Haydi Gül

“Gök bile tasalı” deyip astı suratını

Dedim: “Haydi gül, yeter gök için bu kadar somurttuğun

Dedi: “Gençlik de geçip gitti.” Dedim: “Haydi gül!

Bu hüznün geri getirmez ki akıp giden o yılları

Dedi: “O ki aşkımın göğüydü

Ama cehennem oldu artık sevdalı ruhuma

Kalbimin sahibi kılmışken ben onu, tutmadı ki sözlerini

Şimdi nasıl tebessüm edebilirim ben?

Dedim: “Haydi gül, neşelen biraz! Onda tutuklu kalırsan şimdi

Bütün bir ömür hüzne gark olacaksın

Dedi: “Korkunç bir savaş anında ticaret,

Susuzluktan ölmek üzere olan yolcuya benziyor

Ya da kana muhtaç, veremli, zarif bir kadına

Her soluk alış verişinde kan kusmakta

Dedim: “Haydi gül, sen değilsin ki hastalığının kaynağı, ne de şifası

Sen gülersen belki de…

Nasıl oluyor da suçlu bir başkası iken?

Sen dehşet içerisinde sabahlıyorsun, sanki sensin kabahatli

Dedi: “Düşmanlar sardı etrafımı, katlandı nâraları

Kuşatmışlarken beni kendi yurdumda, sevineyim ben öyle mi?

Dedim: “Haydi gül, düşmanlar seni hor görmeyecekti ki

(onlardan) daha saygın ve kıymetli olmamış olsaydın

Dedi: “Bayramlar geldi çattı

Yeni giysiler ve oyuncaklar almak gerek

Ahbapları da yoklamalı

Fakat elimde avucumda bir dirhem olsun yok

Dedim: “Haydi gül, hâlâ hayattasın ya bu yeter

sevdiklerinden mahrum da değilsin!

Dedi: “Geceler yudum yudum zehir içirdi bana

Dedim: “Zehir de içmiş olsan haydi gül”

Olur da biri seni neşe içinde mırıldanırken görür de

Kederini bir kenara bırakıverir ve başlar terennüme

Hem hüzün ile ne geçti ki eline,

Ya tebessüm ne kaybettirdi sana?

Dostum! Gülsen ne dudakların çatlayacak

ne de yüzün parçalanacak

Öyleyse gül doyasıya. Çünkü gülmekte göktaşları karanlık perçemlenmişken,

İşte tam da bu yüzden sevmekteyiz biz yıldızları!

Dedi: “Tebessüm mutlu kılmaz ki kişiyi

zoraki dünyaya gelip öylece gideni

Dedim: “Haydi gül hâlâ bir karış varken ölümle aranda

Zira ölümden sonra gülemeyeceksin bir daha asla!

Îliyyâ Ebû Mâdî

af083759-6d95-461f-badb-98a7affc79db8759965453621819304-768x1024 Haydi Gül

Bırak Zaman Ne Dilerse Onu Yapsın

Bırak, zaman ne dilerse onu yapsın
Kaderin hükmüne karşı gönlün rahat olsun

Sabır göster cereyan eden olaylara
Dünya olayları kalıcı değil ki

Sıkıntılara sağlam bir adam gibi diren
Vefa ve hoşgörü olsun senin hasletin

İnsanlar arasında birçok eksiğinle nam salmışken
Bir örtü gelse de şunları saklasa demişsen

Cömertliği kuşan, zira her ayıbı
Öyle derler ki cömertlik örtermiş

Sakın düşmanlara karşı ezik gözükme
Zira düşmanın alaylı bakışları başa beladır

Cimriden de cömertlik bekleme
Zira susayana su yoktur ateşte

İşleri ağırdan alsan da rızkın azalmaz
Kendini zorlasan dahi rızkın artmaz

Ne üzüntü daimdir ne sevinç
Ne sefalet kalıcı sende ne de selamet…

Eğer kanaatkarlık varsa sende
Fark yoktur cihanın sultanı ile aranda

Ecel kapıya dayandığı anda
Gök dahil sığınamazsın hiçbir yere

Zira Allah’ın arzı geniş olsa da
Kaderin hükmü karşısında kainat dar gelir

Bırak zaman yapsın hinliğini her vakit
Öyle ya ölüme çare bir ilaç yoktur

İmam Şâfiî

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.