En çok yorum alan yazıları
- Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
- DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
- Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
- Son Hatıra — 2 yorum
- Çamur Etkinliği — 1 yorum
Şub 23
Titriyor sazan balıklarıSuyun altındaDaha altında suyun saçları kesikBir kızın yürüyüşüGök bulanık ağlarken. Kırlangıç tarlaya yaslanmışBuğday giyinmiş duruyorTuğla yüklü bir arabaGeçiyor yoldanGöğsünde kırlangıcınTuğlaların iniltisi. Öğle sonu yaşlılıktır biraz. Edip Cansever
Şub 23
Gah sakisi gehi sagarı geh badesi yokGörmedim meclis-i maksudu tamam amade Gonca gülsün gül açılsın cuy feryad eylesinSen sus ey bülbül biraz gül-şende yarim söylesin Habda busesin almak nice mümkin ziraBusenin sayesi ruhsarına düşse uyanır Ey meh leyal-i vesvese-hiz-i firaktaSen gelmeyince hatıra bilsen neler gelir Peyam-ı lutf kim cana leb-i canandan geldiNesim-i can-fezadur canib-i gül-zardan …
Şub 23
Yatıyorum Granitovo’da. Ve keşfediyorum bir daha: Birbirinin omuzundan yükseliyor dağlar ve düzlükleri gerdikçe dengede tutuyorlar ayakta zor duran yaralı kentleri. Yaralı değilim ben. Çimen yemyeşil, uzandığım yerde. Alabildiğine büyük üstümde dünya. Güneş damlası kızlar geçiyor yoldan. Ne ki ben eski moda biri. Serinletiyorlar alnımı saçlarının rüzgârıyla ve. geçip gidiyorlar.. Öldürülmüş değilim. Dönüp bakıyor kızlardan biri …
Şub 23
anımsıyor musun?bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar ısmarlama serserilikler yaşardık kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak yabancıları mahalleye sokmamak gibi Ve bir gün gideceğimiz bir Amerika vardı herkesin bir Amerika’sı vardı o zamanlar herkes gece istasyonlarında kendi Amerika’sını aradı kısık ışıklı arkadaş odaları plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde …
Şub 23
rıhtımda kimsesiz, yapayalnız, bu yaz sabahıbakıyorum kumsalın kıyısından, bakıyorum belirsizliğe, bakıyorum ve küçük, siyah parlak bir vapurun yaklaştığını görmekten mutluluk duyuyorum. uzakta, öyle açık seçik ve bildik ki kendince ardında kendi dumanından bir bayrak bırakıyor havaya. limana giriyor ve sabahı da birlikte getiriyor ve nehirde denizcilere özgü bir canlanma başlıyor, yelkenler açılıyor, çatanalar yaklaşıyor, rıhtıma …
Şub 23
Numaracı biridir şair.Öyle ustaca numara yapar ki,Gerçekten acı çekerken bileRol yapıyormuş gibi görünür. Ve yazdıklarını okuyanlarınİyice hissettikleri,Onun çifte acısı değil,Sahte acılarıdır kendilerinin. Böylece döner durur raylardaEğlendirmek için aklımızıKalp adını verdiğimizO küçücük oyuncak tren Fernando Pessoa
Şub 23
ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sırabana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydıkbir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğindenbüyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi amaelma soğuk bir kış akşamında bile …
Şub 23
Biliyorum; çıkıp geleceksinserin bir bahar akşamı üstelik saçların ağarmış sesin kırık dökükgözlerinde buruk ama sevdalı o bakış…-başka baharda kalmış heveslerinolsun varsın kim kusursuzki ! bilirsin-yorgun ve suskun çizgilerinelinde bin yıllık valizin biliyorum geleceksin henüz açmamış olacak hanımeline begonvil ne portakal çiçeklerikokun dağılacak önce bahçeyeiçimde kadınlar neş’eyle susacak tıpkı o şarkıdaki gibi;biliyorum bir gün çıkıp geleceksin …
Şub 23
öylesine çekip gitmiş olmayacaktıbir sürü şey yaptı; her gün suladı diktiği sardunyayı… sardunya hiç açmadıolsun varsındı helva dağıttı her ağustos’ta doğmamış bir kız içintanımadığı komşularayas tuttu ağladıoradaydım gördüm benağustos’ta hep karardı imzasız şiirler yazdı açık saçıkâşık oldu durduk yere bir çocuğabeyaz bir kâğıda yazdı usulca adınıhem uzundu adı hem kısacık en çok çingeneye kızdı hayattaçocuk …
Şub 23
Nice aşk yitirdim ben. Kışkırtıcı bir bakışıyla çılgına döndüğüm, bir dudak büküşüyle ağulu acılar çektiğim, kahkahalarıyla şenlenip gözyaşlarıyla kederlendiğim, bir tanrıça katına çıkartıp tapındığım, kutsal mabetlerinin sunaklarına hayatımı bir adak gibi bırakmayı arzuladığım, memelerinde, kasıklarında, kalçalarında, bacaklannda, boyunlarında adanmış topraklarda dolaşan bir sofu gibi vecd içinde kendimden geçerek dolaştığım, ayaklarına kapandığım, göğüslerinde ağladığım, saçının bir …