“Sadık kalmak, başkalarına bağlamak, yazgımızı,
her şeye rağmen bir anlamı var bunun” diye yineliyor
yüzünü kuşkuyla buruşturarak, yanılgılı erkek yüzünü.
“Her şeye rağmen bir anlamı var” diye yanıtlıyor kadın
dalgın, ve dışarıya bakıyor, salmalık vadide
yaptığına rüzgarın.
“Büyük şans böyle görüyorsan.
Erdem bir paçavra günümüzde, gülünç bir şey … “
diye sürdürüyor ve mağrur, direksiyonla vites arasında
kaydırıyor elini.
“Tabii” irkiliyor kadın uzaktan gelişini
ve asfaltın kıyısında bitiştiğini görünce dağların.
“Tabii” ve bir tını kaçıyor dudaklarından, takma
dişlerinden
çıkan şakırtıyla sızlanma arası.
Bir anlık bir susku izliyor bunu, uzun,
onlardan çok benim için, bu ölü hücrede
ateş ya da hava, unsurlardan hangisi eksik
düşünürken.
Bu arada gözlüyorum onları,
benzeşmiyor hiçbiri, ama hepsi şunda özden:
Yarasız bir dikkatle devinip
uzak duruyorlar asıl amaçtan, asıl tasadan.
“Sevda, sevda eksik olan
63 bir şeyler bilseniz üzerine
adını anmaya cesaretiniz olsa”
onlara dönüyorum kendi kendime ve zaman, yer yitiriyor
sınırını
ya bir gölge ya bir opossum kuyruğu sürünüyor önümde.
Mario Luzi

Bu şiir, bireysel bir konuşma sahnesinden hareket ederek modern insanın sevgi yoksunluğunu, anlam krizini ve varoluşsal yabancılaşmasını ele alır. Şair, arabada yolculuk eden yaşlı bir kadın ve erkeğin diyaloglarını aktarırken aslında bütün bir çağın ruh hâlini sorgular.
Diyalog ve İroni
Şiir, erkeğin şu sözleriyle başlar:
“Sadık kalmak, başkalarına bağlanmak… her şeye rağmen bir anlamı var bunun.”
Bu cümlede dikkat çekici olan, erkeğin söylediklerinden tam emin olmamasıdır. “Yüzünü kuşkuyla buruşturarak” ifadesi, dile getirdiği değerlere kendisinin bile tam inanmadığını gösterir. Sadakat ve bağlılık savunulur; fakat bunlar artık güçlü bir inançtan değil, kaybolmaya yüz tutmuş değerlerin son yankısı gibi dile gelir.
Kadının cevabı da aynı ölçüde isteksizdir:
“Her şeye rağmen bir anlamı var.”
Kadın da aynı cümleyi tekrar eder; ancak dışarıya bakmaktadır. Onun dikkati rüzgârın vadide yaptığı harekete yönelmiştir. Bu da konuşmanın içtenlikten uzak, alışkanlık hâline gelmiş bir tekrar olduğunu düşündürür.
Modern Dünyada Erdemin Değersizleşmesi
Erkeğin ardından söylediği sözler şiirin temel eleştirisini oluşturur:
“Erdem bir paçavra günümüzde, gülünç bir şey…”
Burada ahlaki değerlerin günümüz dünyasında itibarını kaybettiği ifade edilir. “Paçavra” benzetmesi, erdemin artık kirlenmiş, değersizleşmiş ve kimsenin önemsemediği bir nesneye dönüştüğünü anlatır.
Ancak şiirin ironisi burada yoğunlaşır: Erdemin değersizleşmesinden yakınan kişi bile bu değerlere gerçekten sahip değildir. Sözleri ile yaşamı arasında bir boşluk vardır.
Yolculuk Metaforu
Şiirde araba yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Direksiyon, vites, asfalt ve dağlar yaşam yolculuğunu simgeler.
Kadının:
“Tabii”
diye verdiği cevapların mekanikleşmesi, insanların birbirlerini gerçekten dinlemeden konuşmalarını gösterir. Takma dişlerden çıkan sesin “şakırtıyla sızlanma arası” oluşu ise yaşlılığın, tükenmişliğin ve iletişimsizliğin fiziksel bir simgesine dönüşür.
Şairin Müdahalesi
Şiirin en önemli kırılma noktası anlatıcının doğrudan devreye girmesidir:
“Bu arada gözlüyorum onları…”
Artık yalnızca iki kişiyi değil, bütün insanlığı gözlemleyen bir bilinç konuşmaktadır.
Şair şu sonuca ulaşır:
“Benzeşmiyor hiçbiri, ama hepsi şunda özden: Uzak duruyorlar asıl amaçtan, asıl tasadan.”
İnsanlar görünüşte birbirlerinden farklıdır; fakat özlerinde aynıdırlar. Hepsi hayatın gerçek meselesinden kaçmaktadır. Günlük konuşmalar, toplumsal değerler ve sıradan tartışmalar, insanın esas varoluş sorununu örtmektedir.
“Eksik Olan Sevda”
Şiirin doruk noktası şu dizelerdir:
“Sevda, sevda eksik olan… Bir şeyler bilseniz üzerine Adını anmaya cesaretiniz olsa.”
Buradaki “sevda” yalnızca romantik aşk değildir.
Sevda;
- yaşama tutkusu,
- insana gerçek bağlanma,
- hakikati arama,
- varoluşa anlam kazandıran temel güçtür.
Şaire göre insanların temel problemi erdem eksikliği bile değildir; sevda eksikliğidir. Çünkü sevda olmayınca sadakat de, erdem de yalnızca boş sözlere dönüşmektedir.
Daha da önemlisi insanlar “sevda” kelimesini bile söylemeye cesaret edememektedir. Çünkü gerçek sevgi, insanın bütün savunmalarını yıkmasını gerektirir.
Gerçeklik ile Hayal Arasında
Şiirin sonundaki görüntü:
“Zaman, yer yitiriyor sınırını ya bir gölge ya bir opossum kuyruğu sürünüyor önümde.”
Gerçek ile hayal arasındaki sınırlar silinir. “Opossum kuyruğu” gibi beklenmedik ve tuhaf bir imge, dünyanın anlamsızlaşmasını ve gerçekliğin parçalanmasını yansıtır. Artık anlatıcı da kesin bir gerçeklik içinde değildir; modern insanın zihinsel karmaşasını paylaşmaktadır.
Sonuç
Bu şiir, sıradan bir araba yolculuğunu kullanarak modern insanın manevi yoksulluğunu anlatır. Sadakat, erdem ve bağlılık üzerine konuşan insanlar aslında bu kavramların içini boşaltmışlardır. Şairin ulaştığı sonuç nettir: İnsanlığın asıl eksiği ahlak kuralları değil, sevdadır. Sevda olmadan erdem kuru bir söyleme, sadakat alışkanlığa, hayat ise yönünü kaybetmiş bir yolculuğa dönüşür.
Bu nedenle şiirin merkezindeki düşünce, modern insanın gerçek sevgi ve anlamdan uzaklaşması nedeniyle kendi varoluşunun özünü yitirdiği yönündedir. Şair, iki yaşlı insanın gündelik konuşmasını evrensel bir varoluş eleştirisine dönüştürerek, okuru “asıl amaç” ve “asıl tasa” üzerine yeniden düşünmeye davet eder.
ChatGPT











