Abdurrahman ed-Dahil’e Gazeli

Acıdan sızlanan bülbüle kim bulur çare,
Gece karanlığında başına gelen hasretine
Dağ ve bayırla dertleşip giryan olur hep o:
Endülüs’le bir olur mu Şark diyarı

Ayrılık acısı bülbüle şakımayı öğretince
acıların tuzağına takılmış kalmış
Geceleyin gökyüzünde yolunu kaybetmiş
Yeryüzü de ona bir hayli dar gelmiş
Ağacının ıssız dallarında silkindikçe
Aşka gelip ağlamaktan güler
Bürünüp abasına yüzü kapalı
İhtiyârâne yola koyulur yorgun adımlarla
Tüneyince sırtı kamburlaşır
Dikilince de göğsü kamburlaşır

Boğazının üzerinde kırmızı gagasındaki dili
Bir temrenin ucundaki kan izi gibi
Şakıdıkça sonuna kadar açılır
Akikten bir makasmış gibi
Ayrılık haline ağlayıp sızlanır
İnce bir tülün ardında evladına ağlayan anne gibi
Ağzını açıp savurdukça çatallı dilini
Tutmadan kendini döker içini
Onun dili ud telidir; lakin çalmadan öter gece vakti
yahut da o kor kıvılcımıdır

Sükûnet halindeydi; hasreti coştu birden
Dertlerin çilegâhı değil miydi gece
Biri tükenmiş biri yorgun iki kanatla
Uçmaya çalışıyor aşk illetine düşeli
Onu felek yaralamış, bir değil bin defa
Açtığı yaralara çare de bulsa ne olurdu
Başını taştan taşa vura vura
Abasından, gerdanlığından kan süzülür
Ağlamaktan gözleri kanlanmış
Yekpâre bir yakut gibi

Geceleyin bir “Ah” çekip ürperir
Saçlara değen küpeymişçesine
Ayrılık ona tek bir ramak bıraktı
Kan selinin ardında kalmış iz misali
O ramak da cezbelerinde tükenir
Gecenin son saatlerinde alevlenen sancı misali
Gerdanlık değil, alevdi
O boğazındaki kızıllık
Ah zavallı bir bilse
bu acıklı halinin aşktır müsebbibi

Aşina olduğum geceyle söyleştim
Sordum: “Derdi kimler taşır?” Dedi: “Hasret ehli”
Sordum ona: “Yeri neredir?” Dedi: “Ona her yer revâ
Hicaz ya da Irak, seçmez o mesken kendine”
“Ama” dedim, “Gözleri cömert değil yaşta”
Dedi: “Zaten en acısı akmayanı değil midir yaşların”
İşte biz hep kuşlara imreniriz
Kavrulup yandıkları acılarını bilmeden
Feleğin işidir, boşver o kuşları
Ağaç dallarını da diyarlarla hemhal eder

O serzenişteyken gözüm yıldızlara takılmış
uykusuzluk esaretindeydim, gözyaşlarımsa özgürce akıyor
Ey dert deryasında figan eden bülbül
Deryada boğulanların birbirine ne faydası var
Sana isabet eden ok bende nice yaralar bıraktı
İkimiz de gurbet ve firkat kurbanıyız
Dünya haline nereden baksan hep kısmet
Kâh güzellik bulursun kâh perişanlık
Bir de insan haline bak: Kurtulsa bile
Felek okundan, yay gelir yarar başını

Ahmet Şevkî

img_66594311095908251919695-683x1024 Abdurrahman ed-Dahil'e Gazeli
Ayrılık acısı bülbüle şakımayı öğretince
acıların tuzağına takılmış kalmış

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.