Sevgilim, sen kaybolduğunda dünyaya ıssızlık çöker
Söyle bana ay parçam ne vakit doğacaksın
Ruhum yok oldu uğrunda, özleminden
Anlat bana can parçam bu hususta ne yapacaksın
Gönlümün saadeti, esenlikte ve bollukta kalmandır
Dünyadan bunun ile razı olurum ben
Sana olan aşkımı misline katlasam beyhude değil
Gözyaşlarımı senin için akıtsam ziyan değil
Ki senden gayrısı karşıma çıksa dönüp bakmam
Bana seslense dahi işitmem
Annesinin nehre bıraktığındaki Musa gibiyim sanki
Önceden süt anneler ona haram kılınmıştı hani
Sanıyorum sevgilim onu tanıdığım gibi değil
Aksi halde vuslatımıza engel olan mazeret nedir?
Öfkeyle çekip gitti, görmeyeli oldu üç gün
İşte bugün de dördüncü gün
Görüyorum ki aramızdaki bağı koparmaktır niyeti
Ondandır veda bakışlarını kınından çekti, ah nasıl da keskindi
Bense bu cefa karşısında bir hayli sabırlıyım
Sevgilimin bana hoşnutça dönmesini umuyorum
Lütfedersen ey habercim ona söyle
“Aşığın darlık içinde, seninse affın geniş” diye
Yemin ederim ne kavrulan kalbimin susuzluğu dindi
Ne de göz pınarlarım suyunu çekti
Bana kin tutanın kalbi yumuşayana dek zelil oldum
Ta ki aşkımı kınayan döndü de bana aracı oldu
Bende gördüğünüz teslimiyeti yadırgamayın
Zira ben yalnızca aşka teslim oldum
Ebu’l-Fadl Zuheyr bin Muhammed bin Ali el-Mühellebî (Bahâ Zuheyr)

Ondandır veda bakışlarını kınından çekti, ah nasıl da keskindi











