Şiir Antolojim

En çok yorum alan yazıları

  1. Bize Kalan Nedir Söyle — 3 yorum
  2. DEPREMDE GÖRDÜKLERİM — 3 yorum
  3. Ayrıldığımızda İkimiz — 2 yorum
  4. Son Hatıra — 2 yorum
  5. Çamur Etkinliği — 1 yorum

Yazarın yazıları

Şiir Hakkında Konuşma

Genç kızOnu görüyor musunuz? Yoksa düşünüze mi giriyor?Ya da bir tepeden mi iniveriyor aniden?ŞairBeliriveriyor birden, acurun üzerindeki tüylerden…Genç kızAlay ediyorsunuz.Sanki onu siz ipek dokurcasına, kelebek kovalarcasınaHani o altın ormanlarında…O sanki bir Daphne, sarmalayan bir anmışcasına…ŞairKuşkusuz. Öylesine keskin kiÖpülen bir satır sanki.Genç kızAnlıyorum sizi. Yüzeysel bu ironi,Ama altında, kalplere yavaşça sokulan bir duygusallık gizli…ŞairNeden kuzum, bir …

Devamını oku

Bir Kadınla Konuşma

Ne görüyorsun? Hiçbir şey. Sabah çok erken kalkıyorum,Sonra çocukları götürüyorum tramvayla uzağaYuvaya . Ne duyuyorsun? Yalnızca kuru öksürükleriVe insanları, hani sabahın köründe ruh gibi gezinenBirbirlerinin gözlerine bakmaksızın.Nerede senin dünyevi,Neşe dolu Betleyem Yıldızın hani?Bakkalda. Işığı gördüm mü anlarım ki artık alınabilir oradanAzıcık sucuk, kuyruk yağı, kaburga,İşte yıldızların merkezi artık orada. Oradan başlar devasaKuyruğu yıldızın, uykulu, yarı …

Devamını oku

Oto Portre

İnsanların, kamburlar gibi çökmüş, ezik sırtlarınıDikleştirecekleri zamanlar gelecekKamburların yerine sırtlarında kanatlar belirecek.Bu gün yalnız olsalar da, birden bulacaklar yakınlarını.Sözcüklerle konuşabilecekler, yalanlarla değil.Gözlerine baktıklarında birbirlerinin yorgunluk değil, umut görecekler.Kanatlarında esen o yeli de hissedebilecekler.Uzun zamandır, kanat denen şeyi unutmuş olsalar bile.Aynaya baktığımda utanç duymayacağım zamanlar gelecek.Söylenmeyeceğim, homurdanmayacağım kendi kendime.Ve yüzümü, tıpkı başkalarının gördüğü gibi göreceğim aynı …

Devamını oku

Dönüş

Birden pencere açılacakannem beni çağıracakdönme vakti artıktavan ikiye ayrılacakgökyüzüne çıkacağım çamurlu botlarlailişeceğim masanın kenarına ve kabacayanıt vereceğim tüm sorularabir şeyim yok uğraşmayın benle.Başım avuçlarımın arasındaöylece oturacağım, oturacağım.O uzun ve karışıkyolu nasıl anlatacağım onlara.Burada gökyüzünde anneleryeşil şallar örüyorlarvızıldıyorlar sineklerbabam uyukluyor sobanın yanındaaltı günlük çalışmadan sonra.Hayır-diyemem ki onlarainsan insanı boğazlıyor aşağıda. Tadeusz Rózewicz

Niye Gitmeli Türkiye’ye

Mum örneği parlıyor tüy çiçekleri çalılar arasında ,Ve bahçe afyon sarhoşluğu ile titriyor gibi,Niye gitmeli Türkiye ‘ye? Leylaklar kokuyor burada da,Yarım ay doğuyor solukça, Boğaz içindeyiz sanki.Tramvay geçerken çalıyor zilini,toz, gürültü,Dudakların rahatlokum gibi tatlı, sanki parlak bir halı,Otlar kesilmemiş burada uzun, tüylü,Ve arkamdaki yeşil şalsa Peygamberin cihat bayrağı.Yalnız kaldık haremde Bey ile gözdesi gibi…İçebiliriz gözlerimizle …

Devamını oku

Bir Ağaç Karşısında

Soğuk bir kış günü, karanfil almak için çiçekçi dükkânına girdim. Tatlı bir yaz hararetiyle ısıttırılan bi yerin havası, nibâti usarelerin hafif, sert ve yeşil buğulariyle dolu idi. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar, bana gösterilen sandalyede oturdum. Mes`ut bir insanın hayâl evi gibi, iklim, mevsim, yer ve zaman dışında meyl ve hevesin arzu edebileceği her türlü renkte …

Devamını oku

Nazar

Gece, Leylâ’yı ayın on dördüKoyda tenha yıkanırken gördü.“Kız vücûdun ne güzel böyle açık!Kız yakından göreyim sahile çık!”Baktı etrâfına ürkek, ürkekDedi: “Tenhâda bu ses n’olsa gerek?”“Kız vücûdun sarı güller gibi ter!Çık sudan kendini üryan göster!”Aranırken ayın ölgün sesini,Soğuk ay öptü beyaz ensesini,Sardı her uzvunu bir ince sızı;Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.Soldu, günden güne sessiz, soldu!Dediler …

Devamını oku

Güvercin Avlayan Martı

“Terasta yemlerini yiyen güvercinlerden biri aniden başının üzerinde kurşundan bir gölge hissetti. Çatıya tüneyen martı, şişmanlığından umulmayan bir çeviklikle güvercinin tepesine kurşun gibi inmiş, zavallıyı yerden iki metre yükseklikte vurmuştu. Galiba sivri gagası ile karnını deşmişti. Bir an, ama sadece bir an çıkıp şunu taşla mı olur, kurşunla mı olur vurayım diye geçti kafamdan, o …

Devamını oku

Ermeni Balıkçı ile Topal Martı

Topal martı ile balıkçının konuştukları bile görülmüştür. Önce martının laf attığına kalıbımı basarım, diyeceğim. İlkin balıkçının martıya laf atmasının mümkünü yoktur.Raviyanı ahbar işbu muhavereyi şöyle naklederler:Martı:Balıkçı:—Susacak mısın topal, sabah sabah?..Martı:Balıkçı:—Patlamadın ya! Daha nişana varmadık.Martı:Balıkçı:– Gözünü seveyim topal, sus… Sus da bir yan evvel (bir an evvel) varalım şu nişana. Martı:Balıkçı:—Zo bu kadar laf ettiğine bakılırsa …

Devamını oku

gizemli bir sofrada

Hiç olamadım bir çerçeve içindeAma sonradan çerçevelendimSoyut ve soylu bir resim gibiİnsanın soysuzluğunu bildim Bile bile kendimi kandırdımUzak düşler edindim Tarihin uyumsuz belleğine Kurşun sıkan bir eşkiyaUçveren kardelen şimdiYalnız, kimsesiz, çukurunda Yedi vadiler aşmış, yedi deryalar geçmişYeniyetme yetimler düşleriyle yatmadaUzak iklimlerin kara kışındaKendini sorgular başkaları adına Kendini yemek işiGizemli bir sofrada Yanlışlar kimi zaman bir …

Devamını oku