Kategori: Şiirdir Baba

“Öldüğümde beni, usulünce yıkayın, göğsünüze yaslayın ve toprağa bırakın. Bu kadar.”

Yetimim, göğsüne yasla Babamın göğsüne başımı gömüp yatıyorum. Dünyanın en güzel uykusunu uyuyorum. Bir daha öyle bir uyku olmadı hayatımda. Babam yok ve ben de yetimim. Derdimi gösterin Emekli olduktan sonra da hastanede çalışmaya devam eden bir personelimizin oğluydu Faruk. Otuzlu yaşlarında, dal gibi bir delikanlı. Sessiz, kendi halinde biri. Çocuğunun doğumu bizim hastanede olmuştu. Oradan hatırlıyorum. Karaciğer …

Devamını oku

Babamın Bavulu

Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, el yazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana. Her zamanki şakacı, alaycı havasını takınarak, kendisinden sonra, yani ölümünden sonra onları okumamı istediğini söyleyiverdi. “Bir bak bakalım,” dedi hafifçe utanarak, “işe yarar bir şey var mı içlerinde. Belki benden sonra seçer, yayımlarsın.” Benim yazıhanemde, kitaplar arasındaydık. Babam …

Devamını oku

Babama

babam tadı damağımda baldıo sabah kalkamadıpeteklerden akıttın zehrini tanrımgözlerimde ölüm ağırlığıannemin yangınına koştumdeli rüzgar gibi dolanıyor annemin sesitaş duvarlar sarsıldıaltındağda kerpiç evler yıkıldıölüm bu kadar kötü mü babaçocuğun sağı solu belli olur muaklım sabah vereceği iki bucuk liradakomşu kızı neclayasucuklu tost alacaktımayakkabı sözü de vardıben erkek kızıma ayakkabı alacağımbiliyor musun babaerkek kızın avuç açmadıbabam tadı …

Devamını oku

Yeniden Babaevinde

Iİttim açılmadı kapıittim açılmadıÇitten atladımbahçeyi ot bürümüşçardağın altı boş Asma kocamış, seyrelmiş salkımlarıElimi uzattımmosmor güldüsonra avucuma döküldü taneleriılık, buğulu……ekşiden çok buruktu Sis bastı bahçeyikapı gıcırdadıAnnem seslendiVe yaklaştıkoştukça eteklerinden elmalar yuvarlanankardeşlerimin ayak sesleri IIBeşi bitirmiştimTemiz bir elbise giydimÖlmek istiyordumMis kokulu bir çarşaf serdim yatağa “Okuduğu yeter” demişler“patlıcan biber kızartmayı öğrensin biraz da.”Benim yarınımı konuşmuşlarkomşuları babamla Hiç …

Devamını oku

Başkasının Kederi Üzerine

Başkasının derdini görürüm de,Durabilir miyim dertlenmeden ben de?Kederini görüp de başka birininTeselli aramadan yapabilir miyim? Görüp de dökülen bir gözyaşını,Paylaşılmış duymaz mıyım tasamı?Bir baba çocuğunun ağladığını görüp deKalabilir mi dolmadan kederle? Bir anne oturup dinleyebilir miBir yavrunun korkusunu, inleyişini?Hayır asla olamaz.Asla asla olamaz. Ya hepimize gülümseyen o,Duyup karatavuğun küçücük kederini,Küçük kuşun derdini kaygısını,Yavruların taşıdığı derdi— …

Devamını oku

Oğlum

I Ben de düşkündüm oyuna,Ben de kumları avuçlarKazardım tırnaklarımla toprağı,O zaman da çocuklar oynardı,Ama benzemiyor bütün oyunlarımız,Gezdirdim ceplerimde şıkır şıkırDeniz kokulu taşları,En güzellerini topladımMidye kabuklarının.Saldım bahar rüzgârınaUçurtmaların en süslüsünü.Ne kurulunca koşan tramvaylarım vardı,Ne çekince giden develerim.Balıklarımızı tanırdım,Adlarını bilirdim kuşların;Seçerdim düdüğündenLimanımıza uğrayan vapurları.Bilirdim yanık yüzlü kaptanlarımıDenizkızı’nın Selamet’in;Ben de ayırırdım onlar kadarPoyrazı karayelden.Gemiler tanıdım, çift direkli,Tutmazsa rüzgârıAçıklarımızda …

Devamını oku

Bilmeyecekler

Geride kalanlara ne bırakacağım,Çocuklarıma,Onların da çocuklarına? Olsa olsaKaradeniz’den payıma düşeni…Beş on evlek yer gökyüzünden. Ne vermek istedimse sağlığımda,Ne veremedimse,Gizlenip kaçışlardan. Biliyorum bu yüzdenYokluğumu çekmeyecekler,Hep yaşıyormuşum gibi gelecek onlaraBiraz ötelerde, uzaklarda. Babamız diyecekler, dedemiz,Dur durak bilmezdi,Dert nedir, tasa nedir bilmezdi… Neyi bildiğimi bilmeyecekler. Rıfat Ilgaz

İlk önce harfleri kaybetti

Gönül Çınarlı: İlk önce harfleri kaybetti. Unutkanlık başladı. Konuşamadı, yazamadı, imzasını bile atamaz oldu. Üç ayda hastalık onu bitirdi. Hiçbir ağrısı sızısı yoktu. En iyi tarafı da bu idi. Beyninde fiziki olarak olarak hiçbir bozulma olmadı. Adı konmadı ama bir virüs Çınarlı’yı konuşamaz hâle getirdi. Son bir ayda hiç konuşamadı. Başlamasıyla bitişi üç ay sürdü. …

Devamını oku

“Babamın yanına gitmek istiyorum.”

mn-106 İlkokul birinci sınıfa giden bir çocuğun ne derdi olabilir ki… Öğretmen biraz fazla ödev veriyordur, kalemi zor tutuyordur, harfleri birbirine bitiştiriremiyordur, okulda bir arkadaşına canı sıkılmıştır ya da ne bileyim yaramazlık yapmıştır da annesi ceza vermiştir, babasına küsmüştür, kardeşiyle kavga etmiştir… Ne derdi olabilir ilkokul birinci sınıfa giden altı yaşında bir çocuğun… Bu sabah …

Devamını oku

Oğlumun Gölgesi

yelken gibi şişti rüzgâr yüzüm oyuk oyukkırgınım ölüden kalan giysiler içinde erselikbir meme mi bu dikelen gece şu saatte hâlâhapşıranlar olmalı kendini düşe sayan unutanbüyük kibire atanan cüce bir memur tımarlırakılarla korkunç bir sataşma mübaşir çağırmadıdemek ben de masumum kuluncu alınmış bir zaman daraltılmış pantolonlariçinde semiz şehrin virgülleri yok hazırdüşler satılan çarşılar kapalı burada artıkHiçkimse’nin …

Devamını oku