En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Haz 22
O günden sonra Ali artık minareye çıkmak için üşenmeye başladı. Üşenmek değildi işin aslı haliyle endişeleniyordu. Her seferinde o sürmeli gözler gelip karşısına dikiliyor, genç ömrünü yiyip bitiren sevda ateşi şerefeye kadar yükselip, bütün benliğini kavuruyordu. Allah saklasın bir delilik yapar mıydı acaba? Tövbe üstüne tövbe ediyor, geceleri sabaha kadar kamburu ile konuşuyordu.
Haz 22
Ölmek, kamera karşısında ya da sahnede yürek parçalayıcı ve tercihen yavaş bir ölüm her oyuncunun hayalidir. Bahse girerim bir gün o son anları sahnede nasıl oynayacağını hayal etmemiş tek bir erkek ya da kadın oyuncu yoktur. Yaşam gücü yavaşça kayıp giderken ve biz varolmamanın sınırında tutunurken son nefesimizde o bilgelik ve zeka dolu sözleri nasıl söyleriz. Ölüm yaklaşınca olan şey bizce bu mudur? Ölüm kalanlardan söz vermelerini istemenizi mi sağlar? Günahlarını mı itiraf ederler? Ya da şakalaşırlar mı?
Haz 19
İncecik hanımellerinin, misk kokulu menekşelerin, bir öpücüğün taze kokusunu salan mine çiçeklerinin, ölümcül bir şehvetin baygınlığını üfleyen çuha çiçeklerinin ateşli çağrıları arasındaki sevdalı gezintilerinden sonra, zambaklar onlara iffetli bir tavırla kollarını açıyorlardı. Fidan boylu dallarıyla zambaklar, onları yalnızca dişi organların hafif altın sarısı damlalarla süslü çeneklerinin kar gibi bembeyaz damı altında, beyaz bir çadırın altında barındırıyordu. Onlar göz kamaştırıcı bir iffet içinde, çocuk yaştaki nişanlılar gibi, henüz, yalnızca masumiyetlerinin çekiciliği içinde seviştikleri bir saflık kulesinin, bütün saldırılara karşı korunmalı bir kulenin ortasındaymışlar gibi oturuyorlardı.
Haz 15
Binbir dilde konuşan şiir, arif olana
Sadece tek bir dildir, sade tek bir lisandır.
Haz 15
friedrich Rückert’in kendisi de gerçekten böyle ârif bir kimseydi. Arabistan’ın yakıcı çöllerini, İran’ın bahar kokan bahçelerini Almanya’ya tanıttığı gibi, Hindistan’ın bâkir şiir ormanlarına da dalmaktan çekinmemiş ve her daldan devşirdiği en nefis çiçekleri ve en olgun yemişleri vatanına getirmekten geri kalmamıştır. Hind edebiyatı Almanya’da bir asra yakın bir zamandan beri çok canlı bir ilgi uyandırmıştı. Goethe ve Schiller’in Şakuntala dramına ithaf ettikleri coşkun methiyeleri hatırlamak; Wilhem von Humboldt’un Bhagavadgita’ya dünyadaki şiirlerin en güzeli ve ulusu gözüyle bakarak söylediği takdir dolu sözleri düşünmek kâfidir. Rückert de Şakuntal’yı Almancaya çevirmiş, büyük milli destan Mahabharata’daki en meşhur hikâyeleri kısmen serbest ve kısmen de aynen tercüme etmiştir. Aynı zamanda Herder tarafından da çok takdir edilen şair ve filosof Bhartrihari’nın aşk ve hikmet dolu misralarını” ve nihayet Hinduizm’in mukaddes kitapları olan Veda’lardaki karanlık ve esrar dolu ilâhileri ve efsun dualarını yakın bir anlayış ve ilgi ile Almanca’ya nakledebilmek, bunlardaki derin mânayı Alman şiirinde aksettirebilmek için yıllarca çalışmıştır”.
Haz 15
Friedrich 1823 yılında Kur’an’ı dikkatle okuyup incelediğini ifade eden Rückert, ilk kez, Kur’an’ı şiir üslubu ile kısa ve uzun mısralar şeklinde tercüme etmiştir. Tamamlanmamış bu çalışmanın bazı bölümleri ilk kez 1888 yılında yayımlanmıştır. Annemarie Schimmel’in ifadesine göre bu çalışma, Kur’an’ın orijinal üslup ve ruhuna en yakın Almanca tercüme niteliğindedir.
Özellikle Duha ve İhlas surelerinin çevirisi, Arapça ve Almancaya aşina kulakların teslim ettiği üzere orijinalindeki duygu ve melodiyi neredeyse aynıyla vermektedir. O dönemde tercüme için yardımcı sözlük, gramer kitapları ve diğer teknik malzemenin yokluğu düşünüldüğünde, Rückert’in tercüme çalışmalarının ancak yüksek bir edebî deha ve istidatla mümkün olabileceği görülecektir.
Haz 12
Yüce Allah’ım
Allah’ım sana sormak istediğim bir çok soru var.
İlk sorumla başlıyorum cennet nasıl biryer?
2. Soruma geçelim cennette çikolata selalesi var mı?
3. Soruma gelelim orada
Ay, Günes vb. gezegenler var mı?
4. Soruma geldik bu son soru
Kardeşime iyi bakıyor musun?
Sevgilerle Miranur
Haz 12
(أَنَا أَوَّلُ مَنْ تَنَبَّأَ بِالشِّعْر)
“Ben şiirle kehanette bulunan ilk kişiyim” mısrasının şairi Mütenebbî, Şîraz’dan Bağdat’a geçerken bir grup bedevî tarafından yolu kesildi, meydana gelen çarpışma sonunda oğlu ve kölesiyle birlikte öldürüldü, divanının kendi yazdığı nüshası dahil bütün malı ve eşyası yağmalandı.