söylenmedenPut gibi duruyorum kimse anlamaz …
Şub 23
Sevgi Üstüne
Bütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse yalandırKitaplara göre insanKaranlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuşGözleri, yüreği kamaşmış insandırAptaldır, hastadır, kahramandırBütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derlerBir tek yaprak veren dalın boynun burarlarBir tek meyve veren dalı keserlerİnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalıEsti mi rüzgâr bir değil milyonlar …
Şub 23
Parkta Serenad
İstek ve aşk onları kavramış saçlarındanSürüklüyordu. Gök mordu;Ayışığı ihtiyar çınar ağaçlarındanYüzlerine düşüyordu. Fısıl fısıl binlerce dudaktı yapraklarıDalcıkların kuytularda;Onların da kopmuş birer yaprak, dudaklarıAkıp gidiyor sularda. Sürükleniyordu aşkın sesine doğru;Aşkın çağrısı tez, keskin.Bir ateş yanıyordu Sibiryalarında buIşıksız serserilerin: – İçimi gıcıklıyor bu ıhlamur kokusuBu ıhlamur kokusu, ah!Ya görünmez güllerin kokuları! .. – Hep pusuHep pusu bana, …
Şub 23
Hatıra
Dün, bir gölge gibi geçti yanımdanOydu, bir bakışta tanıdım onu;Rüyalarıma tayf halinde konan,Peşime bir korku gibi düşen o. Bazı yapraktı, bazı bir rüzgâr.Dolardı aydınlık olup, odama.Bahçemde süzülür giderdi baharSabahının fecri vururken cama. Ayakları kumda bırakmadan izYanıma geldiği hep gecelerdi;Sanki bir lahitten kalkar ve sessizUzak bir maziye dönüp giderdi. Bir avuç ışıktı incecik yüzü,Gözleri geceler gibi …
Şub 23
Testi
Dolu bir testi idim ben,Baş aşağı ettiniz beni;Eh, boşalıverdim derken…İyi mi ettiniz yani? Sevgiler vardı içimdeEzgiler vardı, iyilikler…Boşaltıverdiniz, hem deDüşürüp kırmaktan beter. Hoş, yine bir testiyim ben,Yine varım ama bomboş… Ahmet Muhip Dıranas
Şub 23
Yaşarken
Ağaçların daha bu bahçelerdeBütün yemişleri dalda sarkıyor,Umutların mola verdiği yerdeGeceler bir nehir gibi akıyor. Baksan bir uzaklık var hangi yana,Hangi eşyaya dönsen boş bir ayna;Varmak istediğim uzak limanaGemiler beni almadan kalkıyor. Gelmedi gün daha çalmadı saat,Daha uçurmuyor beni bu kanat;Sabırsızlanma, ey kapımdaki at!Güneş daha gözlerimi yakıyor. Ahmet Muhip Dıranas
Şub 23
Ben Bir Yıldızım
Ben bir yıldızım yıldızlar ortasında,Sağa bakarım, sola bakarım, eyvah,Yapayalnızım yıldızlar ortasında.Bir bitmez düzelikte akşamla sabah. Alabildiğine bana vermişler, “al! “Dayanılmaz boşluğuyla bu evreni“Bu gerçek, bunu al! Bu düş, bunu da al! “Ne ki varsa, bana yazılmış nedeni. Mutluyum, bu güzel, bu tek yıldızlıkta;Milyonlarca sunu, adak sana, tanrım!Ama kalbim çatlayacak yalnızlıkta,Hiç olmazsa bir ayna ver bana, …