En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
baktığında görebileceğin bir şey değilim ben en çok sevdiğin yanım hep tuzak sana tanrının çarkına çomak soktum ben öykülerimi çaldılar diye günahsa bu günah bir çocuk nasıl kandırılır daha kayıtlara alınmış tek bir sevişmesi bile yoksa kendini dolu dizgin inandırabileceği bir yalanı bu kenti yazıyordum seni fark ettim tehlikenin yönü değişti o gün bu gündür …
Şub 23
aşkla tanımlar kişi kendini ipini çeker sonra darağacında mezarında kükrer yeniden kül kalıntıları sorgular tinden ateş kuşu şiir tanrısı ve magmada son bulur serüven harf aldatmaz bir tek! yontar sesini çığlığın bilirim ışıltısını saklar sözün hamurunda çünkü dil kristal nidalarda kesif bir hüzün kuşanır narin kırılmalar bıçak ezgilerde nihayetlenir çıkmaz sokaklar yorgun sahafların gürgen kokulu …
Şub 23
Yıldırım yemiş bir çınar Gibiyim Sevginde. Çölde bir ehramdır artık Acın Yüreğimde Tahsin Saraç
Şub 23
Göl kıyısında gölü esenlemekle başladıkÖpüştük birÖlü suda maviyi uyandırdık. Sözü geçersiz kılan bir uçuk sevgilenmedeSuskunluğuYeni oylumlarla uyandırdık. Kars kaşarı kalçaların ve verimcil göğüslerinleEn kara soğuklara karşı bileTandırdık. Tüm yasakları şöyle en özünden yaşayıpSeninleGünahı uyandırdık. Bir yaygı gibi yaydığım o gül güzelliğindeSeviştikSevgiyi boyutlandırdık Tahsin Saraç
Şub 23
İnci idiUçurtmanın adıİpi kopmuşBirUçurtma gibiBir çocuğuNokta Benim UçurtmamBir gün Unuttu ipiniKopardı gittiBilmediğim bir yere Özdemir Asaf
Şub 23
Mikail’in kalbi durdu. Soğuk ve yorgun bir hesaplaşma gecesinin sonunda, bakımsızlıktan eksilmiş dişleri bir türlü tamamlanamayan iki küçük çocuğunun ve dudaklarından kahırlı beddualar dökülen karısının hazin bir sessizlik ve fakirlik içinde oturdukları,duvarlarından acı sular sızan evinde; ağladığını değil, yenilmişliğin acısıyla ağladığını saklamaya çalışırken, ansızın kalbi durdu. Onun kalbinin durduğu anı ben çok iyi biliyorum. Çünkü …
Şub 23
Kış, Ada’nın her tarafında yerleşebilmek için rüzgârlarını poyraz, yıldız poyraz, maestro, dıramudana, gündoğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara, oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden …
Şub 23
Bugün karşı arsaya yığılı kalasları kaldırdılar. Kocaman kamyonlar onca kalası iki saat içinde aldı gitti. Hiç ayrılmadım pencereden. Annem bir iki kere “ne oturuyorsun, ortalık süpürülecek” dedi: aldırmadım. On yıl önceki arsayı düşündüm durdum. Okul dönüşü bu pencereden top oynayan çocuklara bakardım.“Kız, koca mı arıyorsun orada?” derdi annem, utanırdım. On yıl önce annemi de severdim. …
Şub 23
Şehrin kıyısında, ufacık bir derenin kenarında, dalları suya sarkan ihtiyar bir söğüt ağacı vardır. İlkbaharın başlangıçlarında bu söğüdün dallarına bir dişi kırlangıç gelip kondu; derenin bir başından bir başına yıldırım gibi uçan, beyaz göğüslerini suya dokundurarak şeffaf kanatlı küçük böcekleri yakalayan diğer kırlangıçlara bakmaya başladı. Başını hafif hafif sallıyordu. Derin düşüncelere daldığı belliydi.Söğüdün dalları hışırdadı. …
Şub 23
Ben, Bu resmi çizebilirim Abidin,Sana inat..Ve inadına, tepemde dolaşan akbabaların.İstediği kadar , paletimi saklasın hayat,Gökkuşaklarından renkler aşırırım.. Sen,Beni bilmezsin Abidin..Sen, benim inadımı da bilmezsin.Öfkelenip, parçaladım diye tuvalimiSanırsın,Sanırlar ki ; vazgeçtim.. Fırçalarımı mı kırmışım tek tek!Ne gâm!Bak ellerime Abidin! Parmaklarıma iyice bak! O parmaklar, ellerimde durdukça,Çizemeyeceğim resim yok benim , unutma! Ne sandın Abidin , sen …