Suskun Kelimeler Lügati

Dudakları yırtılmış bir şehir duruyor karşımda,
Dili kelepçeli bir şiir…
Susuyorum, içimde ihtilal korkusu,
Konuşuyorum kelimeler intihar ediyor…
Senden kaçıyorum, şehir peltek,
Sana geliyorum, şiir kekeme…
İçimden akan ırmaklardan intihal edilmiş
Mısralarımda ölü soğukluğu,
Noktadan sonra hayat umudu…
Ne umduğuna nail olabilmiş virgül,
Ne de içimdeki çığlığı susturabiliyor nokta.
Hani ellerin dokunsa yarama diyorum
Son bir umut,
Öyle üvey ki, onlar da çok uzakta…
Bir vav’ın karnındayım iki büklüm
Vav kanımda susuyor uzun uzun
Ve bir bulutu ağlatırken bulunacağım
Korkuyorum,
Seni ıslattı diye sataştığım o bulutu…
Ve ölümüme şahit yazılacak
Suskun kelimeler lügati…
Ve ben gideceğim
Şehirlere kar yağmıyor diye
Bulutları yağmalayacak çocuklar
Ve ben gideceğim
Takvimlerden silinecek bütün mevsimler
Yırtılan dudaklarından öpülecek
Önce şehirler
Sonra şehri ıslatmaya korkan
Kara bulutlar, bahtsız şiir.
Ve sabah oluyor,
Şehrin dudaklarından kancalar sökülüyor
Güneşi giyinmeye hazır sokaklar…
Yağmalanan şehre yağan
Bir ezan sesi
Doğruluyorum tırnaklarımda izi gecenin
Doğruluyorum şiirin kalesi düşüyor
Doğruluyorum doğum sancısı gibi bir sabah
Doğruluyorum, aziz Allah…

Bilal Tırnakçı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.